Ben bir sosyolog ya da sosyal hizmet uzmanı deÄŸil, bir edebiyat ve özellikle roman tarihçisi ve incelemecisiyim. O nedenle aile hakkında bir ÅŸey söylerken, yola çıkış noktam romanlar, yani kurmaca anlatılardır. Ancak roman aile hakkında çok ÅŸey söyler. Hatta bence, romanın ortaya çıkışı deÄŸilse de, özellikle 19. yüzyılda geliÅŸimi ve tüm dünya dillerine yayılması aile nedeniyle olmuÅŸtur. Daha doÄŸrusu “modern aile” nedeniyle. Roman bir modern aile propaganda aracı, bir ideolojik aygıttır.
Öncelikle modern aile meselesine bakmak lazım. Modern aile, 15. yüzyıl sonundan itibaren Batı Avrupa’da doÄŸup pek çok alt süreçle birlikte geliÅŸen ve tüm dünyayı etkisi altına alan modernitenin, özellikle 19. yüzyıl başından itibaren yaygınlaÅŸan bir unsurudur. Devletin de modernleÅŸmesi, yani merkezi hale gelmesiyle baÄŸlantılı bir ÅŸeydir. Devletler modern aileyi nüfus mühendisliÄŸinin en önemli silahı olarak gördüler ve yaygınlaÅŸtırdılar. Modern aile, genç ve heteroseksüel çiftlerin reprodüksiyon, yani çoÄŸalma amacıyla bir araya getirilme aracıdır. Söz konusu olan çekirdek aile yani. Anne-baba ve çocuklar. Uygarlığın hiçbir döneminde devletler modernite sırasında baÅŸlayıp günümüze geldiÄŸi ÅŸekliyle aileyle, genç ve çocuk yapmaya müsait erkek ve kadınların yatak odasına legal ve meÅŸru bir biçimde girip çocuk yapmaları ve yetiÅŸtirmeleriyle bu kadar kafayı bozmamışlardı. Bu kafayı bozma iÅŸi gayet de anlaşılır bir ÅŸey tabii. Genç ve saÄŸlıklı erkek ve kadınlar çiftleÅŸir ve çocuk yaparlarsa, biyolojik olarak ÅŸansı yüksek ve saÄŸlıklı yeni anne ve babaları, ucuza çalıştırılabilecek işçileri, doÄŸacak çocukları okul çağına kadar büyütüp besleyecek ve eÄŸitecek anneleri, savaÅŸacak askerleri ortaya çıkartma ÅŸansları yükselir.
Devletin aileye merakı “tamamen duygusal” yani. Ve bu anlamda modern aile ile modernite öncesi aile birbirinden pek çok yönde farklıdır. Mesela bizim kullandığımız Arapça kökenli “aile” sözcüğü, orijinalinde bugünkü kullanıma denk gelmiyordu. Bugün bile var olan bir yan anlam var ya hani, “aile bahçesi” ve “ailemle ÅŸurada rahatça konuÅŸamayacak mıyız?” kullanımlarında da görülen, o “erkeÄŸin eÅŸi” anlamına geliyor. “Ailem, ıyalim”. Ya da “Yıkılası hanede evlad ü ıyal var”. Yani evde çocuklar ve eÅŸi olan kadın varmış. İslam hukuku olan ÅŸeriat, nikah vesilesiyle erkek ve kadınların bir araya geliÅŸini düzenler mesela. Ve burası çok önemli, modern öncesi dönemde nikahta yaÅŸ önemli deÄŸildir. YaÅŸlı ve varlıklı erkek, genç kadınlarla evlenir, kimse de bunu garip karşılamaz. Çünkü İslami ya da geleneksel ailenin temeli reprodüksiyon deÄŸil, kadının aidiyeti meselesidir.
Modern dönemde bu deÄŸiÅŸir ve devletlerin çocuk yapma aÅŸkıyla yeni aileye ulaşırız. (“Üç çocuk, hatta beÅŸ çocuk yapın” lafı bir moderniste ait yani! Mesela 19. yüzyıldaki ilk Türkçe romanlarda aile sözcüğünün hemen yaygınlaÅŸmadığını, onunla yan yana Fransızcadan gelen familya sözcüğünün kullanıldığını da görürüz. Mesela Fatma Aliye’nin “Udi” romanında “bir aile babası, bir familya erkeÄŸi” ifadesi geçer.
Osmanlı, 19. yüzyılda yüzünü Avrupa’ya çevirip modernleÅŸme sürecini baÅŸlattığında, halen harem uygulamasıyla birbirlerinden kesin olarak ayrılmış erkekler ve kadınlar, o zamana kadar yaygın olmayan aÅŸk romanlarıyla karşılaÅŸmaya, bunları okuyup üzerine düşünmeye baÅŸladılar. Eskiden divan edebiyatında aÅŸk konusu o kadar yaygınken, sevgili genellikle genç erkek olarak resmediliyordu. Bunun nedeni Osmanlı toplumunun yaygın ve baskın biçimde eÅŸcinsel olması deÄŸildi. Düzcinsel iliÅŸkiden ve kadın güzelliÄŸinden bahsedilirse, zina propagandası yapılacağı düşünülürdü. Oysa 19. yüzyıl romanlarıyla yaÅŸları birbirlerine denk ve üreyebilir erkek ve kadınlar arasındaki aÅŸk iliÅŸkilerinin propagandası yapıldı ve aşırı örnekler dışında muhafazakâr devlet bunları mazur gördü. Çünkü böyle aÅŸklarla oluÅŸacak ailelerden üç çocuk çıkacaktı, beÅŸ çocuk çıkacaktı, vatandaÅŸ sayısı artacak, artacaktı.
Uzun lafın kısası, efenim Tanrı ya da Hira Dağı’ndan geldiÄŸini düşündüğünüz, hiç deÄŸiÅŸmediÄŸine inandığınız o kutsal aile, aslında modern bir ÅŸey. Modernitenin ilerleyiÅŸi sırasında, yeni devlet örgütlenmesi üzerinden icat edildi ve uygulandı. Nasıl 16 Türk devleti bir mit ise, “Türk ailesi” de bir mittir. Devlet dediÄŸimiz ÅŸey de, aile dediÄŸimiz ÅŸey de tarih içerisinde deÄŸiÅŸmiÅŸ ve farklı görünümler kazanmıştır.
Ben neden iÅŸi gücü bıraktım, uzun uzun bunu yazıyorum. “Kutsal aile ideolojisi”, sadece burada deÄŸil tüm dünyada, korona yüzünden evlere kapandığımız ÅŸu dönemde aileye aÅŸk ve tapınma mesajları yayıp duruyor. Bu tehlikeli bir ÅŸey. Aileyi bir ÅŸey, bir nesne, bir put olarak görmemeliyiz. Aile bir süreçtir. Bu anlamda n sayıda aile vardır. Bunların kimisi mutlu, iyi, saÄŸlıklı vb. iken, kimisi öyle deÄŸildir. Hatta aynı aile içerisinde bile durum sürekli deÄŸiÅŸir. “Kocam eskiden beni çok döverdi, artık dövmüyor, daha uyumluyuz.” Bir örnek sadece… İşi bu açıdan görürsek, hane içlerinin de, sokaklar kadar tehlikeli hale geldiÄŸini anlayabiliriz. Aile içi ÅŸiddet var, istismar var, çocuÄŸa dönük istismar var… Åžimdi o istismarcılar, “kutsal aile babaları ya da aÄŸabeyleri” filan olarak o çocuklarla ve o kadınlarla aynı eve kapandılar. Aileyi bir kurum olarak kim önemsiyorsa, bunu hatırlamalı! Sivil toplum içerisinde dayanışma aÄŸları oluÅŸmalı, önlemler düşünülmeli.
- Bakın, Yaşar Kemal ne diyor? - 28 Kasım 2022
- Can’ı candan usandıran bir kayyım masalı - 29 Temmuz 2021
- Korona Günlerinde Aile Yahut Dikkat Şiddet Var - 28 Mart 2020
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla ÅŸey keÅŸfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

















