back to top
Ana Sayfa Haber Ekonomi Asgari Ücret Tartışmasında “Safsata” Uyarısı: Düşük ücret Politikası Bilimle Değil İdeolojiyle Savunuluyor

Asgari Ücret Tartışmasında “Safsata” Uyarısı: Düşük ücret Politikası Bilimle Değil İdeolojiyle Savunuluyor

İktisatçı Aziz Çelik, BirGün Gazetesi’ndeki köşe yazısında asgari ücret artışlarının enflasyonu ve işsizliği artıracağı iddialarını “bilimsel temeli olmayan liberal safsatalar” olarak nitelendirerek, Türkiye’de düşük ücret politikasının ideolojik gerekçelerle sürdürüldüğünü savundu.

Türkiye’de 2026 asgari ücret tartışmaları sürerken, iktisatçı ve emek çalışmaları uzmanı Aziz Çelik, BirGün Gazetesi’nde yayımlanan “Asgari ücret safsataları!” başlıklı yazısında, ücret artışlarına karşı öne sürülen argümanların ekonomik verilerle örtüşmediğini belirtti. Çelik’e göre, asgari ücret artışlarının enflasyonu tetiklediği, işsizliği artırdığı ya da sanayinin ülke dışına kaçmasına yol açtığı yönündeki söylemler, ücretleri baskılamayı hedefleyen ideolojik bir çerçevenin ürünü.

“Ücret-fiyat sarmalı” iddiası sorgulanıyor

Çelik, asgari ücret artışlarının enflasyon yarattığı iddiasının Türkiye’nin gerçek enflasyon dinamiklerini görmezden geldiğini ifade etti. Türkiye’de ürün ve hizmet maliyetleri içinde işçilik payının tarihsel olarak düşük olduğuna dikkat çeken Çelik, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) raporlarında dahi ücret artışlarının genel fiyatlar üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunun kabul edildiğini hatırlattı.

Yazıda, son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun temel nedenlerinin ücretler değil; döviz kuru şokları, vergi politikaları ve şirketlerin fiyatlama davranışlarındaki bozulma olduğu vurgulandı. Çelik, bu tabloyu “ücret enflasyonu değil, kâr enflasyonu” olarak tanımladı.

İşsizlik ve sermaye kaçışı söylemi

Asgari ücret artışlarının işsizliği artıracağı ve işletmelerin kapanacağı yönündeki iddiaların da ampirik verilerle desteklenmediğini belirten Çelik, 2016 yılında asgari ücrette yapılan yüksek reel artışın ne enflasyon ne de işsizlik üzerinde belirgin bir olumsuz etki yaratmadığını hatırlattı.

Çelik’e göre, ücret artışları iç talebi destekleyerek işletmelerin cirosunu artırabilir. İşgücünün yalnızca bir maliyet unsuru değil, aynı zamanda ekonominin temel tüketici kitlesi olduğuna dikkat çekti.

“Türkiye’de asgari ücret yüksek” iddiasına karşı veriler

Yazıda, Türkiye’de asgari ücretin uluslararası karşılaştırmalarda “yüksek” olduğu iddiasının da geçerliliğini yitirdiği savunuldu. Çelik, 2015’te Türkiye’den daha düşük asgari ücrete sahip birçok Avrupa ülkesinin bugün Türkiye’yi geçtiğini, Türkiye’nin asgari ücret düzeyinin Avrupa ortalamasının oldukça altında kaldığını belirtti.

Mısır örneği üzerinden yapılan karşılaştırmalara da değinen Çelik, Mısır’da asgari ücretin kişi başına milli gelire oranının Türkiye’den daha yüksek olduğuna işaret ederek, “ucuz emek” rekabetinin sürdürülebilir bir kalkınma stratejisi olmadığını vurguladı.

Asgari ücret: Piyasa değil, kamu düzeni meselesi

Çelik, sermaye çevrelerinin asgari ücretin tamamen piyasa koşullarına bırakılmasını savunduğunu, bunun ise sosyal devlet ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtti. Asgari ücretin Anayasa gereği bir kamu düzeni ve sosyal politika konusu olduğunu vurgulayan Çelik, devletin bu alanda emredici rol üstlenmesi gerektiğini savundu.

Yazının sonunda, Türkiye’de asgari ücretin “ortalama ücret” haline gelmesinin sorumluluğunun siyasi iktidara ait olduğu ifade edilerek, küçük işletmelerin desteklenmesinin asgari ücretlinin değil, vergi ve teşvik politikalarının konusu olduğu belirtildi.


Kaynaklar: 
– Aziz Çelik, “Asgari ücret safsataları!”, BirGün Gazetesi
– Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası raporları
– IMF kişi başına GSYH tahminleri


Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.