Tahliye Var, Özgürlük Yok: Tunç Soyer Ve Heval Savaş Kaya Cezaevinde Tutulmaya Devam Edilecek

İzmir’de kamuoyunda “Kooperatif Davası” olarak bilinen yolsuzluk dosyasında tahliye kararı çıkan Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya, bu kez aynı dosya ekseninde yürütülen ayrı bir ‘zimmet’ soruşturması gerekçe gösterilerek cezaevinde tutulmaya devam edilecek; karar, muhalefet çevrelerinde “düşman hukuku” tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Mahkemeden Tahliye Kararı, Cezaevinde Kalış Devam

İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON A.Ş.’de taşeron şirketler eliyle yolsuzluk yapıldığı iddialarına ilişkin davanın dördüncü duruşmasında ara kararını açıkladı. Mahkeme heyeti, oy çokluğuyla önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine karar verdi.

Ancak Soyer ve Kaya, kooperatiflere yönelik yürütülen ayrı bir ‘zimmet’ soruşturması kapsamında tutuklu yargılandıkları için fiilen cezaevinden çıkamayacak. Böylece mahkemenin tahliye kararı, pratikte bir özgürlük sonucuna yol açmadı.

Kooperatif Davası Ve Genişleyen Yargı Süreci

İZBETON A.Ş. dosyasında, Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve Heval Savaş Kaya’nın da aralarında bulunduğu toplam 65 sanık yargılanıyor. Aliağa Cezaevi Yerleşkesi’nde görülen duruşmada, yeni bilirkişi raporuna ilişkin savunmalar ve tanık ifadeleri alındıktan sonra Cumhuriyet Savcısı mütalaasını sundu.

Mahkeme, yeni bir bilirkişi heyetinin oluşturulmasına, İZBETON A.Ş.’nin kooperatiflerden aldığı teminatlarla işlem yapıp yapmadığının araştırılmasına ve dosyadan tefrik taleplerinin reddine hükmetti. Ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın davaya katılma talebi kabul edildi. Dava, 26 Mart 2026 tarihine ertelendi.

“Tahliye Kararı Çıkacak Davalara İkinci Dosya” Eleştirisi

Muhalefet çevreleri ve hukukçular, Soyer ve Kaya’nın cezaevinde tutulmaya devam edilmesini, “tahliyesi kaçınılmaz dosyalar için paralel soruşturmalar açılarak tutukluluğun sürdürülmesi” olarak değerlendiriyor. Eleştirilerde, yargının siyasi saiklerle işletildiği ve tutukluluğun bir cezalandırma aracına dönüştürüldüğü vurgulanıyor.

Bu yöntem, özellikle yerel yönetimler ve muhalefet aktörlerine yönelik soruşturmalarda, “düşman hukuku” kavramını yeniden gündeme taşıdı. Hukuk çevreleri, tutukluluğun istisna olmaktan çıkıp siyasi bir baskı mekanizmasına dönüştürülmesinin, hukuk devleti ilkesine ağır zarar verdiği görüşünde.

Siyasi Etkiler Ve Hukuk Devleti Tartışması

Karar, yerel seçimler sonrası muhalefetin güç kazandığı bir dönemde gelmesi nedeniyle siyasi bağlamda da dikkat çekiyor. Tahliye kararı verilmesine rağmen özgürlüğün fiilen sağlanmaması, yargının bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkı tartışmalarını derinleştiriyor.

Soyer ve Kaya dosyası, Türkiye’de tutukluluk pratiğinin hukuki sınırları aşarak siyasi bir araç haline gelip gelmediği sorusunu bir kez daha gündemin merkezine taşıdı.