Yamanızı nasıl alırdınız?


Giyilebilir cihazların hayatımıza girmesinin üzerinden öyle çok uzun bir zaman geçmedi. Piyasada yeni yeni boy göstermeye başladıklarında, bu cihazların zamanla insan sağlığının takibi anlamında büyük imkânlar yaratacağı ifade ediliyordu. İlk zamanlar buna pek ihtimâl vermediğimi itiraf etmem gerekiyor. Ancak zamanla kalp atışını, uyku düzenini, stres ve hatta kandaki oksijen seviyesini ölçen cihazlar olarak ortaya koydukları fayda fikrimi değiştirmeme sebep oldu.

Covid-19 salgını sürecinde de kandaki oksijen seviyesinin takibi özel önem kazandığından, söz konusu cihazlar eminim birçok kişi için erken uyarı sinyali yaratarak önemli bir sağlık hizmeti görmüştür.

Daha ileri sağlık hizmetleri açısından bakıldığında, giyilebilir cihazlar statüsündeki sensör içeren yamaların (yara bantlarına da benzetebiliriz) etki alanlarını sürekli artırdığını görüyoruz.

Örneğin, MIT’den Prof. Xuanhe Zhao ve araştırma ekibi, bir kişinin iç organlarını günlük hayatlarını sürdürürken tarayabilen, yapışkan bir ultrason yaması geliştirmiş. Posta pulu büyüklüğündeki giyilebilir yama, kan damarlarını, sindirim sistemini ve iç organları 48 saate kadar görüntüleyebiliyor ve doktorlara, hastaların sağlığı konusunda rutin taramaların sağladığı anlık görüntülerden daha ayrıntılı bilgi sağlayabiliyormuş. Cihazın henüz kablosuz çalışamadığı ifade edilse de bugünün teknolojik olanakları değerlendirildiğinde, bu hedefin gerçekleştirilmesinin öyle uzun bir zaman almasını beklememek lazım.

Bu konuda MIT bilim insanlarının ön saflarda yer aldığı anlaşılıyor. Yine MIT mühendisleri, başka bir tür giyilebilir sensör tasarlamışlar. Cihaz; nabız, ter ve ultraviyole ışınlarına maruziyet ile ilgili verileri algılayabiliyormuş. Bir önceki paragrafta bir eksiklik olarak bahsettiğimiz hususun ise bu ekip tarafından çözüldüğü ve hayata geçirildiği anlaşılıyor. Zira cihaz, verileri çip ya da pile ihtiyaç duymadan kablosuz olarak iletebiliyormuş. Tasarım, Science dergisinde yer bulmuş.

Vücudumuzu yorulmaksızın ve ara vermeksizin gözlemleyen, sağlığımızı korumak üzere sürekli tetikte olan teknolojilere ilişkin son bir örnek de Science Advances dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmada göze çarpıyor. Çalışma, giyilebilir cihazların faydalarına yeni bir boyut eklemiş. Mühendislerden oluşan bir ekibin geliştirdiği yara bandı görünümündeki esnek, yapışkan bandaj, ultra hassas, pille çalışan bir sensör içeriyormuş. Amacı olası yeni kanser ilaçlarının fareler üzerindeki etkisini daha etkin şekilde inceleyebilmek olsa da sensör sayesinde önemli bir şey daha yapılabiliyormuş: Tümörlerin boyutlarının değişip değişmediğinin analizi. Sensör o kadar hassasmış ki, bir tümörün boyutundaki değişiklikleri milimetrenin yüzde birine kadar gerçek zamanlı olarak algılayabiliyormuş. Bu, mutfaklarda kullanılan plastik streç sargılarının kalınlığıyla hemen hemen eşit bir ölçüyü ifade ediyor. Sensör, yaptığı ölçümleri bir akıllı telefon uygulamasına aktarabiliyormuş (böylelikle kablosuz aktarım tartışmaları rafa kalkmış oluyor) ki bu özellik, bir erken uyarı mekanizması işlevi görmesini sağlayabilir.

Görünen o ki, gelecekte genelde giyilebilir teknolojiler, özelde ise bahsettiğimiz yamalar sayesinde sağlığımızı daha yakından takip edebilecek, sorunlardan daha erken haberdar olabilecek, belki de ortalama insan ömrünün daha da uzadığına şahit olacağız.

Ortalama insan ömrü daha da uzarsa, zaten kısıtlı olan dünya kaynaklarıyla insan ırkının nasıl ayakta kalabileceği tamamen ayrı bir tartışma ve yazı konusu ancak yamaların insan sağlığına katkılarının artarak süreceğini söylemek herhalde kehanet sayılmaz.

Artıları ve eksileriyle yama uygulamaları hoşunuza gitti mi? Peki, siz yamanızı nasıl alırdınız?

Bir sonraki yazıda görüşene kadar, sağlıcakla kalın.

Özgün ÇINAR
Latest posts by Özgün ÇINAR (see all)