Dersim dağları yanarken şak şak

Neden ağaç dikiyoruz? Bu gün için mi yoksa yarın için mi ağaç dikiyoruz? Elbette ağaçları yarınlar için dikiyoruz. Umudu yeşertmek kadar değerlidir bir ağacı yeşertmek. Bu ormanları yakanları nasıl değerlendireceğimi açıkçası bilmiyorum. Fakat şunu söyleyebilirim sadece; Öldürmek ve yakmak vatana hizmet gibi görülüyor. Söz konusu vatansa cellat gözünü kırpmıyor. Cellada inat bizler, yani geleceğe inananlar daima yaşamı savunacağız.

“Gelecekte hiçbir insan başkalarını öldürmeye, vatanına hizmet için bile olsa zorlanmamalıdır”1919 yılında Baron Wrangel Bern de idealist kişilerin olduğu bir toplantıda söylemiş bu sözleri. Pek çoğunuz bu sözlere gülüp geçiyor olabilirsiniz, hayatın gerçeğiyle bağ kurmadığımı düşünebilirsiniz.

Ben Musa’nın “öldürmeyeceksin” sözüne çok değer biçiyorum ve halen geçerliliğini koruyor diye seviniyorum. Ama yaşadığımız dünyaya baktığımızda hangi ülkenin yasasında böyle bir madde var? Oysa her ülkenin birinci maddesi bu olmalıydı. Öldürmeyeceksin!      Hiçbir canlıyı öldürmeyeceksiniz insan kardeşlerim.

Bunu başkaları için değil sadece ama sadece kendiniz, kendimiz için yapacaksınız, yapacağız. En azından, sanatçılar, yazarlar, şairler, aydınlar bu sözü gündemden düşürmemelidir. Bu konuda cesur olmalılar. Politik düşüncelerinin esiri olarak değil vicdanlı bir insan olarak yaşlaşmalıyız doğadaki tüm canlılara. Dersim dağları yanarken şak şak, Antalya dağları yanarken ah vah ediyorsanız siz insan değil gorilsiniz.

En sevmediğim şeydir bir olayı kıyaslamak. Bir insan öldüğünde geride kalanlar aynı acıyı yaşamıyor mu? Aynı renk gözyaşını akıtmıyor mu? Bu ayrımı düşünmek bile vicdanlarınızdan şüpheye düşürüyor beni.

Öldürmeyeceksin ya da yakmayacaksın!

Aynı şey, ama görüyorum ki insanları yakamadıkları yerde ormanları yakıyorlar. Sadece ormanları yaktıklarını sananlar çok iyi biliyor ki o cayır cayır yanan ormanlarda binlerce canlı yanıyor. Kuşların çığlığı, yılanların tıslaması, kaplumbağaların, karıncaların telaşını, ağaçların hışırtısını, çiçeklerin boyun büküşünü de  duyuyorlar kuşkusuz. Ya ceylanlar, tilkiler, tavşanlar ne yaptılar size de yakıyorsunuz? Ne zaman bir orman yangını haberi duysam sözcüklerin, kitapların feryat ettiğini düşünüyorum. Ne zaman bir orman yangını duysam doğanın insana öfke beslediğini ve oksijensiz kaldığımızı düşünüyorum.

Benim yaşadığım İda bölgesinde de gün geçmiyor ki orman yangını haberi almayalım. Bir avuç rantiyeci mütahitin çıkarları uğruna zeytin ağaçları ateşe veriliyor. Bölgemiz hızla betonlaşmaya başladı. Denize sıfır yazlıklar, termal oteller yapılıyor. Beton yığınlarından denizi göremiyoruz artık. Denizi, dağları katletmeye devam ediyorlar. İnsan sevgisi olmayandan doğa sevgisi beklemek Godot’yu beklemek gibi bir şey.

Hani siz vatanı çok sevenler; vatan demek sadece sınır demek mi? Vatan sadece dış düşman- iç düşmana karşı mı savunuluyor? Ormanlar vatandan azade mi? Düşman toprağı mı?

Dünyada her şeyin kendine özgü bir amacı vardır ve kimsenin bunu yok etmeye hakkı olamaz.

Defalarca ölümle yüz yüze gelen insan bırakın artık şu vatanın orasını burasını yakıp yıkmayı. Bu vatan hepimizin.

Cennet BİLEK
Latest posts by Cennet BİLEK (see all)
Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları