Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın terör suçlamasıyla kendisini hedef alan sözlerine tepki göstererek, “Bugüne kadar terörist olarak suçlanmamış hiçbir kişi kurum kalmadı. Bu bakış açısıyla hepimiz teröristiz. Böylece dışlanabileceğimiz marjinalize edinebileceğimiz anlayışı hakim, ancak toplumda çok dayanak bulmuyor, çünkü toplumun yüzde 60-70’i terörist yaftalamasıyla karşı karşıya kaldı” dedi.

Fincancı, Erdoğan’ın “Terör örgütünden birisini getirip TTB’nin başına koyuyorlar” sözleriyle ilgili olarak ANKA’nın sorularını yanıtladı. Fincancı, “Bunların örtbas edilmesi gerekiyor. Bu ülkede ortaya çıkan usulsüzlükler, yolsuzluklar bir yönetememe hali. Bu eleştiriler, getiren kurumlara, örgütlere, kişilere terörist suçlaması yapılarak giderilmeye çalışılıyor. Gündemi değiştirmenin bir yolu olarak görülüyor” diye konuştu. Fincancı’nın yanıtları satır başlarıyla şöyle:

TOPLUMU UYARMAMIZ RAHATSIZLIK YARATTI: Halk sağlığı bakış açısıyla ve gerçek rakamların Covid-19 test pozitiflik oranlarının ne olduğunu biz gündeme getirdik. Burada yaklaşık bu iki ay içinde Nisan ve Eylül aylarında sadece 150 bine ulaşan bir test pozitifliğinin toplumla paylaşılmamış olduğunu dile getirdik. Şimdi hakikatin böyle su yüzüne çıkıyor olması ve dolayısıyla bu şeffaflık eksikliği iktidarın bir saldırgan tutumuyla karşı karşıya kalmamıza neden oldu. Türk Tabipleri Birliği görevini yerine getirmeye çalışıyor. Halk sağlığının korunması için mücadele eden yasayla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde bir örgütten söz ediyoruz. Doğal olarak sorumluluğunu yerine getirmeye ve halk sağlığını korumaya çalışırken ve verileri şeffaflıkla paylaşıp dolayısıyla toplumu bilgilendirme görevini üstleniyor.  Toplumu uyarma görevini üstleniyor olması rahatsızlık yarattı anlaşılan. Hem Türk Tabipleri Birliği’ni hem de benim adımı anarak demoralize etme suçlu gösterme çabaları söz konusu oldu.

ASILSIZ SUÇLAMALAR: Asılsız birtakım suçlamalarla bizim üzerimizden ifadeler kuruluyor oysa konumuz gerçekten salgın. Biz salgının doğru yönetilmediğini ve çok ciddi sorunlar olduğunu biliyoruz. 1 Haziran açılma kararından itibaren ve sonrasında gelinen noktada toplumda gözlenen tablo çok ciddi sorunlara işaret ediyor. Biz 7. ayda bir gerçekliği daha dile getirdik. Biliyorsunuz önümüz sonbahar, kış ayları ve grip salgınıyla karşı karşıya kalacak Türkiye. İkisi bir arada da bizim tıp biliminde ‘kusursuz fırtına’ adıyla anılan çok ciddi bir tabloyu önümüze getirecek.

GÜNDEMİ DEĞİŞTİRMENİN YOLU: Tüm verileri olağanca açıklamadıkları, paylaşmadıkları sürece bir güven oluşturabilme olanakları yok, bu güveni yeterince sarsmış durumdalar. İktidarın 11 Mart’tan beri ciddi anlamda bir veri gizleme durumu var. Bunların örtbas edilmesi gerekiyor. Bu ülkede ortaya çıkan usulsüzlükler, yolsuzluklar bir yönetememe hali. Bu eleştireler, getiren kurumlara örgütlere kişilere terörist suçlaması yapılarak giderilmeye çalışılıyor. Gündemi değiştirmenin bir yolu olarak görülüyor.

TÜM SORUŞTURMALARDAN AKLANDIM: Geçtiğimiz dönemlerde Merkez Konseyimizin tamamını ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ dedikleri için gözaltına aldılar ve ardı ardına cezalar yağdırdılar. Savaş tabii ki bir halk sağlığı sorunudur. Çünkü, sağlık ortamlarını tahrip eder. Sağlığa erişimi yok eder. Dünya Tabipler Birliği başta olmak üzere Dünya’daki bütün tabipler birliğinin ortak söylemidir. Bunu söylemek zorundayız. Söylemezsek sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz.  Bunlar söylendiği için, bu tür suçlamalarla karşı karşıya kalınabilir. Kişisel olarak bana gelince bunların tamamı asılsız ithamlardır. Ben yapılan bütün soruşturmalardan açılan davalardan aklanarak çıkmış bir insanım. Gerçek olmayan ifadelerde çok ciddi biçimde değerlendirilmesi gereken ifadelerdir.

KİŞİ ÜZERİNDEN KURUMU YIPRATMAK DAHA KOLAY: TTB bu salgın sürecinde kamuoyunu bilgilendirmeye çalıştı ve bunda da başarılı oldu ve toplumda belli bir güven algısı oluşturdu. TTB’yi de suçlayıcı ifadeler var, TTB’yi tümüyle dışarıda bırakabilmiş değil elbette. Ama güven duyulan bir kurum üzerine gitmektense bir kişi üzerine gitmek ve onun üzerinden kurumu yıpratmak daha kolay olabilir düşüncesi zaman zaman iktidarlarda vardır.

HEPİMİZ TERÖRİSTİZ: Bir kişi değil aslında çok çoğul ve yan yana duran insanlık ailesinin bir parçasıyız hepimiz. Kişi üzerinden de yıpratma çalışması asılsız suçlamalar nedeniyle daha sorun oluşturabilecek süreçlere evrilebilir. Bugüne kadar terörist olarak suçlanmamış hiçbir kişi kurum kalmadı. Bu bakış açısıyla hepimiz teröristiz. Böylece dışlanabileceğimiz marjinalize edinebileceğimiz anlayışı hakim, ancak toplumda çok dayanak bulmuyor çünkü toplumun yüzde 60-70’i terörist yaftalamasıyla karşı karşıya kaldı. (ANKA)