Rahat Bir Nefes Almak

Çin’in Vuhan kentinde başlayan koronavirüs salgını henüz sadece bu ülkede yayılıp ölümlere sebep olurken, Şanghay’da yaşayan arkadaşıma maskelerin bir moda akımına dönüşüp dönüşmediğini sormuştum. “Sadece rahat nefes almak istiyoruz, kullandıklarımız cerrahi maskeler ve modayla bir ilgisi yok” yanıtını vermişti.
Rahat bir nefes almak: Kıymetini belki de hiç bu denli bilmediğimiz, şimdilerde hasretini çektiğimiz taze, rahat bir nefes… Tıpkı Ziya Osman Saba’nın “Nefes Almak” şiirinde tasvir ettiği gibi:
“Nefes almak, içten içe, derin derin,
Taze, ılık, serin,
Duymak havayı bağrında…”

“Evden çıkarken unutmamamız gerekenler” listesinde günümüz şartlarında pek de işe yaramayan cüzdanlarımız, anahtarlarımız, gözlüklerimiz, makyaj malzemelerimiz, kırık birkaç kraker ile birlikte –diğerlerinin şaşkın bakışları arasında- yerlerini aldı maskeler.

Peki, size de öyle olmuyor mu? Bu incecik kumaş parçası, taşınmayacak kadar ağır gelmiyor mu?
Dışarı çıkarken kaç kez maskenizi evde unuttuğunuz için geri döndünüz? Dönmek gerek elbet. Ağır gelse de, maskeleri unutmamalı insan. Kâh satışı yasaklandı, kâh eczaneden almak için şifresi gelmedi derken onlara ulaşmak öyle zor oldu ki, kıymetini bilmeli.

Fotoğraf: Yasin Baran

Maskeler: Doğunun alt kültürü

Kovid-19’un ilk kez görüldüğü ve hayatın normal akışına diğer ülkelerden daha hızlı şekilde döndüğü Çin’de maske takmak, kamusal alanlarda sosyal sorumluluğu yerine getirmek demek.

İngiliz stil dergisi Dazed tarafından “doğunun uzun zamandır var olan alt kültürü” olarak tanımlanan maskeler, Asya ülkelerinde hava kirliliği ve salgın hastalıklarla mücadelede günlük hayatın bir parçası: Çin, Japonya, Güney Kore, Tayland, Tayvan gibi ülkelerdeki genel anlayışa göre sağlıklı insanlar bile virüs taşıyıcı olma riski taşıdığından, toplum sağlığı için maske takmak önemli.
Çin’in bazı bölgelerinde maske takmamak tutuklanmaya varan sonuçlara neden olurken, salgından sonra Singapur’da maske takmamanın cezası 300 Singapur doları olarak belirlendi.

 

Şanghay Disneyland, ateş ölçümü, sosyal mesafenin korunması, maske kullanımı mecburiyeti gibi yeni protokollerle 11 Mayıs’ta açıldı.

Global Times’ın haberine göre bazı Çinliler yüzlerini daha küçük gösterdiği ve “istenmeyen sohbetlerden uzak tutmaya yaradığı” için maskelerden şikâyet etmezken, Japonlar hava kirliliğinden korunmanın yanı sıra maskeleri sokak modasının bir parçası ve makyaj yapmaya bir alternatif olarak görüyorlar. İşin ilginci, Japonların maskeleri hislerini saklamak için de tercih etmeleri.

Sahi maskeler, duyguları gizler mi?

Türkiye’de de “kontrollü sosyal hayat” sürecinde pazar yerleri, marketler, AVM’ler, toplu ulaşım araçları, taksiler, kuaförler ve berberlerde zorunlu olan maske kullanımına ek olarak hıfzıssıhha kurulları, 23 ilde sokağa maskesiz çıkmayı yasakladı. Hıfzıssıhha Kanunu 282. Madde’ye göre yasaklara uymayanlara 250 Türk Lirasından 1000 Türk Lirasına kadar idari para cezası verilecek.

Koronavirüs günlerinde maske olmak
Koronavirüs günlerinde maske olmak da zor, zira memlekette kimileri maskeyi aklına estiği gibi, özellikle çenelerinin altından takmak suretiyle, ciddiye almadan kullanıyor.
Kardiyolog Prof. Dr. Bengi Başer, Twitter hesabından yaptığı açıklamada insanları “Siz maskenizi düzgünce takmış olsanız bile, eğer karşınızdaki Covid-19 taşıyan kişi maskesizse, bulaşma riski %70. Oysa iki taraf da maskeli olduğunda, bulaşma riski sadece %1,5. Bir de mesafe koyarsanız, %100 korunursunuz. Yani maske ve fiziksel mesafe sağlığınız için şart” diyerek uyarıyor.
Maske takmak kimi zaman ağır gelse de, aslında üzerimizde bir yük varmış gibi hissetmemize sebep olan, nefes almamızı zorlaştıran şey, o değil.
Doğa talan edilirken, medyada ölüm tehditlerini sohbetlerine rahatlıkla konu edenler ceza almazken, 12-17 yaş arasındaki genç kızlar, akademisyen unvanlı erkekler tarafından arzu nesnesi ilan edilirken, emekçiler işsiz kalma endişesiyle sosyal mesafenin korunmadığı iş yerlerinde çalışmak zorunda bırakılırken, asgari ücretlinin satın alabileceği ürünler erirken, nefes almak mümkün değil.
Rahat, derin, taze bir nefes almayı özledik… Tıpkı Ziya Osman Saba’nın “Nefes Almak” şiirinde tasvir ettiği gibi:
“Sürahide, ışıl ışıl, içilecek su
Deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu
Yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses.

Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes…
Anlıyorum, birbirinden mukaddes,
Alıp verdiğim her nefes.”

Arzu SÜZMEN
Latest posts by Arzu SÜZMEN (see all)
Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları