Demirtaş’a “Cumhurbaşkanına Hakaret”ten Hapis: Yargı, Siyaset ve İfade Özgürlüğü Kesişiminde Bir Karar

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, farklı illerde yaptığı konuşmalar gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı; savunmaya ek süre verilmemesi ve duruşmaya katılımın engellenmesi, adil yargılanma tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Mahkemeden Hapis Kararı

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılandığı davada 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm edildi. Karar, Mersin 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada açıklandı.

Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Demirtaş duruşmaya katılmazken, savunmasını avukatları aracılığıyla sundu.

Savunmaya Süre ve Hakim Talebi Reddedildi

Demirtaş’ın avukatları, bir önceki celsede mahkemeye sundukları talepler nedeniyle mütalaaya karşı savunma hazırlayamadıklarını belirterek ek süre istedi. Mahkeme, daha önce süre verildiği gerekçesiyle bu talebi reddetti.

Bunun üzerine avukatlar, adil savunma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle reddi hâkim talebinde bulundu. Bu talep de mahkeme tarafından kabul edilmedi. Mahkeme başkanı ayrıca Demirtaş’ın duruşmaya katılma isteğinin “güvenlik” gerekçesiyle reddedildiğini kayda geçirdi.

Zincirleme Suç Gerekçesi

Mahkeme heyeti, Demirtaş’ın Mersin ve Diyarbakır’da yaptığı konuşmalarda zincirleme biçimde “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu işlediğine hükmetti. Karar, Türkiye’de özellikle muhalefet siyasetçilerine yönelik “hakaret” davalarının kapsamı ve ifade özgürlüğü sınırları üzerine süregelen tartışmaların ortasında geldi.

Siyasi Yargılama Eleştirileri Yeniden Gündemde

Demirtaş hakkında verilen bu karar, yalnızca bireysel bir ceza hükmü olarak değil, yargının siyasallaşması, muhalif siyaset üzerindeki baskı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması bağlamında da değerlendiriliyor. Hukuk çevreleri ve insan hakları savunucuları, savunma hakkına getirilen sınırlamaların demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguluyor.