Robotunuz ne işle meşgul?


Robotlar arası bir “kız isteme” merasimi mümkün olsaydı, gelin adayı robotun babası muhtemelen bu soruyu müstakbel damat robotun babasına yöneltirdi. Birkaç yıl önce alacağı yanıt da muhtemelen, “fiziksel aktiviteler” ile sınırlı kalır, entellektüel ya da sanatsal aktivitelerin yanıt içerisinde yer bulması pek beklenmezdi.

Oysa durum, son yıllarda büyük bir değişim göstermiş gibi görünüyor.

Yapay zekâ yine yapacağını yaptı ve “yaratıcılık” gerektiren alanlara da el atmaya başladı. Yaratıcılık gerektiren alanlar derken neyi mi kastediyoruz? Görsel sanatlar, müzik ve edebiyatı tabii. Şaşırtıcı, değil mi? Haydi, konuyu biraz daha detaylandıralım.

Meta’nın yapay zekâ çözümü OpenAI’ın geliştirdiği DALL-E yazılımını muhtemelen hepiniz duymuşsunuzdur. DALL-E, sözcükler kullanarak yapacağınız bir tariften yola çıkarak orijinal, gerçekçi görüntüler ve sanat eserleri (tablolar olarak da okuyabiliriz) oluşturabiliyor. Bunu yapabilen tek uygulama da değil ayrıca. Benzer uygulamalardan bahsetmek gerekirse Stable Diffusion, Midjourney ya da Craiyon’u anmak mümkün. Son dönemde Google, yazılan cümleleri üç boyutlu görsellere dönüştüren yapay zekâ uygulaması Dreamfusion’ı da tanıtarak benzer bir uygulamayla alana giriş yapmış oldu.

Aslında, Google bu alanda oldukça aktif ve girişimleri de epey fazla. Resim yapabilen yapay zekâya, müzik yapanı ekledi. Yarattığı yapay zekâ algoritması, birkaç saniyelik bir ses örneği dinletilip “eğitildikten” sonra, buna uygun şekilde kulağa doğal gelen müzikal bir kompozisyon oluşturabiliyor. Bununla da kalmıyor, insan sesi dahi yaratabiliyor. Google araştırmacıları tarafından geliştirilen yazılımın adı AudioLM. Yarattığı seslerin orijinalinden ayırt edilmesi oldukça güç. Örnekleri internetten bulup dinlemenizi öneriyorum. Bunca yıldır beste yapıyor ve bunları yayınlıyorum. Örnekleri duyunca, müzisyenlerin geleceği adına gerçekten ürktüm.

Google’ın yapay zekâsı LaMDA’dan güç alan Wordcraft da, yazımızın konusunun üçüncü ayağını oluşturuyor. Wordcraft, DALL-E’ye çok benzer bir iş yapıyor aslında. Bir farkla, görsel oluşturmuyor, kitap yazıyor. Bir ya da birkaç cümle ile nasıl bir hikâye yaratmak istediğiniz belirtildiğinde, yapay zekâ devreye giriyor ve o hikâyeyi üretiyor. Yazarlar, dönem dönem yazdıkları konularda tıkanabiliyor ve ellerindeki roman ya da hikayeyi ilerletmekte zorlanabiliyorlar. Wordcraft bu konuda da mahir. Şimdi ne olacak, diye sorduğunuzda hikayeyi tamamlayabildiği söyleniyor.

Google, on üç yazar ile birlikte oturmuş ve Wordcraft’ın yarattığı metinleri incelemiş. Neyse ki, ortaya çıkan eserlerin oldukça “sıradan” olduğu sonucuna ulaşmışlar. Ancak çalışmalar sürdükçe, bu tip “yaratıcı yazılımların” daha iyi eserler vereceğini, hatta yeni tarzlar ortaya çıkacağını tahmin etmek kehanet olmaz. Bu da, sanatçılar için kötü haber anlamına geliyor.

Yapay zekâ, sanat eseri üretebilir mi sorusu, böylelikle geride kalmış oldu. Soru yanıtını buldu. Bununla birlikte ortada başka bir büyük problem var: Üretilen eserlerin telif haklarının kime ait olacağı. Bu, öyle kolay çözümlenebilecek bir konu gibi de durmuyor. Önümüzdeki yıllarda gündemde kalması olası. Neticede, yapay zekâ, yaptığı bu işleri internette yer alan, insanlar tarafından yaratılmış kaynakları tarayarak “öğreniyor”. Yani temelinde yine insan var.

Yapay zekâ, sizce sanatsal faaliyetleri bir insan kadar iyi ve nitelikli yapabilir mi? Benim cevabımı biliyorsunuz, yukarıda (biraz üzeri kapalı olarak da olsa) vermiştim. Tekrarlayayım, benim yanıtım “evet”. Ama sizlerin yanıtlarını ve gerekçelerini de gerçekten merak ediyorum. Görüşlerini iletmek isteyenler LinkedIn’den ya da Instagram’da “ozgun_cinar_official” hesabından bana ulaşabilir.

Bir sonraki yazıda görüşene kadar, sağlıcakla kalın.

Özgün ÇINAR
Latest posts by Özgün ÇINAR (see all)