“Köroğlu yiğitliği itten öğrenmiş” derler…

Daha çok genç bir delikanlıyken, Bolu Beyi’nin konağına gider, mutfak kapısında bekleyip, babası için verilen karavanayı aldıktan sonra eve dönermiş.

Mahalle arasından geçip gelirken, her defasında yolunu kesen bir kaç haydut, karavanadaki etleri zorla alır kendisine de birkaç tokat patlatıp alay ettikten sonra bırakırlarmış.

O da her defasında babasına sade suya tirit yemeği götürmenin utancı içinde kalırmış.
Babası sorarmış:
-Oğlum mutfakta hiç et koymuyorlar mı?

O da utanarak “Çalıyorlar…” diye cevap verirmiş.

Bu böyle sürüp giderken, bir gün sokakta bir köpek sürüsüne denk gelmiş. Bakmış ki 4-5 köpek, zayıf sıska bir köpeğin ağzındaki kemiği almaya çalışıyor. Pek çelimsiz ve diğerleri karşısında hiç şansı yokmuş gibi görünen bu köpek, ona saldıranların en irisinin bacağını kaptığı gibi bırakmamış. Diğerleri ne yaparsa yapsın onu ayırmıyorlarmış. Canı çok acıyan köpek uluyarak kaçmaya çalışınca diğerleri de ondan önce kaçmaya başlamışlar.

Köroğlu buna bakarak kendisine ders çıkarmış. “Şuna bak demiş, bu kadarcık köpek rızkını kaptırmamak için canını dişine takıp mücadele etti, tuttuğunu bırakmadı, ben insanlığımla niye bunu yapmayayım…”

O gün dönüş yolunda yine kendisini bekleyen haydutların karşısında bu kez boynunu eğmemiş; daha onlar başlamadan içlerinde reis bellediklerine kafasıyla girişmiş. Çocuklar neye uğradıklarını şaşırmışlar, “Bu itoğlit bugün çıldırmış, bırakalım!” deyip kaçmışlar.
Köroğlu o gün ilk kez babasına etli karavana götürmüş. Babası, “Oh” diye sevinmiş “demek ki bugün çalamamışlar” Aslında o, gözleri görmese de ne olduğunu sezermiş tabi.

Köroğlu ertesi güne hazırlıklı gitmiş. “Bunlar dün benden karşılık beklemiyorlardı, bugün mutlaka hazırlıklı gelirler. Ben de hazırlıklı gitmeliyim. Onlar sopalarla gelir, o halde ben de bıçak götürmeliyim.” diye düşünmüş.

Gerçekten de mahallenin haydut çocukları bu kez onu ellerinde sopalarla beklermiş. Onlar sopaları çekince, Köroğlu da bıçağı çekip aralarına dalmış. Bıçağı görünce korkup kaçmışlar.

Der seferinde Köroğlu onlara karşı daha büyük bir silahla gelir olmuş. Olmayınca o da yanına kendisi gibi kavgacı arkadaşlarını toplamaya başlamış…

İşte itin kıssasından hisse… Rızkını savunmayan, evinde sade suya razı olur!