back to top
Ana Sayfa Haber Ekonomi Teknoloji Devlerinin Ütopyası: Üretim Onlarda, Geçim Yardımı Bizde

Teknoloji Devlerinin Ütopyası: Üretim Onlarda, Geçim Yardımı Bizde

Teknoloji devlerinin savunduğu evrensel gelir ve “radikal bolluk” vaatleri, Karl Marx’ın iki yüzyıl önce sorduğu temel soruyu yeniden gündeme taşıyor: Üretim araçları kimin elindeyse, iktidar da onun elinde değil mi?

Teknolojik Ütopya Ve Eski Bir Soru

Yapay zekânın işgücü piyasalarını kökten dönüştüreceği artık yalnızca eleştirel iktisatçıların değil, bu dönüşümün mimarlarının da kabul ettiği bir gerçek. Elon Musk’tan Sam Altman’a, Demis Hassabis’ten Mustafa Suleyman’a uzanan teknoloji elitleri, milyonlarca insanın işsiz kalabileceği bir geleceğe karşı “evrensel gelir”, “temel hizmet” ya da “adil paylaşım” vaatlerini yüksek sesle dillendiriyor.

Ancak bu vaatlerin merkezinde dikkat çekici bir boşluk var: Üretim araçlarının mülkiyeti. Yapay zekâ çağında üretim araçları artık fabrikalar ya da makineler değil; çipler, algoritmalar, büyük dil modelleri, veri merkezleri ve dijital platformlar. Ve bunların neredeyse tamamı, son derece dar bir sermaye grubunun denetiminde.

Bu noktada Karl Marx’ın Kapital’de formüle ettiği temel tez yeniden anlam kazanıyor: “Toplumda egemen olan fikirler, egemen sınıfın fikirleridir.” Üretim araçlarını elinde tutanlar, yalnızca ekonomik artığı değil, geleceğin tahayyülünü de kontrol eder.

“Herkese Göre İhtiyaca Göre” Mi, Yukarıdan Dağıtım Mı?

Noreena Hertz’in dikkat çektiği gibi, teknoloji liderlerinin kullandığı dil şaşırtıcı biçimde Marx’ı çağrıştırıyor. “Radikal bolluk”, “herkese ihtiyacına göre”, “çalışmanın zorunlu olmaktan çıkması”… Bunlar, Marx’ın komünist toplum tasavvurunda kullandığı kavramlara fazlasıyla yakın.

Ancak aradaki fark belirleyici: Marx’ta bu bolluk, üretim araçlarının kolektif mülkiyetiyle mümkündür. Bugünkü teknoloji anlatılarında ise bolluk, özel mülkiyetin dokunulmazlığı korunarak, yukarıdan aşağıya dağıtılan gelirlerle sağlanmak isteniyor.

Bu durum, Marx’ın “ücretli kölelik” olarak tanımladığı ilişki biçiminin farklı bir versiyonuna işaret ediyor. Ücretin yerini bu kez maaş değil, evrensel gelir alıyor. İnsanlar üretim sürecinden dışlanıyor; ancak yaşamlarını sürdürebilmeleri, üretim araçlarını elinde tutanların yarattığı sistemlere bağımlı hale geliyor.

Sömürü Ortadan Kalkıyor Mu, Görünmez Mi Oluyor?

Teknoloji devlerinin çizdiği tabloda sömürü neredeyse yokmuş gibi sunuluyor. Çünkü artık kimse uzun saatler çalışmak zorunda değil. Ancak Marx’ın artı-değer teorisi hatırlandığında soru değişiyor: Değeri kim üretiyor, kim el koyuyor?

Yapay zekâ sistemleri kendi kendine var olmadı. İnsan emeğiyle üretilmiş veriler, kamusal bilgi birikimi, akademik çalışmalar, sanatsal üretimler ve toplumsal deneyimler bu modellerin hammaddesi oldu. Buna rağmen ortaya çıkan devasa ekonomik değer, kolektif emeğin sahiplerine değil, platform sahiplerine akıyor.

Bu bağlamda evrensel gelir, sömürünün sona ermesi değil; sömürünün toplumsal görünürlüğünün azalması anlamına geliyor. Marx’ın deyimiyle, üretim ilişkileri değişmeden, yalnızca bölüşüm mekanizmalarıyla adalet sağlanamaz.

Yeni Bir Sınıf Rejimi Mi Doğuyor?

Analistlere göre, yapay zekâ çağında yeni bir sınıfsal ayrım biçimi ortaya çıkıyor:
Bir yanda üretim araçlarını —yani algoritmaları ve altyapıyı— elinde tutan “teknolojik mülk sahipleri”, diğer yanda bu sistemlerin sonuçlarına bağımlı hale gelen geniş toplumsal kesimler.

Bu durum, klasik sanayi proletaryasından farklı ama Marx’ın tarif ettiği güç ilişkileriyle uyumlu bir tabloya işaret ediyor. Emek piyasasının dışına itilen kitleler, siyasal ve ekonomik karar alma süreçlerinden de giderek dışlanıyor. Evrensel gelir ise bu dışlanmayı yumuşatan, ama ortadan kaldırmayan bir tampon işlevi görüyor.

Marx’ın Hayaleti Silikon Vadisi’nde

Bugün Silikon Vadisi’nde tartışılan gelecek senaryoları, Marx’ın hayaletinin teknoloji koridorlarında dolaştığını gösteriyor. Ancak bu hayalet, devrimci bir dönüşümden çok, sistemin sürdürülebilirliğini garanti altına alan bir uyarı işlevi görüyor.

Soru hâlâ geçerli ve yakıcı: Yapay zekâ çağında eşitlik, üretim araçlarının mülkiyeti tartışılmadan mümkün mü? Yoksa evrensel gelir, yeni bir dijital kapitalizmin “sosyal yardım yüzü” mü?

Marx’ın cevabı netti. Bugünün dünyasında ise bu cevap, yeniden ve daha yüksek sesle sorulmayı bekliyor.


Kaynak:

  • Karl Marx, Kapital
  • Le Monde, Noreena Hertz analizi
  • Elon Musk, Sam Altman, Demis Hassabis ve Mustafa Suleyman’ın kamuya açık konuşmaları

Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.