Duygularını Bastır/ma 

“Şimdi bu kadınlar ne yaptılar da erkekler cinnet geçiriyor?”  Hiç kuşkum yok ki  çoğunluk bu soruyu soruyor. Öfkesine mâni olamayan iki erkek daha kadın katili oldu.   Karısını üç çocuğunun gözü önünde boğarak öldürdü. Diğeri ise ayrıldığı kadını evinin camlarını kırarak girip öldürdü.  Bu katiller kim bilir kaç defa o kadınların kemiklerini kırdılar, ağız burun dağıttılar? Kim bilir o kadınlar öldürülmeden önce o psikopatları kaç defa  dava etmek istediler. Kim bilir kaç defa baba evine gidip geri döndüler. Ciddi anlamda bir yaptırım olmadıkça daha çoook cinnet geçirecek erkekler.

Sistemin ceberrutluğunu  erkek egemenliğini yazmaktan, anlatmaktan dilimizde tüy bitti. Benim amacım toplumsal cinsiyet rol ve davranışlarını anlamak ve sizlerle paylaşmak.  Çözüm ÜRETMEK, DAYANIŞMAYI güçlendirmek. Çünkü buna mecburuz.

Bir hukukçu edasıyla cinayetler ve şiddeti değerlendirmek bizim işimiz değil. Ne zaman bir kadın cinayeti duysak, ne zaman bir istismar haberi alsak hemen kadını suçluyoruz. Aile içi istismar haberi duysak hemen kadına saldırıyoruz. Pardon, bu  aile kurumu tek kişilik mi? Baba nerede? Sadece kadın mı sorumlu çocukların yetiştirilmesinden?

Erkeklerin neyse de kadınların sorduğu anlamsız sorular o kadar bunalttı ki!

Kadın neden bir psikopatla ilişki kurmuş?

Kadın neden çocuğunu korumamış?

Kadın buna nasıl izin verir?

Neden ifşa etmek için onca yıl beklemişmiş de kadın eğitimliymiş de!

Kadının o ilişkiden çıkarı varmışmış da… (tabii burada kadın kışkırtmıştır demek istiyorlar)

Çocukluğunda tecavüze uğramış bir kadının beyninde esen fırtınaları, onun her gece gördüğü rüyaları (kâbus) düşündünüz mü hiç? Çocukluktan kadınlığa geçer ama bir türlü beyin o kâbusları silemez. Beyin, rüyasında her gece kovalayan canavarları beyaz atlı prense çeviremez.

Hangimiz aklımızı gerektiği gibi kullanıyoruz?

Kaçımız bedenini tanıyor?

Bedenimizi iyi tanısak, aklımızı iyi kullanabilseydik hiç kuşku yok ki sağlıklı ilişkiler kurardık. Maalesef zaman, her zaman yaraları iyileştiremiyor. Bazen yaralar mezara kadar iyileşmiyor.

Her insan kendine değer veren, öz değerini güçlendireni ilişkiler kurmak ister.

Kim ister bir psikopatla, sosyopatla ilişki kurmayı?

Kim ister bir narsisitle yaşamayı?

Yine maalesef çoğu zaman eşit ilişkiler kurulmuyor.

Her insan tek başına hayatla başa çıkmayı ister.

Elbette bazı kadınlar da suç işler, şiddet uygular, lakin şiddet istatistiklerine baktığımızda %85 erkeklerin şiddet uyguladığını görüyoruz. Ev içi şiddetin, ikili ilişkilerin çoğu da basına yansımıyor. “Kan kus kızılcık şerbeti içtim” bakar mısınız nasıl bir bastırma, kadını sindirme üzerine kurulu “ata “sözleri.

Biz, hoşumuza gitmeyen ne varsa hasıraltına süpürmeye meraklı bir toplumuz. Hasıraltlarımız öyle şişmiş ki bu kadarı da fazla diyoruz, korkuyoruz kendimizden açıkçası. En kötüsü de çocuklukta karşımıza çıkan ruhumuza sinen “Duygularını bastır” mantığı. İnsan duygularıyla var, hayatı anlamlı kılan, ilişkilerimizi besleyen duygu bağlarımız değil mi?

Eğer duygularımızı bastırmamız ruhumuza sinmeseydi katledilen kadınların çoğu şu an hayattaydı. Çünkü duygularımız bize hayatta kalmayı öğretir. Tehlikeyi ve kaçmayı, savaşmayı öğretir.

 

Cennet BİLEK
Latest posts by Cennet BİLEK (see all)
Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları