Bilgisayarımla Âşk Yaşıyorum


Çocuğunuz gelip bilgisayarıyla âşk yaşadığını, hayatını onunla birleştirmek istediğini söylese ne yaparsınız? Dehşete kapılırsınız değil mi? Neden bahsediyor? Bu çocuk aklını mı kaçırdı? Bilgisayarla aşk mı yaşanır yahu, bu çocuğu psikoloğa mı götürmeli?

Aklımıza doluşacak ilk karanlık düşünceler bunlar olurdu herhalde.

Ancak dünya gerçekten çok acayip bir yer ve giderek daha acayip hale geliyor. İnsanoğlunun dijital dünyayla ilişkisi de her gün buna paralel karmaşıklaşıyor.

Çok uzağa gitmeyelim, 10 – 15 yıl kadar önce, muhtelif yazılımların insanmışçasına muameleye tabi tutulacağını söyleseler herhalde hepimiz gülerdik.

Hâlbuki şu anda bu gerçekle karşı karşıyayız.

Kısa süre önce RPA’lerin (rutin işleri insanlar yerine yapan robotik uygulamalar, diğer bir ifadeyle yazılımlar) bazı şirketlerde bir insan gibi değerlendirilmeye başladığı, hatta bu yazılımlara aynen işe yeni girmiş bir şirket çalışanı gibi sicil numaraları verildiği konuşuluyordu.

Ardından daha radikal uygulamalar duymaya başladık. Örneğin, Çin’de yerleşik mobil uygulama ve çok oyunculu çevrimiçi oyun geliştiricisi olan NetDragon Websoft isimli şirket, bir grup kuruluşunun genel müdür (CEO) pozisyonuna, “Ms. Tang Yu” isimli yapay zekâ destekli bir insansı robot atadığını açıkladı. Bilindiği kadarıyla Ms. Tang Yu, dünyanın ilk robot CEO’su. İnsansı robota yüklenen görev ve beklenen fayda da öyle böyle değil. İş süreçlerini düzenlemek, kaliteyi arttırmak, rasyonel karar süreçlerini desteklemek, risk yönetimi sisteminin etkisini artırmak, şirket içinde yetenek gelişimini sağlamak, adil ve verimli bir çalışma ortamı oluşturulmasını temin etmek. Yok yok değil mi? Bu görevleri başarıp başaramayacağını zaman gösterecek ve birçok kişinin Yu’yu yakından izleyeceğine eminim. Şirketin yönetim kurulu başkanının ilgili atama sonrasında yaptığı tespit de oldukça ilginç. Şirket olarak yapay zekânın “kurumsal yönetimin geleceği olduğuna” inandıklarını söylemiş.

Bu anlatılanlar sadece çalışma hayatına yönelik, neyse ki kimse bilgisayarla ya da yazılımla evlenmeye kalkmamış diye derin bir oh çektiğinizi duyar gibiyim.

Ancak erken davranmayın çünkü, araştırınca onun da olduğunu görüyoruz. Tokyo’da yaşayan 35 yaşındaki Akihiko Kondo, 16 yaşındaki “hologram” Miku ile evlenmiş. Evliliği hakkında görüşleri alınmak üzere kendisine mikrofon uzatılan Akihiko “Miku benden önce ölmeyecek, hiç aldatmayacak, yaşlanmayacak. Eve gelirken komutumla ışıkları açıyor. Sabah işe gitmem için beni uyandırıyor ve uyku saatimde uyarıyor. Bunu gerçek kadınlarda bulamam” demiş.

İnsanın insanı anlamakta zorlandığı bir dünyada yapay zekâyı çalışma ekibine katmak, hatta onunla evlenmek iyi bir alternatif olabilir mi? Ne dersiniz?

Yapay zekâ ya da bilgi işlem teknolojileri ile bir ilişkisi olmasa da, dünyanın başkalaşmasına vurgu yapan bir diğer gelişmeyi aktarmadan yazıyı sonlandırmayalım. Faith In Nature unvanlı bir İskoç güzellik markası da ilginç bir uygulamaya imza atmış ve “doğayı” yönetim kurulu üyesi olarak atayan ilk şirket olmuş. Şirket, ana sözleşmesini değiştirerek, doğaya iş stratejisinde yasal söz hakkı tanımış. Önemli kararlar alınması gerektiğinde doğanın vekili (doğal olarak bir insan), oy hakkını “doğa ana” adına kullanacakmış.

Şu kısacık yazıda aktardıklarımıza bakınca insanın daha neler, diyesi geliyor değil mi? Ancak dememek lazım. Gelecek kim bilir daha ne sürprizler hazırlıyor!

Bir sonraki yazıda görüşene kadar, sağlıcakla kalın.

Özgün ÇINAR
Latest posts by Özgün ÇINAR (see all)