Sessiz, dilsiz bir çığlıktır Fatsa!

Sanatçı Onay Akbaş, sosyal medya hesabından bir fotoğraf paylaşarak Fatsa’daki siyanürle altın aramaya dikkat çekti. Fatsa’nın turistik bölge olmadığı için gündeme gelmediğini belirten Akbaş, “Acılar yarıştırılmaz ama” diyerek Fatsa’nın gözlerden kaçtığını savundu. İşte Ressam Onay Akbaş’ın o paylaşımı ve yazısı:

Sessiz, dilsiz bir çığlıktır Fatsa.
Fatsa’da “Siyanürlü” altın arama !
Acılar yarıştırılmaz, ancak “Kapitalizm’in” azgın kâr hırsına topyekûn dur demez isek eğer, O’nun başka yerlerde başka canlar yakma iştah ve hevesi dahada kamçılanır. Fatsa’da doğa katledilirken, cılız birkaç sesin ve stk’nın dışında bütüncül ve etkili tepki gösterememiştik.

Çünkü Fatsa, Bergama ve Çanakkale gibi “Turistik” bir belde değildi ve “İhmal edilebilirdi” Ayrıca, Fatsa’nın güzel sahillerinde, köylerinde, Kaz dağlarının muhteşem sahillerinde ve köylerinde olduğu gibi milyon dolarlık “Yazlıkları-Yatırımları” olan tanınmış ünlü ve etkili sanatçı ve şahsiyetleri yoktu. Yada olsada, soruna yeterince duyarlı değillerdi. İş sadece Fatsa’nın korkusuz, direnen bir avuç köylüsüne ve stk’lara devredilmiş, vicdanlar sulha erdirilmiş, tecavüze sessizce göz yumulmuştu. Ancak “Kapitalizm böyledir. Topyekün ve hep birlikte mücadele edilmez, kâr hırsı” geriletilemez ve cesaret bulursa eger, başka bölgelere, ülkelere, toplumlara göz dikmeye, can yakmaya devam edecektir.

O’nun için toplumsal tepkimizi verirken hep birlikte “Gitmesek te, gezmesek te O köy bizim köyümüzdür” ve de “Kurtulmak yok tek başına, ya hep ya hiç” diyebilmek daha etkili ve daha samimi toplumsal sonuçlar sağlar diye düşünüyorum. Çifte standartda ne bireysel ne de toplumsal yararlar olamaz. Olaylara ve olgulara “tek gözle değil yürek ve vicdan gözüyle bakabilirsek daha inandırcı, etkili ve sonuç alıcı olabiliriz bence.

Maalesef o meşhur deyimle Fatsa’da “Sarı öküzü vermeyecektik” Yani kısacası demem odurki; “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışını terk edip, sorunlara bütüncül bakalım. Çünkü “O yılan” artık hepimizin koynundadır.

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları