Seçim ittifakları ve ayak oyunları…

Bu seçim baskın seçim olmanın ötesinde ittifaklar, ayak oyunlarının en yaygın yaşandığı seçim olmaya şimdiden aday gözüküyor. Son yıllarda yapılan bütün seçimlerde yaşadığımız, iktidarı bırakıp bütün hararetiyle muhalefeti eleştirme geleneği bu seçim öncesi de bozulmadı.

İktidar ve Erdoğan eleştirisinden çok, CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu tartışılıyor, eleştiriliyor.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının merakla kim olacağı tartışılırken, bir son dakika haberiyle; CHP’nin, Sağ Partilerle (Sadet Partisi, İYİ Parti, Demokrat Parti) kurduğu ittifak eleştirilerin hedefi olmaya başladı.

Sağ ittifak yerine sol partilerle, (EMEP, ÖDP, TKP) bir ittifak kurmasını öneren kimi solda isimler politikayı geçtim matematikten de habersiz davranarak eleştiri oklarını, CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu’na yöneltmeye başladılar.

Bu eleştirilere rağmen CHP’nin sol partilerle milletvekilli adaylığı düzeyinde bir ittifak içinde olacağını, adı geçen sol partilerden adaylar göstereceğini düşünüyorum. Bunu basına sızan kimi haberler de teyit etmekte…

Geriye HDP kalıyor.

HDP’den gelen kimi eleştirilere rağmen CHP ve HDP’nin geçmişte olduğunun aksine birbirinden çok uzakta durduğunu düşünmüyorum. Hatta bu iki parti arasında belli konularda bir yakınlaşmanın sağlandığını düşünüyorum. Adına “dirsek teması ittifakı” denebilecek bir ittifakı geçmeyen bir yakınlık bu. CHP’nin, AKP ve MHP ne der korkusu, ulusalcı seçmeni hepten İYİ Partiye kaptırma korkusu yakınlaşmayı daha ileri götüremedi.

Adı, düzeyi ne olursa olsun, 24 Haziran Seçimlerinden muhalefet galip çıkmak istiyorsa HDP ile bir ittifak içinde olmasa da, birlikte hareket etmesi en azından dirsek teması içinde olması gerekiyor.
CHP’ye burada büyük bir rol düşüyor. HDP ile iletişim içinde olabilecek tek muhalefet partisi olarak devrede olmak ve kimi duraksamalarda birlikte hareket etmek zorunda.

Bütün bunlar yeter mi?

Bütün bunlar yetmeyebilir. HDP’nin ittifak dışında tutulması muhalefetin bütün hesaplarını boşa düşürebilir.

Çünkü bu seçimleri kazanmaktan başka çaresi olmayan AKP, MHP ittifakı, devletin ve iktidarın bütün imkanlarını kullanarak, HDP’yi baraj altında göstermeye çalışacaktır. Seçim Kanunda yapılan son değişiklikler ve geçtiğimiz Referandumda yaşananlar bu ihtimalin oldukça büyük olduğunu düşündürmeye yetiyor.

Barajı geçmeyen ve/veya baraj altında gösterilen bir HDP, muhalefettin bütün hesaplarını alt üst eder. Meclis çoğunluğunu AKP, MHP ittifakına kaptırdığı gibi, Cumhurbaşkanlığını da altın tasta Erdoğan’a sunmuş olur.

Bu yüzden de olsa, HDP’nin CHP, İYİ Parti, Sadet Partisi ve Demokrat Parti ile aynı ittifak içinde olması, olmuyorsa CHP, HDP ve sol bileşenler ile bir ittifak içinde olması daha uygun olurdu. Diğer yandan Sadet Partisi, İYİ Parti ve Demokrat Partinin içinde olacağı bir diğer ittifak kolaylıkla yüzde 10 barajını aşarak Erdoğan’ı saraydan edebilirdi…

HDP’nin ittifak dışında tutulması, Kürt illerinde seçimlerin ağır baskı koşullarında, bin bir türlü engelleme ile süreceğini, HDP seçmenin iradesinin sandığa yansımasının önüne geçileceğini şimdiden görmeyenlerin siyasi körlüğüne diyecek söz bulmak zor…

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları