back to top
Ana Sayfa Haber Fırat’ın Batısında Kırılgan Denge: ABD Arabuluculuğuna Rağmen Çatışma Tırmanıyor

Fırat’ın Batısında Kırılgan Denge: ABD Arabuluculuğuna Rağmen Çatışma Tırmanıyor

ABD arabuluculuğuna rağmen Deyr Hafir’de patlak veren çatışmalar, Suriye merkezi hükümetinin Türkiye’den aldığı askeri ve siyasi desteği sahaya yansıttığını gösterirken; Şam’ın Kürtlere dönük hak ve sembolik açılımları, Batı’ya mesaj vermeyi hedefleyen taktik hamleler olarak okunuyor.

Türkiye Desteğiyle Sertleşen Şam Hattı

Fırat’ın batısında Suriye ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında tırmanan gerilim, yalnızca yerel bir askeri sürtüşme değil; bölgesel güç dengelerinin sahaya yansıması olarak şekilleniyor. Deyr Hafir–Meskene hattında başlayan çatışmalar, Şam yönetiminin son dönemde Türkiye ile kurduğu yakın askeri ve istihbari koordinasyonun cepheye taşındığını ortaya koyuyor.

Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre Suriye ordusu, Halep’in doğusunda belirlediği hedefleri ateş altına aldı. SDG ise Deyr Hafir’e yönelik “ağır topçu saldırısı” başlatıldığını duyurdu. ABD öncülüğündeki koalisyonun günler süren temaslarına rağmen çatışmaların başlaması, Şam’ın askeri çözümde ısrarcı tutumunu ve Ankara’nın güvenlik öncelikleriyle örtüşen bir çizgiye yerleştiğini gösteriyor.

Arabuluculuk Var, Fren Yok

ABD’li yetkililer, 16 Ocak’ta hem Suriye hükümeti hem de SDG ile temas kurarak gerilimi düşürmeye çalıştı. SDG Sözcüsü Farhad Şami, AFP’ye yaptığı açıklamada bu görüşmeleri doğruladı. Ancak sahadaki tablo, diplomatik trafiğin askeri hamleleri durdurmaya yetmediğini ortaya koydu.

ABD’nin Suriye özel temsilcisi Tom Barrack’ın “gerilimi önlemek için gece gündüz çalışıyoruz” mesajları, fiiliyatta Şam yönetiminin ilerleyişini frenlemedi. Aksine, Suriye ordusunun bölgeyi “kapalı askeri alan” ilan etmesi ve ağır silah takviyeleri yapması, askeri baskının bilinçli biçimde tırmandırıldığına işaret etti.

Siviller Ve Çifte Standart

Şam yönetimi, Fırat’ın batısından sivillerin tahliyesi için sınırlı süreli bir insani koridor açtığını duyurdu ve yaklaşık 4 bin kişinin bölgeden ayrıldığını açıkladı. Ancak hem SDG hem de bağımsız kaynaklar, devam eden bombardımanın sivillerin güvenli biçimde tahliyesini fiilen imkânsız hale getirdiğini belirtiyor.

Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz’ın SDG’yi sivillerin çıkışını engellemekle suçlayan açıklamaları, Ankara’nın sahadaki sorumluluğu tek taraflı biçimde Kürt güçlerine yükleyen yaklaşımını yansıtırken; Suriye ordusunun saldırılarının siviller üzerindeki etkisi büyük ölçüde göz ardı ediliyor.

Kürt Açılımları: Hak Değil Taktik

Çatışmalar sürerken Suriye lideri Ahmed Şara’nın Kürtlere yönelik attığı adımlar dikkat çekti. Kürt diline ilişkin bazı hakların tanınması, Newroz’un resmi tatil ilan edilmesi ve 1962 nüfus sayımıyla vatandaşlıktan çıkarılan Kürtlere vatandaşlık verilmesi, ilk bakışta kapsayıcı adımlar gibi sunuldu.

Ancak bu düzenlemeler, askeri baskının yoğunlaştığı bir dönemde devreye sokulması nedeniyle, kalıcı bir demokratikleşme iradesinden çok taktiksel hamleler olarak değerlendiriliyor. Şam’ın bu adımlarla hem Kürtleri bölmeye hem de Batı kamuoyuna “reformcu” bir görüntü vererek siyasi ve diplomatik destek arayışına girdiği yorumları öne çıkıyor. Sahada Kürt güçlerine karşı askeri baskı artarken, sembolik hakların ilan edilmesi, derin bir çelişki yaratıyor.

ABD Planı Ve Çatışmalı Geçiş

10 Mart mutabakatı çerçevesinde, SDG kontrolündeki bölgelerin 2025 sonuna kadar merkezi yönetime entegre edilmesi öngörülse de, uygulamaya dair net bir yol haritası bulunmuyor. Fiiliyatta ortaya çıkan tablo, ABD’nin Suriye planı doğrultusunda Kürtlerin büyük ölçüde Fırat’ın doğusuna sıkıştırıldığı; Fırat’ın batısında ise Şam yönetiminin, Türkiye’nin desteğiyle askeri kontrolü genişletmeye çalıştığı bir geçiş sürecine işaret ediyor.

Bu belirsizlik ortamında, Deyr Hafir gibi stratejik noktalarda çatışmaların dönemsel olarak yeniden patlak vermesi, istisna değil kural haline gelmiş görünüyor.

IŞİD Gölgesi Ve İstikrarsızlık Riski

SDG, artan askeri gerilimin IŞİD tarafından istismar edilmeye çalışıldığını ve örgüt üyelerinin tutulduğu hapishanelere yönelik saldırı girişimleri yaşandığını duyurdu. Kuzeydoğu Suriye’de binlerce IŞİD üyesinin tutulduğu kampların güvenliği sağlanmaya çalışılsa da, askeri baskı ve cephe genişlemesinin bu kırılgan dengeyi bozma riski taşıdığı uyarısı yapılıyor.

Bu tablo, Şam yönetiminin askeri kazanımlar uğruna uzun vadeli istikrarı ikinci plana ittiği; Türkiye ve ABD’nin farklı önceliklerle sahada varlık gösterdiği çok katmanlı bir krizin derinleştiğine işaret ediyor.


  • NHY / Anadolu Ajansı (AA), Agence France-Presse (AFP), SDG açıklamaları, Suriye Savunma Bakanlığı ve ABD’li yetkililerin kamuya açık beyanları.

Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.