Marmara yangını üzerine değerlendirmeler

12 Ağustos 2019 tarihinde Marmara Adası belki tarihinin en büyük yangınını yaşadı. İlk tespitlere göre, 80 hektar alan yangından zarar gördü. Yangının ardından birçok farklı değerlendirme yapılmış olsa da, bunları bir kısmının tahminlerden ve kişisel bakış açılarına dayalı yorumlardan oluştuğu gözlemlendi. Böyle olması şaşırtıcı da değildi; çünkü ülkemizde yaklaşık son 15 yıldır, özellikle de deniz manzaralı tatil beldelerinde çıkan yangınların büyük kısmının rant amaçlı olduğuna, ya da farklı nedenlerle çıksa da bu arazilerin vahşice yapılaşmaya açıldığına hepimiz üzülerek tanık olduk. Yani bu süreç, aslında hiçbirimize yabancı değil ve yanan bir bölge görünce hepimizin ilk aklına gelen, bölgenin yapılaşmaya açmak üzere yakılmış olma ihtimali.

12 Ağustos günü, Türkiye’nin 27 ayrı bölgesinde çıkan yangınlar, bu ihtimali kuşkusuz daha da güçlendirdi. Marmara Adası ile eş zamanlı olarak, Kütahya’da, Balıkesir’de, Ayvalık’ta, Burgazada’da ve daha birçok yerde eş zamanlı yangınlar yükseldi. Bu üzücü olaylar zinciri, hepimizin içindeki öfkeyi, acıyı bir kez daha yükseltti. Yüreklerimiz bir kez daha aynı ateşle yandı. Ortaklaştık, birlikte ağladık. Hayvan ve bitki varlığımızı kaybettik.

Gelelim Marmara Adası yangınına: Bu yangını analiz edebilmek için önce Ada hakkında kısa bir iki bilgi aktaralım: Marmara Adası, Türkiye’nin 2. büyük adası. Marmara Denizi’nin ortasında, Avşa ve Ekinlik Adaları ile birlikte yer alıyor. Kapıdağ Yarımadası’nın etrafını süsleyen büyüklü küçüklü birçok adanın en büyüğü, en gösterişlisi. Kapıdağ Yarımadası’ın 6 mil kuzey batısına denk düşüyor. Denizden 709.65 m. yüksekliği ve 117.8 km2’lik yüzölçümü ile Adalar Topluluğunun en büyük ve İstanbul- Çanakkale Boğazları arasındaki denizyolu ulaşımının ana üssü olacak noktada bulunması nedeniyle de en stratejik olanı olarak tanımlanıyor. 1980’lere kadar, Avşa ile Marmara Adaları, orta sınıfın önemli tatil beldelerinden biri olarak biliniyor. Marmara Adası yüksek dağlarla çevrili. Orman varlığı açısından fazlaca zengin değil. Kuzey kıyılarında ağırlıklı olarak fıstık çamları ve zeytinlikler yer alıyor. Fıstık çamlarının bir bölümü, 90’lı yılların sonlarında dikildi. Doğal bitki örtüsü içinde daha çok zeytin ve çınar ağaçları önemli bir yere sahip. Marmara Adası, oldukça fazla tür endemik bitki ve hayvan topluluğu barındırıyor.

Ada’nın turizm kapasitesi oldukça sınırlı. Merkez ve Çınarlı dışında hemen hemen hiçbir bölgesinde turizm temel bir sektör olarak yer almıyor. Genel olarak Ada, İstanbul, Bursa ve İzmir’den turist alıyor. Doğal varlıkları nedeniyle turizm potansiyeli yüksek olsa da, turizm politikası nedeniyle turizm sezonu oldukça kısa; yaklaşık 2 ay.

Bütün bu özelliklerinin ardından, çıkan yangınla ilgili olarak söylenecek ilk husus, ortada rant ya da kast bulunmadığıdır. Marmara’da turizm tesisi açmak için orman yakılması söz konusu değildir; çünkü adanın yapısı, ormanların konumu ve bulundukları bölgeler itibariyle buna elvermemektedir. Yangın, ne acıdır ki, tamamen vurdumduymazlık, tedbirsizlik, ihmalkarlık sonucu ortaya çıkmıştır. Yangının çıktığı 12 Ağustos tarihinin bir gün öncesinde başlayan şiddetli poyraz, ertesi gün de devam etmiş; bahçesinde otlarını yakan vatandaşın, rüzgar nedeniyle ateşi kontrol edememesi sonucu büyük bir felakete dönüşmüştür.

Saat 13.30 civarında Adalar belediye başkanı Süleyman Aksoy hayli erken bir  “yangın kontrol altinda” mesaji vererek, halkı rahat davranmaya teşvik etmiştir. Oysaki “tedbiri elden bırakmayın” mesajı vererek halkı dikkatli olmaya davet etmelidir. Akşamüstü Balıkesir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın yaptığı “yangın kontrol altına alındı” açıklamasının da hala erken olduğu, ertesi gün yangının tekrar alevlenmesiyle ortaya çıkmıştır. Üstelik Türkiye’nin ikinci büyük adasından “küçük bir ada” diye sözetmesi, bölgeye ilişkin bilgisinin yeterliliği konusunda şüphe uyandırmıştır. Neticede, yerel yetkililerin tüm güven temine eden bu açıklamalarına karşılık, halk kendi deneyimleri ve içgüdüleri sonucu gece nöbeti tutmaya devam etmiştir. Gece belli bölgelerde yeniden canlanmalar gerçekleşmiş, ada dışından gelen takviye itfaiye araçlarının gayretleri ile yangın tekrar yayılmamıştır.

Yangın sürecinde farklı medya kurumlarının “yüzlerce helikopterle müdahale edildi” şeklinde haberlerine rastlansa da bu haberler gerçek değildir. Yangın başladıktan 1.5-2 saat sonra yetkililerden ve halktan giden sayısız talepler sonucu ilk helikopter gelmiştir. Bu helikopter bir süre sonra yakıt ikmali için dönmüş, uzun süre geri gelmemiştir. Diğer iki helikopter ise neredeyse bölge tamamen yandıktan sonra, akşam ustu intikal ederek yangına müdahale etmiştir. Yangın ancak bu helikopterlerin gelişinden sonra bastırılabilmiştir. Yani yangına toplamda 3 helikopterle müdahale edilmiştir. Helikopterler teknik ve yasal zorunluluklar gereği karanlığın basmasıyla sabah tekrar başlamak üzere paydos etmiştir.

Ada’da, akşam saatlerinde Bandırma’dan gelen takviye itfaiye araçları haricinde 3 adet itfaiye aracı mevcuttur. Ada’nın ulaşım imkanları nedeniyle öğleden sonra takviye araçlar gelene dek, tüm yangına bu üç araçla müdahale edilmiştir.

Olay boyunca bölgede iki ambulans hazır bulunmuştur. Bu araçlar hasta, yaşlı ve sakatların tahliyesine yardımcı olmamış, sadece olay yerinde dumandan etkilenenlere müdahale etmiştir. Talimat almadan olay yerinden uzaklaşamayacakları yönünde açıklama yapmışlardır. Bu nedenle halk, kendi imkanlarıyla hastalarını tahliye etmiştir.

Akşam saatlerinde Manastır ve Çınarlı sırtlarında yangın canlanmış, gece saatlerinde Mestanağa’da yeniden harekete geçmiştir. Dağlık alanda çok sayıda itfaiye aracı sabaha kadar nöbet tutmuşlardır.

Bir ağılın tutuşması sonucu yaklaşık 70 keçi yanarak can vermiştir. Kaplumbağalar ve başka hayvanlar kaçmaya çalışırken görülmüştür. Böcekler, kuşlar, vb. tespit edilemeyen hayvanlar haricinde sayılabilen 100 kadar hayvan yangında kaybedilmiştir. Endemik bitki ve hayvan türlerinden ne kadar kayıp olduğu ne yazık ki belli değildir.

Yangının etkilediği 3 yapıdan birinin kamu yapısı olması, bu yapıların yapım yöntemlerini ve ihale koşullarını, taşeronluk sistemlerini gözden geçirmeyi gerektirmektedir.

Yangın göstermiştir ki, maalesef adamızın bir acil durum senaryosu yoktur. Afet toplanma alanlarına yönelik olarak ne yerel halk, ne yazlıkçı nüfus, ne de turistler bilgi sahibidir. Yangının kuvvetlendiği akşamüstü saatlerinde ada merkezi kaotik bir yapıya bürünmüş, yaya ve araç trafiği birbirine karışmıştır. Ada merkezindeki tek otoparktan araçları tahliye etmek olanaksızdır. Olayı yöneten ve kontrol altına almaya çalışan hiçbir yetkili bulunmamaktadır. Belediye halkı yönlendirecek ve kaosu yatıştıracak anonslar yapmamıştır. Halk nereye gideceğini bilememektedir. Kendi çabalarıyla canini kurtarmaya çalışmış, tamamen içgüdüsel olarak iskele meydanına yönlenmiş ve orada toplanmıştır.

Adanın 1980’lerden bu yana plansız yapılaşan merkezi, böylesi büyük bir afet durumunda başlı başına bir risk alanı teşkil etmektedir. Yoğun ve sıkışık konut dokusu, olası bir yangın durumunda dumanın dağılmamamsına, aksine bu alanda yoğunlaşmasına neden olacak durumdadır. Dar ve sıkışık ara sokaklar, itfaiye, ambulans, polis araçlarının geçmesini engelleyecek şekilde araçlar ve traktörlerle işgal edilmiştir. Hastane binası ise altındaki depo alanında açıkta tutulan kömür torbaları nedeniyle yangın esansında adeta bir cephanelik kadar tehlike arz etmektedir.

Özellikle adalar gibi erişim olanakları kısıtlı bölgelerde afet ve sağlık için acil durum helikopterleri, ambulanslar, arazözler kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bütçede öncelikli yeri olmalıdır.
Adada bir helikopter pisti ve yakıt deposu bulunmaması, yangının yarattığı tahribatın boyutlarını büyütmüştür.

Marmara Adası yangının afete dönüştüren temel nedenleri bu çerçevede şöyle özetlemek mümkündür:

1- Merkezi ve yerel düzeyde yönetim zaafları:

Sürecin başından sonuna belediye yetkililerinin olay mahalinde ve halkın içinde olmaması, vakitsiz güven temin eden açıklamalar yapılması,  Emniyet güçlerinin halktaki panik ortamını kontrol altına alacak bir eylem yürütememesi, kendilerinin dahi yangına karşı ekipman olarak hazırlıksız olması,  Valilik / büyükşehir yetkililerinin, bölge milletvekillerinin olay esnasında ve sonrasında bölgeye intikal etmemesi, yangın sonrasında hasar tespitleri ve eylem planı çalışmalarına başlanmamış olması, itfaiye teşkilatının canla başla çalışmasına rağmen deneyimsizliği, taşeron sistemiyle işe alınan, yeterlilikleri belli olmayan kişilerden oluşması, ekipman eksiklikleri, kendilerinin yangından ciddi şekilde etkilenmiş olmaları,

2-Risk bölgesi olan adada belediyenin bir afet planının olmaması:

Afet toplanma alanlarının belirlenip ilan edilmesi (örneğin iskele meydanına yapılan ve işlevsiz, anlamsız havuzun yerinde bölgeyi tanıtan ayrıntılı bir ada haritası ve afet toplanma alanları haritası olmalıdır)      afet öncesi sakınım planları, afet anında yapılacaklar –kriz yönetimi-, afet sonrası eylem planları konusunda belediyenin son derece hazırlıksız olması,

3- Teknik yetersizlikler:

Ülke çapında son derece az sayıda olan (yaklaşık 34) helikopterin geç müdahalesi, sayıca azlığı, yüksek kapasiteli su taşıyabilen helikopter ya da acil durum uçaklarının kullanılmaması (eskiden ada yangınlarında kullanılan ve helikoptere göre 3-4 kat fazla su taşıma kapasitesi bulunan acil durum uçaklarının, Türk Hava Kurumu elinde olduğundan, artık kullanılamadığı biliniyor)
itfaiye araçlarının, ambulans sayısının yetersizliği,

4- Hatalı bütçe / kaynak kullanımı

Bütçenin acil durum uçak ve helikopterleri alınması, dağlarda su depoları yapılması, itfaiyeciler için gerekli ekipmanın temini, su pompaları yapılması gibi hayati yatırımlar yerine, öncelikli olmayan alanlara harcanması (adaya 2019 baharında dikilen palmiyeler, iskele meydanındaki havuz ve hatalı meydan tasarımı, sokak kaplamalarının sık sık değişmesi, yüksek fiyatlı makam araçları gibi yatırımlara aktarılması,

5- Plansız yapılaşma

Şehir merkezinin yoğun/sıkışık yapılanması sonucu duman ve ateşin bölgede yoğunlaşması, dağılamaması, rüzgar koridorlarının plansız yapılaşma ile önünün kesilmesine bağlı olarak, merkezde yoğunlaşan dumanın bu bölgeden dışarı atılamaması, ulaşım kademelenmesi bulunmamasına / ulaşım yetersizliğine bağlı olarak, orman alanlarının üst kotunda yangına müdahale edecek yol bulunmaması, şehir merkezindeki dar sokakların yangına müdahaleyi engelleyecek şekilde araç geçişine uygun olmaması, sokak başlarının araçlarla işgal edilmiş olması

6- İhmal /tedbirsizlik/vurdumduymazlık

Vatandaşın bilinçsiz ateş yakma dürtüsünü zapt edememesi, şiddetli rüzgar beklenen havalarda kontrolden çıkan ateş ile mücadele yöntemlerinden haberdar olmaması, birçok bahçede var olan kuru otun genel olarak yakma suretiyle temizlenmesi.

Yangının üzerinden birkaç gün geçmiş durumda. Ancak henüz yetkililerce bölgeye yönelik kapsamlı hasar tespitleri yapılmış değil.  Aynı şekilde, yerel / merkezi yetkililerce yangın sonrası sürece yönelik yapılacaklarla ilgi bir eylem planı halkla paylaşılmadı. Belediye ve büyükşehir belediyesince, yangın sonrası sürece yönelik yapılacaklarla ilgi bir eylem planı halkla paylaşılmadı. Oysaki belediye ve büyükşehir belediye yetkililerinin bu önemli yangının ardından halkla bir araya gelerek durum değerlendirmesi yapması, önerileri alması, sorunları dinlemesi, yangının çıkış sebeplerini masaya yatırması, yangına müdahale sırasında halkın ve itfaiyenin karşılaştığı temel sorunları tartışmaya açması, uluslar arası ölçütleri örnek alarak eksiklik ve aksaklıklar konusunda tespitler yapması, yerel örgütlenme modellerini tartışmaya açması bu konuda önemli bir başlangıç olabilirdi.

Belediyenin başlatmadığı bu girişim, 14 Ağustos 2019 tarihinde yerel halk ve adanın ev sahibi yazlıkçı sakinleri tarafından başlatılarak, sadece Marmara adasında değil, Marmara’daki tüm adaları kapsayacak şekilde, Marmara Sivil Arama Kurtarma Birliğinin kurulması, bir Marmara Adaları Modelinin kurulması, Sivil Kampanyalar, farkındalık oluşturma ve bilinçlendirme eğitimleri düzenlenmesi üzerine kararlar alınmıştır. Söz konusu girişim hızla başlatılmıştır.

Bitirirken…

Marmara Adası Yangını, belki de adanın son 30-35 yılda yaşadığı en büyük yangındır. Yangın gerek ada halkına, gerekse yöneticilere yangın ve diğer afetler konusunda ne kadar hazırlıksız olduğumuzu açıkça göstermiştir. Sorunun boyutları sakınım planından kriz yönetimine, afet sonrası eylem planına, personel eğitiminden iş sağlığı ve güvenliğine, plansız yapılaşmadan altyapı sorunlarına, hatalı bütçe ve kaynak harcamalarına kadar uzanmaktadır.

Unutulmaması gereken, afet durumunda adaların yalnız olduğu, yardım gelene kadar kendi başının çaresine bakmak zorunda olduğudur. Nedenler ve sorunlar, eksikler ve hatalar bellidir. Yapılacaklar da öyle. Adalar için afetler açısından kaybedecek vakit yoktur. Bir an önce eyleme geçilmesi bir zorunluluktur. Kent güvenliği, diğer kentlerde olduğu gibi, adalarda da kuşkusuz birincil önceliktir. Unutulmaması gereken şudur k, Türkiye’nin olduğu gibi, Marmara Adası’nın da savaşı afetlerledir. Güvenli bir yerleşim ve güvenli yarınlar için, Marmara Adası’nda afetle mücadele kararlılıkla, işbirliği  ve dayanışma  ile devam edecektir.