İran’da kimin yanındayız?

1979’da Şahlık rejimi bir halk ayaklanmasıyla yıkıldığında bu hareketin en etkili güçlerinden ikisi, İran’daki sosyalist-demokratik güçler, diğeri Qasımlo’nun liderliğindeki Kürt ulusal hareketiydi.

Şehir orta sınıfları, köylülük ise büyük oranda İslamcı hareketlerin kontrolündeydi. Buna karşılık hem İslamcı hem sosyalist eğilimli olan HALKIN MÜCAHİTLERİ silahlı yapısıyla iktidara en yakın örgüt olarak duruyordu.

Dini lider Ayetullah Humeyni’nin ülkeye dönüşü ve anti-Amerikanizmin yükselişiyle, sol-sosyalist ve demokratik kesimler Halkın Mücahitleri başta olmak üzere İslamcı hareketlerle ittifak kurabileceklerine inandılar.

Türkiye’deki liberal-sol-demokratların AB yolunda ilerleyeceklerinden emin oldukları AKP iktidarını hararetle desteklemelerine benzer bir durumla; İranlı sol ve demokrat hareketler de İslamcıların adım adım iktidara yerleşmelerine çanak tuttular.

Gerekçeyi biliyoruz: ABD emperyalizmine ve Batı sömürücülüğüne karşı İranlı milli güçlerin ittifakı.

İslamcılık içeride kendi aralarında çözülebilecek “bir iç mesele” olarak görülüyordu. Hikayenin sonrası malum. En büyük ezilmeyi Sol, demokrat ve Kürt ulusal güçleri yaşadılar…

İran halkı üzerindeki bu deli gömleğini yırtmak için bir çok kez sokaklara döküldü. Çok kısmi ilerlemeler sağladıysa da bir türlü “kara gömleği” çıkarıp atamadı…

Bu gün sokaklara çıkan kitlelerin arasında ideolojik bir birlik, örgütsel bir irtibat, merkezi bir yapı bulunmayabilir. Tamamen kendiliğinden gelişen bir birikimin patlaması olması mümkün.

Doğru bir analiz için iyi bir gözlem ve sağlıklı bilgiler olması gerekir. Fakat doğru yerde durmak için gerekli tarihsel ve güncel bilgilere sahibiz.

Doğru yer, harekete geçen kitlelerin ÖZGÜRLÜK taleplerinin YANINDA olmaktır.

Birileri ise halen 3. dünyacı mantık ve saçma hale getirdikleri anti-emperyalizm tezleriyle, insanları 1979’da olduğu Molla gericiliğinin yedeğine çağırıyorlar…

Bu seferki hareketler de sonuca ulaşamayabilir, İslami Gerici Diktatörlüğü geriletemeyebilir. Bileşenlerin talepleri ve yönelimlerinden, yöntemlerinden hoşnut olmayabiliriz. Parasını batırmak istemediği için KÂR MARJI ve RİSK hesapları yaparak, piyasayı kokladıktan sonra yatırım yapan borsacılar gibi davranamayız.

Bizim yazıp çizmemizle belki o insanlara katkımız da olmayacaktır ama DURDUĞUMUZ YERİ ilan etmek açısından önemlidir. Şahsen benim durduğum yer Mollaların karargahları değil İRAN SOKAKLARI’dır.

1980 öncesinde İstanbul ve Ankara’da bir çok İranlı devrimci öğrenci arkadaşımız, dostumuz vardı. Devrim başladığında hepsi heyecanla koşarak ülkelerine döndüler. Sonra yine birçoğunun feci şekilde öldürülüşlerinin, kaybedilişlerinin veya hapishanelerde çürütülüşlerinin haberini aldık. Onlara karşı da manevi bir borcumuz olduğunu düşünürüm…

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: