Kızıl Elma Koalisyonu

Kızıl Elma koalisyonunun seçim hesabı HDP’nin Meclis dışı bırakılmasına dayanıyor. Diğer partiler de buna karşı çıkmazlar. Sandıklarda HDP’nin birkaç puan oyunun çalınması, hile hurda, baskı ve YSK’nın “ayarlanmış” olması koşullarında işten değil…

Başkanlık seçimlerinde de Kürt oyları kritik bir öneme sahip. İlk turda eğer aday gösterilierse Selahattin Demirtaş’ı desteklerler. İkinci turda ise “muhalefet”in adayı muhtemelen Erdoğan’dan çok daha “anti-Kürt” biri olacak. Bu durumda Kürt seçmenin büyük çoğunluğu sandığa gitmemeyi tercih edecektir. Dolayısıyla bu da Erdoğan’ın lehinedir.

Koalisyonun bir diğer hesabı da İYİ partiyi seçimlere sokmamak olabilir. Fakat bu karar çok su kaldırabilir. YSK başkanı “İYİ Parti’nin katılıp katılmayacağını ben de bilmiyorum” demiş. (Herhalde daha talimat gitmemiş veya nasıl formüle edileceği netleşmemiş.)

Zaten sonuçların manipüle edilmesinin yasal yolu hazırlandı. Mühürsüz oylar sayılacak, herşey sandıkta değil “sayım”da bitirilecek. Eğer aradakı fark “çalınmayla kapıtılamayacak kadar büyük” olmazsa Erdoğan’ın başkanlığı götüreceği garantidir diyebiliriz.

Çok büyük sürpriz olur mu? Muhalefet partileri çok iyimser konuşsalar da bunun nesnel değil propoganda olduğunu düşünüyorum. Elbette mücadele edilecek…

HDP ve başka partilerin “boykot”u düşünmeleri siyaseten etkili olabilirdi. Fakat HDP bu seçeneği baştan dışladığı için kimi grupların boykot çalışması yapması genel manzarayı değiştirmez.

Hesap ortada. Bunun değişmesi seçmen davranışının çok radikal biçimde değişmesine bağlı. İki ay içerisinde ve bu verili koşullarda değişebilir mi? Umalım ki değişsin…

HDP seçmeninin kendi partilerine ve adaylarına sahip çıkması elbette her zamanki gibi önemli bir mesaj ve kararlılık ifade eder. Kürtleri tamamiyle sistem dışına itmiş bir Türkiye’nin “Tek parti-Tekbaşkan” blokuyla yoluna devam edecek olsa bile siyasi krizini çözemeyeceği, aksine derinleştireceği de açıktır.

Kızıl Elma Koalisyonunun Türkiye’yi nereye taşıyacağı da…