Epifany…

Viyana Albertina müzesinin “Modern Zamanlar” bölümünde sergilenen bu resim ilgimi çekti. Avusturyalı ressam ve fotoğrafçı Gottfried Helnwein’ın Epiphany II (1998) isimli bu eseri oldukça sembolik eleştiri yüklü.

Bir yanıyla Rambrandt’ın kadavraya otopsi yapan doktorlar tablosuna gönderme yapıyor.

Eserin ismi “Epifani”; Tanrının insanlara anlık görünüşü gibi dinsel bir anlamı olsa da burada, hayatımızda yaşadığımız basit, sıradan anlık görüntü veya durumların insanların üzerinde büyük aydınlanma etkisi yaratması (James Joyce) kastediliyor olsa gerek.

Masanın üzerinde beyaz giysileriyle masum güzel bir kız çocuğu uyumakta. Başında ise yaralı, deforme olmuş yüzleriyle, siyah takım elbiseli, doktor ya da uzman olduklarını anlaşılan, kendinden emin bir heyet duruyor.

Buradaki eleştiri oldukça anlamlı gibi görünüyor. Erkekler, yaşlılar, çirkinler, elitler, karanlık adamlar, karar vericiler, güçlüler… Tezat olarak masumiyet…

Fakat biraz daha düşününce birkaç önemli ve rahatsız edici yargı göze çarpıyor.

Siyah kötülüğü, kibiri, bilinmezliği ve korkuyu; beyaz masumiyeti, saflığı temsil etmiş. Siyah neden hep kötülüğü, beyaz neden hep masumiyeti temsil etsin ki…

Adamların hepsinin yüzleri yaralı ve deforme olmuş. Bu onları otomatik olarak “Kötü insan!” mı yapar? Eğer doğuştan bir biçim ise bu bir var oluştur; burada ahlaki bir iyilik ve kötülük söz konusu olamaz. Eğer yüzler sonradan bir hastalık veya kaza sonucu deforme olmuşsa bu da ahlaki bir sorun değildir. Ve hiç kimseyi “genel-geçer” vücut normlarının dışında olmasından dolayı “AHLAKİ” olarak yargılayıp, “KÖTÜ İNSAN” sayamayız.

Estetik olarak “çirkin insan” güzellikten anlamaz mı?

Bütün bu sorular Heinwein’ın eleştirisel yaklaşımını tersine çeviriyor. Naziler iyiliğin ve kötülüğün “kandan, soydan geldiğini” iddia ettiler; Heinwein ise “kötülüğü” yaralı yüzlere ve siyaha havele etmiş…

Oldu mu? Tabii ki hayır..

Heinwein, Nazi düşüncesine ve etkilerine karşı duyarlı bir sanatçı ama işte Kötülüğün eleştirisi için kullanılan tüm sembol ve imgeler kendiliğinden “iyi” olmuyor; başka kötülüklerin dayanak noktası olabiliyor.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları