AKP’nin IMF kurnazlığı

IMF’nin muhalefet partileriyle yaptığı görüşme kamuoyuna “servis edildi” ve iktidar bunun üzerinden kıyamet koparıyor, bu görüşmenin yapılmış olmasını şiddetli biçimde eleştiriyor. Oysa IMF’nin IV. Madde kapsamında yaptığı bu ziyarette kamu görevlileri dışındaki ilgililerle de görüşmesi oldukça standart bir uygulama. Zaten bu konunun Türkiye’de bu kadar gündem olması üzerine IMF’den yapılan açıklamada da bunun rutin bir işlem olduğu belirtiliyor. Buna rağmen iktidar tarafından yapılan açıklamalar bu gerçeği göz ardı ediyor.

Peki, ne oldu da iktidar konunun bu kadar üzerine gidiyor? Bu soruya yanıt verebilmek için IMF’nin raporunu okumak yeterli. Hükumetin uyguladığı ekonomi politikalarının açıkça eleştirildiği bu raporun içeriğinin gündeme gelmesini istemedikleri, eğer gündeme gelecek olursa da içeriğine itibar edilmemesini, çünkü burada söylenenlerin büyük kısmının muhalefet partilerinin söylemi olduğu algısının oluşmasını istiyorlar.

IMF raporunun yayınlanmadan önce hükümetle paylaşıldığını, raporun giriş kısmındaki “yetkililer bu raporun yayınlanmasına izin verdi” ifadesinden anlıyoruz. Bu nedenle iktidarın gündemi değiştirerek raporun gölgelenmesini amaçladığı gayet açık.

Raporun başlangıcında AKP’nin, IMF’nin 2001 krizinden sonra önerdiği politikaları sürdürdüğü için Türkiye ekonomisi büyüdüğü söyleniyor. Fakat daha sonra AKP’nin reformlardan vazgeçtiği ve Türkiye’nin ağırlıklı olarak dış borçlanma ve buna bağlı talep artışıyla büyümeye devam ettiği vurgulanıyor. Ancak sürdürülebilir olmayan bu politikanın gelişmekte olan ülkelere fon akımlarının durması ve artan jeopolitik risklerle birlikte ülke ekonomisini krize sürüklediğini belirtiyor.

İktidarın, içinde bulunduğumuz krizden çıkmak için uyguladığı kamu harcamalarının artışı, devlet banklarının kredi genişlemesine gitmesi ve özel bankaları kredi vermeye zorlamaya yönelik tedbirlerin yanlış olduğu ve orta ve uzun vadede ekonomiye zarar vereceği söyleniyor.

Bu tespitlere ilaveten, mevcut durumun oldukça kırılgan olduğu, MB’nin rezervlerinin düşük buna karşın özel sektörün döviz borcu ve finansman ihtiyacının yüksek seyrettiği, şirket bilançolarının yüksek kur ve faizler nedeniyle oldukça bozulmuş durumda olduğu, vatandaşın hala ekonomiye güveninin olmadığı bu nedenle döviz tevdiat hesaplarının artarak devam ettiği belirtiliyor.

Ve IMF hükumetin hiç hoşlanmayacağı bir takım önerilerde bulunuyor. MB’nin faizleri çok hızlı indirdiğini, buna ara vermesi gerektiği aksi takdirde enflasyonun yükseleceğini söylüyor. Bütçe açıklarını giderek artmasının en önemli çıpalardan biri olan “mali disiplini” bozulması anlamına geldiği ve bunun da sorun olacağı vurgulanıyor. Özellikle Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerinin şeffaf olmadığı, bunlardan kaynaklanan yükümlülüklerin bütçede açık bir biçimde gösterilmediği belirtilirken bunların şeffaf hale getirilmesi ve bütçe ile doğrudan ilişkilendirilmesi talep ediliyor.

Özellikle Türkiye Varlık Fonu’na (TVF) atıfta bulunarak fonun harcamalarının bütçe dışında tutulmasının yaratacağı sakıncalara değiniliyor ve TVF’nin şeffaf bir şekilde denetlenebilir olması gerektiğinin önemi vurgulanıyor.

Ayrıca bankaların dışarıdan birileri tarafından stres testlerine tabi tutulmasını talep eden IMF, bunun bankacılık sistemine olan “güveni tesis edeceğini” söylüyor.

Son zamanlarda özel bankaların da kredi hacmini genişletmesine yönelik alınan tedbirlerin sakıncalarından bahsediliyor. Hatırlarsanız MB munzam karşılıklara uygulayacağı faiz oranlarına ilişkin yaptığı düzenlemede bankaların kredi hacimlerindeki genişlemeyi esas alacağına ilişkin bir kararı bulunmakta.

Raporda iktidarın beğeneceği ancak sorumluluk almaktan kaçınacağı öneriler de yer almakta. Örneğin, ücret artışlarında gerçekleşen değil, beklenen enflasyon oranının dikkate alınması isteniyor. Kıdem tazminatı konusunun da bir an önce çözülmesi gerektiği söyleniyor ki Türkiye’deki en hassas konulardan birisi de budur.

Ayrıca IMF, verginin “tabana yayılmasını” vergi indirimlerinin kaldırılmasını ve gelir vergisinde bir artışa gidilmesini öneriyor.

Rapor bize gösteriyor ki IMF, iktidarın uyguladığı yanlış ekonomi politikalarının faturasının halka kesilmesini talep ederken, iktidar da bunların muhalefet kaynaklı görüşler olduğunun düşünülmesini istiyor.

Kaynak: BirGün

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları