AKP iktidarı son dönemde kritik başlıklarda görünür bir biçimde geri çekilen, sorumluluk almaktan kaçınan bir siyasal tutum sergiliyor. Bu tutum, Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi tartışmalarında, Fatih Altaylı’nın davasında görülen çelişkilerde ve benzeri pek çok dosyada yeniden kendini gösterdi. Hükümet, kamuoyunda tepki doğuran ya da siyasi bedeli yüksek kararları, “yargı kararıdır” söylemine yaslanarak kendi iradesinden ayrı bir yerde konumlandırmaya çalışıyor.
Oysa Türkiye’de, yargının yürütme karşısındaki fiili bağımlılığı artık siyasi bir sır olmaktan çıkmış, toplumun tüm kesimleri tarafından bilinen yapısal bir gerçeklik haline gelmiş durumda. Bu nedenle iktidarın “yargı bağımsızlığı” söylemine sığınması, yalnızca sorumluluğu başka bir kuruma devretme çabasının standartlaşmış bir aracı olarak işliyor.
Bu yöntemin bugün bu kadar belirgin hale gelmesinin ardında ise daha derin bir sorun yatıyor: AKP’nin yönetme kapasitesinin erimesi ve siyaset üretememesi.
Uzun süredir iktidarın belirgin bir politika seti oluşturmaktan ziyade, krizleri erteleyen, görünürlüğü azaltılmış teknokratik mekanizmalara veya bürokratik katmanlara havale eden bir pratiğe sıkıştığı görülüyor. Bu da iktidarın “kaçış stratejisini” neredeyse rutin bir yönetim aracına dönüştürüyor.
Bu yaklaşım yalnızca yargı alanıyla sınırlı değil. Ekonomide yaşanan derin tıkanma dönemlerinde, esnaftan üreticiye kadar geniş bir kesimi ilgilendiren sorunları üstlenmek yerine, teknik kurulları, alt düzey yöneticileri ya da bürokratları öne çıkaran bir siyaset modeline defalarca tanıklık edildi. İktidar, halka anlatmakta zorlandığı her başlıkta sorumluluğu alt birimlere devreden bir yapıya dönüşmüş durumda.
Sonuç olarak, AKP’nin “utangaç politik tutumu” yalnızca taktiksel bir kaçınma biçimi değil; iktidarın yönetebilme kapasitesini kaybettiğinin en somut göstergesi olarak okunuyor. Karar alma süreçlerini görünmez kılarak siyasi maliyetleri minimize etmeye çalışan bu yöntem, aynı zamanda rejimin merkezinde yer alan siyasal iradenin zayıfladığını da ortaya koyuyor.
Bu nedenle bugün karşımıza çıkan “yargı kararına saygı”, “bürokratik süreç” ya da “yetki bizde değil” söylemleri, teknik açıklamalar olmaktan çok uzak; tam tersine, iktidarın artık kendi yarattığı sorunlara dahi doğrudan müdahale edecek bir politik kapasite üretemediğinin açık işaretleri.
- AKP’nin Utangaç Tavrı ve Sorumluluktan Kaçış Stratejisi - 27 Kasım 2025
- Ada Siyaseti: Kapalı Kapılar, Açık Hesaplar - 21 Kasım 2025
- 4 Çocuk, 1 Asgari Ücret, 0 Umut: Ailenin Küllerinde Kadın Emeği - 10 Kasım 2025













