Gazeteci Müftüoğlu davası: Savunma bitmeden tutukluluğa devam kararı verildi

Diyarbakır’da görev yapan Mezopotamya Ajansı (MA) editörleri Dicle Müftüoğlu ve Sedat Yılmaz, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında ‘örgüt üyesi’ ve ‘örgüt yöneticiliği’ suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Müftüoğlu’nun yargılandığı davanın ilk duruşması Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti. Savunmasında, gazetecilik faaliyetlerinin yargılandığını belirten Müftüoğlu, “Yüzyılda çok şey değişti ama Kürt gazetecilere baskılar değişmedi” dedi.

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı ve MA editörü Dicle Müftüoğlu, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlanarak katıldı. Heyet başkanının izinli olduğu duruşmada kimlik tespiti sonrasında savunma hakkını kullanan Müftüoğlu, önce dayanışma gösteren meslektaşlarına teşekkür etti. Gazeteciliğin, basın ve ifade özgürlüğünün yargılandığını ifade eden Müftüoğlu, Kürt gazetecilere yönelik baskılara dikkat çekti ve “Yüzyılda çok şey değişti ama Kürt gazetecilere baskılar değişmedi. Hrant Dink’e kadar birçok gazeteci gerçekleri söylediği için katledildi. Onları da anıyorum” şeklinde konuştu.

MÜCADELE VE GERÇEKLERİ YAZMAK

Müftüoğlu, mesleki faaliyetlerinin gerekçe gösterilerek yargılandığını söyledi. İddianamenin “mesleği karartmak” amacıyla hazırlandığını belirten Müftüoğlu, özellikle açık tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Mücadeleci gazetecilik anlayışını savunan Müftüoğlu, savunmasında şu ifadeleri kullandı: “Ben 15 yıldır gazetecilik yapıyorum. İnternete adımı yazdığınızda onlarca haber göreceksiniz. Gazetecilik suç değildir. Bu yüzden tahliye talep ediyorum.”

TANIK İDDİALARI YANITLANDI

Müftüoğlu, iddianamede yer alan tanık beyanlarına da karşı çıktı. İddianamedeki tutarsızlıklara dikkat çeken Müftüoğlu, “Gazetecilik aslında mesleki hiyerarşinin olduğu bir meslektir. Bunun örgütsel bağla düşünülmemesi gerekir. Bir kişi gazetecilik bölümü ya da hangi bölümden gelirse gelsin stajyer olarak çalışmaya başlar. Sonra muhabir olur. Onların üzerinde haber şefleri vardır, stajyer ve muhabirlerden gelen haberleri düzenler. Onların üzerinde de editörler vardır. Bu açıdan ortada örgütsel değil, hiyerarşi meselesi, haber yapma hali vardır” şeklinde açıklamalarda bulundu.

OTEL KONAKLAMASI VE PARA TRANSFERİ SUÇLAMALARI

Savunmasında özellikle iddianamede yer alan otel konaklaması ve para transferi suçlamalarına yanıt veren Müftüoğlu, bu durumları mesleki faaliyetleri kapsamında değerlendirdi. Gazeteci Müftüoğlu’nun kardeşi ile yaptığı para transferlerinin örgütsel nitelikte kabul edilmesine itiraz eden avukatı Resul Temur, “Müvekkilin kardeşi ile aralarında yaptıkları para transferlerinin de ‘örgütsel nitelikte’ olarak kabul edilmesi hukuki bir dayanaktan yoksundur. Müvekkilin yaşamını idame ettirebilmeleri için ihtiyaç duydukları maaşları bile suç delili olarak kabul edilmiştir” dedi.

AVUKATLARDAN TEPKİ

Müftüoğlu’nun savunmasının ardından savcılık, tutukluluğun devamını talep etti. Ancak mahkeme, diğer avukat savunmalarına geçilmeden tutukluluğa devam kararı verdi. Bu karar üzerine MLSA Eş Direktörü Veysel Ok, “Savunma yapmadan tahliye talebini reddettiniz. Biz savunma yapmadan tutukluluğa devam kararı veriyorsunuz. Bu yargılama usulüne aykırı” şeklinde karara tepki gösterdi. Sonrasında savunmaya devam eden Ok, iddianamenin hukuki bir metin olmadığının altını çizdi. Ok, “Basın kanunundan, anayasadan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden bihaber polisler, delil diye savcılığın huzuruna haber, seyahat ve çalıştığı kurum dışında başka bir şey getirmemişlerdir. Savcılık da bu haberleri iddianamesinde kullanmıştır. Ama hukuk eğitimi almış Sayın Savcı, tüm bu hukuk metinleri bilmesine rağmen sizlerin önüne de gazetecilik dışında herhangi bir delili olmayan ve iddianame olduğu iddia edilen bu metni getirmiştir” şeklinde konuştu.