Vur patlasın, çal oynasın…

Sürekli Gülelim
Sürekli eğlenelim
Üzücü bir olay olduğunda
Sağa sola savrulup dağıtalım
Hatta acımızdan mümkün olduğu kadar kaçalım
Öyle bir süpürelim ki acıyı halının altına, orda tepeler dağlar gibi biriksin
Yeter ki önümüzde durmasın
Kendimizle baş başa mümkünse hiç kalmayalım
Bir aktiviteden diğerine koşalım
Sürekli çalışalım ya da sürekli coşalım
O gruptan bu gruba yapışalım
Duygularımızla yüreğimizle bağlantı kopsun ki acı çekmeyelim
Zihnimiz yönetsin bizi
Çareler üretsin çözümler peşine koşsun
Hiç soru sormasın duygulara
Hatta duygular acıttığı için mümkünse düşünmesini bile durdursun
Televizyon seyrettirsin, sarhoş etsin ve hatta ot çekip üç beş de hap buldun mu
Çözülür gider hayat
Eller havada…

Ne güzel geldi değil mi bize…
Yok öyle bir hayat
Önce bir duralım
Tatlının damağımızda bıraktığı lezzet gibi
Acıyı da yüreğimizde damla damla hissedelim önce bir.
Biraz kalalım kendimizle
Kopalım olaydan ve bizi acıtandan
Dönelim kendi içimize…

Acının olduğu yeri bulalım kendi bedenimizde
Bakalım neler söylüyor bize
Ne öğretecek bu sefer yaşananlar yine…
Halı altı yaptığımız her şey
Biz üzerinde gezindikçe yanlardan fırlamağa ve hayatımızı hep toz duman içinde yasamamıza sebep olacak
Biz kendimizden kaçtıkça
O uykularımızda bile bizi kovalayacak

Bir çözüm var elbet
Dinleyip yüreğimizi
Yüzleşelim kendimizle onu bunu suçlamadan
Olaylarla bahaneler uydurmadan
Yüzleştikçe değişecek dönüşecek
Alttaki acıyı hafifletecek
Her şeyin bir sebep için olduğunu keşfedince
İşte o zaman suni değil
Gerçek huzur ve bizle yaşamaya başlayacağız.
Sırtımızdaki yükler bir bir düşerken
Biz yola özümüzle kendimiz gibi devam edeceğiz
Ne istediğimizi neye hazır olduğumuzu anlayarak
Yaşamımızı kendi ellerimizle şekillendireceğiz.
Yaşam güzel
Yaşamak güzel olacak
Acı ve Tatlının aynı şeye farklı yollardan gidiş olduğunu anladığımızda

 

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları