Mahfi Eğilmez, yüksek faiz ve sıcak para girişleriyle baskılanan döviz kurlarının Türkiye’nin dolar cinsinden büyüklüğünü ve kişi başına gelirini olduğundan yüksek gösterdiğini belirterek, ortaya çıkan tablonun bir “refah artışı” değil, kur–enflasyon uyumsuzluğunun yarattığı bir “kur illüzyonu” olduğuna dikkat çekiyor.
Nominal Büyüme İle Reel Gerçeklik Arasındaki Uçurum
Ekonomist Mahfi Eğilmez, kişisel blogu Kendime Yazılar’da yayımladığı analizinde, Türkiye ekonomisinde uzun süredir kamuoyunu meşgul eden “döviz kuru gerçeği” tartışmasını kapsamlı bir çerçevede ele aldı. Eğilmez’e göre, uluslararası karşılaştırmalarda yaygın biçimde kullanılan dolar cinsinden GSYH ve kişi başına gelir göstergeleri, nominal döviz kuru üzerinden hesaplandığı için yüksek enflasyon dönemlerinde yanıltıcı bir refah algısı yaratıyor.
Türkiye’de enflasyonun, döviz kurundaki artışın üzerinde seyrettiği dönemlerde TL cinsinden şişen GSYH, nominal kurla dolara çevrildiğinde ekonomik büyüklük ve refah düzeyi olduğundan daha yüksek görünür hale geliyor. Eğilmez, bu durumun özellikle son yıllarda kamuoyunda “ekonomi toparlanıyor” algısını beslediğini vurguluyor.
Reel Efektif Döviz Kuru Ne Söylüyor?
Eğilmez’in analizinin merkezinde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından hesaplanan Reel Efektif Döviz Kuru (REK) yer alıyor. REK, TL’nin dış ticarette önemli paya sahip 36 ülkenin para birimlerine karşı değerini, ülkeler arası enflasyon farklarını dikkate alarak ölçüyor. Endeksin 100 olması, TL’nin baz yıl olan 2003’e göre “normal” bir değerde olduğunu; 100’ün altı TL’nin reel olarak düşük, 100’ün üzeri ise yüksek değerli olduğunu gösteriyor.
Eğilmez, REK’in bir “olması gereken kur” üretmediğinin altını çiziyor. Buna karşın, nominal kur ile enflasyon arasındaki birikmiş uyumsuzluğu görünür kılan güçlü bir analitik araç olduğunu belirtiyor. Analizde, son 11 yıla ait nominal USD/TL kurları ile REK verileri karşılaştırılarak, kurun reel olarak ne ölçüde baskılandığı ortaya konuluyor.
Ortaya çıkan tabloya göre, özellikle 2021 sonrasında nominal USD/TL kuru ile REK’e göre düzeltilmiş kur arasındaki makas dramatik biçimde açılıyor. Eğilmez’e göre bu ayrışma, dolar cinsinden GSYH ve kişi başına gelirde görülen “kâğıt üzerindeki” artışın temel nedeni.
GSYH Ve Kişi Başına Gelirde Kur İllüzyonu
Analizde, GSYH’nin nasıl hesaplandığı da ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Cari fiyatlarla TL cinsinden hesaplanan GSYH, ilgili yılın ortalama USD/TL kuru kullanılarak dolara çevriliyor. Enflasyonun kur artışını aştığı dönemlerde bu yöntem, dolar cinsinden GSYH’yi ve kişi başına geliri olduğundan yüksek gösteriyor.
Eğilmez, 2024 yılı verileri üzerinden yaptığı hesaplamalarla bu durumu somutlaştırıyor. Nominal kura göre Türkiye’nin GSYH’si 1,36 trilyon dolar, kişi başına gelir ise yaklaşık 15.850 dolar olarak görünüyor. Ancak REK’e göre düzeltilmiş kur kullanıldığında, hem toplam GSYH hem de kişi başına gelir belirgin biçimde aşağı çekiliyor.
Bu fark yalnızca teknik bir hesaplama ayrıntısı değil; Eğilmez’e göre, son on yılda ortaya çıkan refah artışı algısının yaklaşık yüzde 40’ı, enflasyon–kur uyumsuzluğundan kaynaklanan bir illüzyon niteliği taşıyor.
Borç Göstergeleri Ve Küresel Sıralama Da Değişiyor
Kur illüzyonunun etkisi, yalnızca gelir göstergeleriyle sınırlı kalmıyor. Eğilmez, Türkiye’nin yaklaşık 565 milyar dolarlık dış borç stokunun, nominal kurla hesaplanan GSYH’ye oranlandığında yüzde 36 gibi görece düşük bir düzeyde göründüğünü; buna karşılık REK’e göre düzeltilmiş GSYH kullanıldığında bu oranın yüzde 45’e yükseldiğini belirtiyor. Bu seviye doğrudan bir kriz eşiği anlamına gelmese de, ekonominin kırılganlığına işaret ediyor.
Benzer şekilde, IMF verileriyle yapılan küresel GSYH sıralamasında da tablo değişiyor. Nominal kur hesaplamasıyla Türkiye 16’ncı sırada yer alırken, alternatif hesaplamada 18’inci sıraya geriliyor. Resmi nüfus istatistiklerine dahil edilmeyen milyonlarca sığınmacı da hesaba katıldığında, kişi başına gelirin reel olarak 11 bin doların altına düştüğü görülüyor.
“Sorun Büyüme Değil, Refaha Dönüşememesi”
Eğilmez, analizinin sonunda temel sorunun “hiç büyümemek” değil, büyümenin satın alma gücüne ve toplumsal refaha yeterince yansımaması olduğunu vurguluyor. Nominal kur üzerinden yapılan uluslararası karşılaştırmaların yarattığı refah algısının bu nedenle dikkatle ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Ekonomik performansın değerlendirilmesinde, dolar cinsinden göstergelerin tek başına yeterli olmadığını savunan Eğilmez, reel göstergeler, REK ve satın alma gücü paritesi gibi tamamlayıcı ölçütlerin birlikte ele alınmasının zorunlu olduğuna dikkat çekiyor.
- NHY / Mahfi Eğilmez, Kendime Yazılar (kişisel blog)
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.















