Türkiye Dünyanın Kaçıncı Büyük Ekonomisi?

IMF’nin Nisan aynında açıkladığı Dünyanın Ekonomik Görünümü Raporu ve bunun veri seti ekinde (https://www.imf.org/external/pubs/ft/weo/2019/01/weodata/index.aspx) yer alan verilerden giderek hazırladığımız ekteki listeler bize karşılaştırmalı olarak Türkiye’nin 2000 ve 2019 yıllarında GSYH büyüklüğü olarak dünya sıralamasında kaçıncı sırada olduğunu gösteriyor. Bu listelerden 2019 yılına ait olanı IMF’nin tahminlerine dayanıyor (tablolardaki GSYH büyüklükleri milyar dolar olarak okunmalı.)

Tablolarda dikkati çeken noktalara değinelim: (1) İlk beş ekonomi arasında 2000 yılında Uzakdoğu’dan tek ülke (Japonya) varken 2017 ve 2018’de iki ülke (Çin ve Japonya), 2019’da üç ülke (Çin, Japonya ve Hindistan) yer alıyor. Böylece dünyanın en büyük beş ekonomisinin üçü Uzakdoğulu ülkeler, biri ABD biri de Almanya oluyor. Bu bize artık Avrupa’nın gerileme sürecinde olduğunu açık biçimde gösteriyor. (2) Bu 20 büyük ekonomi içinde 20 yılda en büyük çıkışı Hindistan yapmış görünüyor. 2000’de 13’üncü sıradayken 2019’da 5’inci sıraya çıkıyor. (3) Bu ekonomiler arasında yerini en iyi ABD ekonomisi korumuş bulunuyor. (4) Avrupa ülkeleri (İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya) düşüş eğilimine engel olamıyorlar. (5) Meksika, hızlı bir düşüş sonrası durağan bir duruma erişmiş görünüyor.

Türkiye, 2001 krizi öncesinde (2000 yılında) dünyada 17’nci sırada yer alıyordu. Kriz sonrası uyguladığı ekonomik programın yarattığı ivmeyle 2014 yılında 16’ncı sıraya yükselmişti. Ne var ki burada kalamadı ve 2017 yılında tekrar 17’nci sıraya, 2018 yılında ise 18’inci sıraya geriledi. Eğer IMF’nin tahminleri gerçekleşirse 2019 yılı sonunda 20’nci sıraya düşeceği anlaşılıyor.

Türkiye açısından bu gidişi tersine çevirebilmek için üç adım atılması gerekiyor: İlk adım; geriye gidiş gerçeğini kabul etmek. Yani düne kadar bu karşılaştırmayı kabul edip de işler kötüye gidince satınalma gücü paritesi hesabına dönmek gibi adımlar atarak gerçeği saklamaya çalışmamak. İkinci adım; yükselen bir ekonominin, başkalarının girişimleriyle değil de hangi hatalarımız sonucunda düşüşe geçtiğini araştırmak. Üçüncü adım; ekonomi yükselirken siyasal, sosyal ve ekonomik alanlarda neler olduğunu, bunlardan hangisi değiştirildiğinde kayıpların ortaya çıkmaya başladığını belirleyip ona göre gerekli değişiklikleri yapmak.

Bunların dışındaki her adım zaman kaybına yol açmaktan öteye bir şey getirmeyecek gibi duruyor.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları