Her Kadın, Hayatının Bir Döneminde Issız Ve Narsist Bir Adama Denk Gelecektir

“Madame de Prie ise ona durmadan sorular soruyordu- varlığının aklını karıştırdığı, karşısında aciz, yakarırcasına ve köle gibi duran birini yeniden bulmak iyi gelmişti ona.”

“Bir Çöküşün Öyküsü- Stefan Zweig”

Erkeklerin bir kısmı bir kadınla olan beraberliğinde, yaşadığı ilişkiyi, sevgiyi büyütmek yerine, karşı taraf üzerinde bıraktığı duyguyu, onu nasıl etkilediğini görmeyi, izlemeyi, kendisine olan hayranlığına tanıklık etmeyi ister.

Bu sebeple böyle bir erkek , çoğunlukla tek bir kadın ile beraberliği tercih etmez ya da uzun süreli ilişkilerden kaçınır ve bu duyguyu sürekli olarak başka bir kadında yaşamayı ister.
Dünyadaki bütün kadınları yaşayabilmek mümkün değildir elbette, ancak böyle bir erkeğin, seçtiği her kadında onu etkileme gücünü görmeyi istemesi ve bunu izlemesinin verdiği hazdan kendisini alıkoyması da pek mümkün değildir..

Çoğunlukla son derece nazik, zarif, hassas, duyarlı ve güvenilir yanını gösteren bu erkeğe karşı, kadın yavaş yavaş kendisini açmaya başlar.
Erkek bir noktadan sonra geri çekilir ve ilgiyi kadından bekler. Ucundan kapıyı aralayıp, zemini hazırlayıp kadının içeri girmesini sağlar ve beklemeye başlar. Geri çekilmesi karşısında oluşturduğu gizemle de kadının mücadele etmesini izler. Tüm bunları bir strateji belirleyip de yapmaz üstelik, doğası böyledir. Akıllı bir kadın, bir süre sonra canının acıyacağını bildiği için ‘e seninle mi uğraşacağım der’ ve yoluna devam eder, bir miktar canı da yanmıştır üstelik, kimisi ise böyle bir erkeğe ömrünü adar, canı yanar ama bunu bir ego savaşına dönüştürür.

Erkek içinse ne birinin gitmesi, ne de mücadele edenin kalması önemlidir. O her zaman kapılarını bir diğerine açık tutacaktır.
Sevme şekli böyledir çünkü…

Bu erkekler çoğunlukla narsisist kişiliklerdir , tüm aşk ilişkilerini, bir kadında yarattığı duygu ile, kendilerine hayran kalmak, izlemek üzerine kurarlar. Evet kendilerine hayran kalırlar. Bu narsisist kişiliklerin çoğunluğu zeki midir bilemem ama zeki olanları ve yeni moda terminolojiyle de ‘ıssız adam’ olanları kadınları kendilerine çekerler.

Tam burada Narkissos’u hatırlamakta fayda var.
Mitolojide Echo’ya aşık olandır. En güzel yorum Oviudus’undur bence. Can Yücel’in enfes çevirisinin şu bölümü her şeyi anlatır sanki ve her okuyuşumda ürpertir beni.

Bağırdı: “Orada kim var?”,
“Var” diye cevap verdi Echo
“Ölmek yeğdir” diye bağırıyordu
“Olacaksa senin her şeyim”.
Echo başka bir şey söylemedi:
“Senin her şeyim.”

Suretine aşık olan Narkissos..

Bu hoş (!) Narkissos erkek, alelade bir kadınla da olmaz üstelik!
Yani bu erkek bir anlamda da ‘Don Juan’ karakterindedir diyebilir miyiz?
Bence evet..
‘Casanova’ biliyorsunuz her zaman bir skorun peşindedir. Ne nezaket bilir ne de aşk yaşar ve yaşatır..
‘Don Juan’ın böyle bir derdi olmaz yaşamla.
O, tek gecelik ilişkilerini dahi bir aşık gibi yaşar ve yaşatır. Son derece nazik ve duyarlı davranır. Çünkü en sonunda hayran olduğu gene sadece kendisi olacaktır. Bu sebeple kendisine asla kötü davranmayacağı için, bir kadına da a kötü davranmayacaktır. Hiçbir kadından hiçbir beklentisi olmadığından, kendisinden beklenileni de anlamaz, anlayamaz…

Bağlayıcı, açıklayıcı, onu daraltan ilişkilerden uzak durur. Seçimlerini, ona bu duyguları yaşatmayacak kadınlardan seçer. En başından beri hiçbir konuda açık olmadığı için, aslında çok açık ve samimi olduğunu düşünür…
Kadının ona soracağı, ya da ‘bana bunu nasıl yaparsın’ diyebileceği elinde hiçbir şeyi yoktur.
İki taraf istemiştir, yaşanmıştır. Nezaketsizlik yok, kötü davranış yok.
Buradaki tek sorun; erkeğin, kadını bir duygunun içine gireceği ortamı hazırlayıp, sonrasında yavaşça kendini geri çekmesidir. Bazı kadınlar kendilerini yüz metreden belli ederler. Romantikler ve derinliği olanlar kapsama alanı dışında mı bırakılsa derim bazen. Ya da kendilerini bilen bu kadınların neden bu erkeklere yöneldiklerini, altında yatan patolojiyi merak eder dururum.

Ancak erkek bilir ki, kendilerinin farkında olan bu kadınlar; ilkeli, özgüvenli, kimsenin başına dert açmayan, hiçbir konuyu gündeme dahi getirmeyen, zamanı gelince sessizce gidebilen kadınlardır.

Allah bin bereket versin o zaman.

Bu asla bir erkek genellemesi değildir, ancak; bazı erkekler böyledir ve bence kadınların büyük bir çoğunluğu da bu erkeklere yönelmek isterler.

Bunun dışındaki erkeklere yönelmezler mi?
Elbette yönelirler, işte o yöneldikleri de çoğunlukla evlendikleri ya da uzun süreli beraberlikleri olur zaten..

Kadınların gene büyük bir çoğunluğu, bir yanıyla ilişkilerinde her şeyin net, planlı, güven dolu olmasını ister gibi görünse de, hayatlarının bir dönemlerinde kalpleri bu ıssız adamlar için çarpmıştır ve çarpacaktır.

Nereden mi biliyorum, “eh şu yarım asırlık ömrümde müsaade edin de benim de şu hayatta bilecek ve söyleyecek bir iki çift sözüm olsun…”

O zaman onlar ersin muradına biz çıkalım kerevetine.
‘Hoş’ yaşamak dileğiyle…

Meraklısına: Elbette bunları erkeklere yaşatan kadınların da olması mümkündür ancak ben bir kadın olarak sadece erkekler kısmıyla ilgiliyim.

Arzu BURSA
Latest posts by Arzu BURSA (see all)