back to top
Ana Sayfa Haber Bir Video, Bir Tutuklama, Bir Sistem Tartışması: Çocuk Adaletinde Güvenlikçi Eşik Yeniden...

Bir Video, Bir Tutuklama, Bir Sistem Tartışması: Çocuk Adaletinde Güvenlikçi Eşik Yeniden Gündemde

İzmir’de 16 yaşındaki bir çocuğun sosyal medyada paylaştığı saç örme videosu gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası” iddiasıyla tutuklanması, hukuk ve insan hakları örgütlerinin sert tepkisine yol açtı; uzmanlar, kararın çocuk adalet sisteminin “son çare” ilkesinden uzaklaşıldığına işaret ettiğini belirtiyor.

Tutuklama Kararı Ve Olayın Çerçevesi

İzmir’de yaşayan 16 yaşındaki bir çocuk, sosyal medya hesabında paylaştığı saç örme videosu nedeniyle gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemece “örgüt propagandası” iddiasıyla tutuklanarak Şakran Çocuk Cezaevi’ne gönderildi. Olay, çocukların ifade alanı ile ceza hukuku arasındaki sınırların nasıl çizildiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Dosyaya ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, paylaşımın içeriği ve bağlamı tartışma konusu olurken, tutuklama tedbirinin gerekliliği ve ölçülülüğü hukuk çevrelerinde eleştiri başlığı haline geldi. Türkiye’de çocuklara yönelik ceza adaleti uygulamalarında tutuklamanın “istisnai” olması gerektiğine dair iç hukuk ve uluslararası sözleşmelerde yer alan ilkeler, kararın ardından yeniden hatırlatıldı.

Hak Örgütlerinden Ortak Tepki Ve “Üstün Yarar” Vurgusu

Adalet için Hukukçular Derneği, Çağdaş Avukatlar Grubu, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir şubeleri, İzmir Barosu Tahir Elçi Salonu’nda yaptıkları ortak açıklamada, yargılamaların yalnızca somut deliller ve hukuki ölçütler üzerinden yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, kimlik veya aidiyet algısının sürece yansıtılmasının adalet duygusunu ve toplumsal güveni zedeleyeceği ifade edildi.

Kuruluşlar adına yapılan değerlendirmede, çocukların korunması ve “çocuğun üstün yararı” ilkesinin hem ulusal hukukta hem de Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde bağlayıcı olduğu hatırlatıldı. Tutuklama kararının çocuğun eğitim hakkı, psikolojik bütünlüğü ve gelişim süreci üzerinde doğrudan risk yarattığı, bu nedenle ceza adaletinin koruyucu-iyileştirici niteliğinin zayıflatıldığı görüşü dile getirildi.

Aileden Tepki Ve Eğitim Hakkı Tartışması

Çocuğun babası, kızının okulda olması gerekirken cezaevinde tutulduğunu belirterek, kararın yalnızca aileyi değil, çocukların korunmasına ilişkin kamusal sorumluluğu ilgilendirdiğini söyledi. Aile, tutuklama tedbirinin yeniden değerlendirilmesini talep ederken, sürecin çocuğun eğitim hayatı ve ruhsal durumu üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceği endişesini paylaştı.

Bu tür dosyalarda tutuklama yerine adli kontrol, sosyal inceleme ve psikososyal destek mekanizmalarının önceliklendirilmesi gerektiğini savunan hukukçular, ceza adaletinin erken yaşta damgalama ve dışlanma riskini büyütebileceğine dikkat çekiyor.

Çocuk Adalet Sistemi Ve Güvenlik Politikaları Arasındaki Gerilim

Basın açıklamasında, “örgüt propagandası” suçlamasının ifade özgürlüğü alanını daraltacak biçimde geniş yorumlanmasının, özellikle çocuklar söz konusu olduğunda daha ağır sonuçlar doğurduğu belirtildi. Hukuk örgütleri, çocuk adalet sisteminin güvenlik politikalarının uzantısı haline getirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, özgürlükten yoksun bırakmanın uluslararası standartlara göre “mutlak istisna” olduğunu hatırlattı.

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde, çocukların tutuklanmasının son çare olması ve en kısa süreyle uygulanması gerektiği yönündeki ilkelere işaret eden hukukçular, mevcut kararın ölçülülük ve gereklilik testleri bakımından tartışmalı olduğunu ifade etti. Tartışma, Türkiye’de çocukların ifade alanı, dijital mecralar ve ceza hukuku arasındaki dengenin nasıl kurulacağına ilişkin daha geniş bir politika başlığına dönüşmüş durumda.

  • NHY / Adalet için Hukukçular Derneği, ÇHD, İHD, ÖHD ve Çağdaş Avukatlar Grubu İzmir şubelerinin ortak basın açıklaması