“Devletin Cebinden”: Gizlenen Sözleşmeler, Açığa Çıkan Büyük Simbiyoz

Gazeteci Çiğdem Toker’in yeni kitabı “Devletin Cebinden”, kamu kaynaklarının “ticari sır” gerekçesiyle karartıldığı YİD ve KÖİ projelerinin perde arkasını, devlet–sermaye ilişkisinin nasıl bir rant makinesine dönüştüğünü belgelere dayanarak gün ışığına çıkarıyor.

Gizli Sözleşmeler İlk Kez Açıkta

Gazeteci-Yazar Çiğdem Toker’in Tekin Yayınevi’nden çıkan son kitabı Devletin Cebinden–Büyük Simbiyoz, yıllardır kamuoyundan saklanan Yap-İşlet-Devret (YİD) ve Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) projelerinin sözleşmelerini ilk kez tam metinleri ve taslak nüshalarıyla yayımlayarak önemli bir ilki gerçekleştiriyor.

Otoyollar, tüneller, havalimanları gibi mega projelerde “kamunun cebinden beş kuruş çıkmayacak” iddiasının, dolar endeksli garantiler ve mevzuata aykırı ek sözleşmelerle bir mitolojiye dönüştüğü; kamu zararı yaratıldığı halde belgelerin TBMM dahil birçok kamu kurumundan saklandığı kitapta net biçimde ortaya konuyor.

İktidar–Sermaye Ekseninde ‘Büyük Simbiyoz’

Toker, kitabında devlet ile inşaat sermayesi arasındaki karşılıklı beslenme mekanizmasını “büyük simbiyoz” olarak tanımlıyor. Bu modelde, iktidara yakın şirketlerin döviz güvenceli, ABD enflasyonuna endeksli ödemelerle adeta “ebedi refah sözleşmeleri” ile korunup zenginleştirildiği; maliyetin ise emekliden gence, işçiden işsize kadar tüm topluma fatura edildiği vurgulanıyor.

Sayıştay’ın dahi zor ulaştığı bazı sözleşmelerde yer alan hükümler, kamu zararının nasıl yıllara yayılan bir yük haline getirildiğini gösteriyor. Bu yönüyle kitap, yalnızca ekonomik değil, yapısal bir demokrasi ve sınıf meselesini de tartışmaya açıyor.

Babacan ve Çanakcı’dan Dikkat Çeken İtiraflar

Kitapta yer alan özel söyleşiler, iktidarın yıllarca savunduğu KÖİ modelinin içerden nasıl görüldüğüne dair çarpıcı bilgiler sunuyor.

  • Eski Hazine’den sorumlu Bakan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, YİD ihalelerinin “şeffaf yapılmadığını”, bu nedenle “çok pahalıya mal olduğunu” belirterek, inşaat sektörünün siyasetin finansmanındaki rolünün yüzde 90’lara vardığını söylüyor.
    “Biz büyük şeylere bakarken arkada birileri başka şeylerle uğraşmış. Ama sonradan farkına vardık.”
  • Eski Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı ise 2011 sonrası dönemi,
    “rant devşirmeye dayalı model her yana dal budak sardı” sözleriyle tarif ediyor.

Bu ifadeler, KÖİ modelinin iktidar politik ekonomisinde nasıl merkezi bir araç haline geldiğini, kamunun kaynaklarının nasıl sistematik biçimde özel şirketlere aktarıldığını teyit eden nitelikte.

Bir Yolsuzluk Anatomisi ve Kamusal Hesap Çağrısı

Toker’in aktarımlarına göre, yalnızca gizlenmiş sözleşmeler değil; CHP Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz’ın ortaya koyduğu denetim ve yolsuzluk dosyaları da bu büyük yapının diğer parçalarını oluşturuyor.

Devletin Cebinden, bir gazetecilik çalışmasının ötesinde, kamu kaynaklarının kaderine ilişkin toplumsal bir yüzleşme metni olarak konumlanıyor. Kitap, şu temel soruyu yeniden gündeme taşıyor:
“Halkın cebinden çıkan her kuruş, neden halktan gizlenen sözleşmelerle şirketlere aktarılıyor?”

Toker’e göre bu mesele, yalnızca ekonomik bir problem değil; demokrasi, adalet ve toplumsal eşitlik mücadelesinin kalbinde duran bir sınıf mücadelesi gerçeği.