Alman filozof ve ekonomik teorisyen Karl Marx’ın hayatı, devrimci fikirlerle dolu bir serüvenin yanı sıra ölüm tehditleri ve komplolarla da şekillendi. 1840’ların sonuna gelindiğinde, Marx Avrupa’yı saran demokratik ve liberal devrimler arasında mekik dokuyordu. Monarşilerin hâkimiyetini sürdürmeye devam ettiği bu yıllarda, Marx gazeteci ve yazar olarak mütevazı bir yaşam sürerken, sınıf ilişkileri ve sosyalist kurtuluş üzerine yazdığı eserler devlet otoritelerinin tepkisini çekti. Prusya makamları tarafından sürekli izlenen Marx, Paris, Brüksel ve Köln arasında gidip gelerek yasal taciz ve olası kovuşturmadan kaçtı.
1849 Haziran’ında Londra’ya yerleşen Marx, geri kalan ömrünü burada geçirdi. Friedrich Engels ile birlikte, çoktan tamamlanmış devrimci programları Komünist Manifesto ile uluslararası işçi sınıfına kapitalist zincirlerini kırma ve üretim araçlarını elinde tutan burjuvaziye karşı birleşme çağrısı yapmıştı. Marx’ın tarihsel materyalizm ve sınıf mücadelesi üzerine fikirleri, 1867’de yayımlanan Das Kapital ile ölümsüzleşirken, 1849’da Londra’ya geldiğinde en önemli örgütsel bağlantısı Komünist Lig’in uluslararası kanadı oldu.
Komünist Lig’de Fikir Ayrılıkları ve Suikast İddiaları
1847’de işçi lideri Karl Schapper’in Adililer Ligi ile Marx ve Engels’in Komünist Yazışma Komitesi’nin birleşmesiyle kurulan Komünist Lig, Marksist bir hareketin ilk örneklerinden sayılıyordu. Ancak üyeler arasında Marx’ı “fazla ılımlı” bulan radikaller de vardı. Bunlardan biri, Prusya soylu ailesinden gelen August Willich’ti.
Willich, askerlik görevinden ayrılarak cumhuriyetçilik ve sosyalizme yönelmiş, 1848 devrimlerinde Engels’in yardımcısı olarak Baden’deki bir ayaklanmayı yönetmişti. Ayaklanma bastırılınca İngiltere’ye sığınan Willich, marangozluk yaparak yaşamını sürdürdü ve Komünist Lig’in sol kanadında aktif kaldı.
Ancak Willich ve Marx-Engels ekseninde oluşan görüş ayrılığı, ileride ciddi bir çatışmaya dönüştü. Wilhelm Liebknecht’in aktardığına göre, Willich ve Fransız devrimci Emmanuel Barthélemy, Marx’ın “ılımlı” yaklaşımını o kadar aşırı muhafazakâr buldular ki, Marx’ı öldürmeyi planladılar.
Düello ve Suikast Girişimi
Willich, Marx’ı alenen aşağıladı ve düello ile meydan okudu. Marx reddetti; bu yüzden düello, Neue Rheinische Zeitung dergisinin yöneticisi Konrad Schramm ile gerçekleşti. İngiltere’de düello yasak olduğundan, ikili Belçika’ya gitti. Willich, askeri tecrübesi sayesinde düelloyu kazandı; Schramm başından yaralanmasına rağmen hayatta kaldı.
Olayın ortaya çıkmasıyla birlikte, Prusya casusu Wilhelm Stieber tarafından Komünist Lig üyelerinin detayları Fransa ve çeşitli Alman devletlerine bildirildi. Bunun sonucunda 1852’de Köln Komünist Yargılaması başladı; yedi sanık altı yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Marx’ın Londra Yılları ve Willich’in ABD Macerası
Marx, Londra’da vatansız bir akademisyen olarak yaşamını sürdürdü ve Das Kapital’in ilk cildinin yayımlanmasına tanık oldu. Willich ise 1861’de Amerikan İç Savaşı’na katılmak üzere ABD’ye gitti, 9. Ohio Piyade Alayı’na alındı ve kısa süre sonra albaylığa terfi etti. Rich Mountain Muharebesi’nde görev aldı ve 32. Indiana Alayı’nın komutanlığına atandı.
1870’te Almanya’ya döndü; Komünist geçmişi nedeniyle Prusya Ordusu’nun Fransız-Prusya Savaşı’na katılımını reddetti. ABD’ye geri dönen Willich, 1878’de Ohio’da hayatını kaybetti ve Elmgrove Mezarlığı’na defnedildi.
Marx ve Willich: Fikir Ayrılıklarına Rağmen Saygı
Tüm bu çatışmalara rağmen Marx, Willich’in sosyalist devrimci kimliğini takdir etti. Köln Komünist Yargılaması üzerine yaptığı eklemelerde, Willich’in Kuzey Amerika İç Savaşı’nda vizyoner bir liderin ötesinde hareket ettiğini vurguladı. Marx için, fikir ayrılıkları ve hatta ölüm tehdidi bile, dostluk ve politik iş birliğini gölgeleyemedi.
- Karl Marx’a Suikast Planı: Marksizmin Kurucusunu Hedef Alan Tehlikeli Çatışma - 28 Ağustos 2025
- Medler: Asur İmparatorluğu’nu Yıkan Halk ve Pers İmparatorluğu’nun Temel Taşları - 20 Ağustos 2025
- İran İslam Cumhuriyeti Kaçınılmaz mıydı? - 5 Ağustos 2025