TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl’ün cezaevindeki Hatay Milletvekili Can Atalay’a gönderdiği mektup ve Atalay’ın yanıtı, yalnızca bir dayanışma mesajı değil; hükümetin ve Meclis’teki iktidar çoğunluğunun Anayasa Mahkemesi kararlarını yok sayan tutumuna karşı, aynı siyasi ve hukuki hatta buluşan açık bir itiraz metni olarak öne çıktı.
Dayanışma Mesajı: Hükümete Dolaylı, Meclis Çoğunluğuna Açık Eleştiri
CHP Ankara Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl’ün Can Atalay’a yazdığı mektup, bireysel bir yeni yıl dileğinin ötesine geçerek, mevcut iktidar pratiğine yönelik güçlü bir siyasal eleştiri içeriyor. Bingöl, Atalay’ın cezaevinde tutulmasına rağmen “hakkın yanında durmayı” sürdürmesini vurgularken, adaletin yalnızca yargı kurumlarıyla sınırlı olmadığını, toplumsal vicdanda da karşılık bulduğunu ifade etti.
Bu vurgu, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını normalleştiren siyasi iklime karşı bir itiraz niteliği taşıyor. Bingöl’ün “gücün değil hakkın yanında duranların tarihe yazılacağı” yönündeki ifadeleri, hükümetin ve Meclis’teki iktidar çoğunluğunun hukuk anlayışına dolaylı ama net bir eleştiri olarak dikkat çekti.
Atalay’ın Yanıtı: Meclis Çoğunluğu Da Sorumlu
Can Atalay ise yanıtında, eleştiriyi daha doğrudan bir siyasal hatta taşıdı. Seçilmiş bir milletvekili olmasına rağmen Anayasa Mahkemesi kararlarına karşın cezaevinde tutulduğunu hatırlatan Atalay, bunun yalnızca yargı kaynaklı bir ihlal olmadığını, Meclis çoğunluğunun tutumuyla yasama organına da taşındığını belirtti.
Atalay, “Anayasa’nın çiğnenmesine TBMM’nin bulaştırıldığını” ifade ederek, iktidar çoğunluğunun bu süreçte tarihsel bir sorumluluk üstlendiğini savundu. Bu sözler, hükümet ile Meclis çoğunluğunu aynı anayasal ihlalin parçası olarak konumlandırması bakımından dikkat çekici bulundu.
Aynı Hatta Buluşan İki Vekil
Yazışma, üslup farklılıklarına rağmen, Bingöl ve Atalay’ın aynı siyasi ve hukuki hatta durduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Bingöl’ün dayanışma ve tarihsel sorumluluk vurgusu ile Atalay’ın açık anayasal direniş çağrısı, iktidarın hukuk pratiğine karşı ortak bir duruşu somutlaştırıyor.
Her iki metin de, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının geçici bir siyasi tercih değil, demokrasi ve hukuk devleti açısından kalıcı sonuçlar doğuracak bir kırılma olduğuna işaret ediyor. Bu yönüyle mektuplaşma, yalnızca kişisel bir dayanışma değil, iktidarın Meclis çoğunluğuna yaslanan yönetim anlayışına karşı kayda geçen bir siyasal belge niteliği taşıyor.
- NHY / Tekin Bingöl ile Can Atalay’ın yazışması…
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.















