Coğrafyanın izin verdiği kadar…


Başlayıp yarıda bıraktığım işleri, hayalleri, düşleri bir araya getirsem dağ olur. Yaparım dediğim, yapmadığım bir dolu şey, giderim dediğim, gitmediğim bir sürü yer var. Bunu yıllarca sabırlı, hırslı biri olmadığıma yordum.

Değilim de.

Ama asıl sebep yine de; bu değil.

Hadi daha temkinli bir ifade kullanarak sabırlı, hırslı biri olmamamın, mutlaka bunda bir payı vardır diyeyim. Bu payın yaşadıklarımdaki etkisini ölçmek, oranını belirlemek tabi ki; mümkün değil. “Gerek” var mı ölçmeye onu da bilmiyorum. Çünkü sabır ve hırsta içinde olmak üzere, bütün her şeyin, içinde yaşadığımız coğrafyayla bir ilgisi, koparılmaz bir bağı var.

Her şeyi, hayallerimizi, aşklarımızı da içine koyarak bunu gönül rahatlığıyla söylemekte bir sakınca görmüyorum.

Coğrafya dediğimizde, denizleri, dağları, akar suları, bitki örtüsünü, yağan yağmurlarını, yazların sıcak ve kuru, kışların soğuk dondurucu olduğunu da gözünüzün önüne getirin. O, uçsuz bucaksız kıraç toprakları, bozkırları unutmayın. Sonra balıkları, vahşi hayvanları, uçan kuşları da ekleyin listenize.

Kısaca, bir coğrafyanın sahip olduğu her şey, orada yaşayan insanların kimliğinde, kişiliğinde bir yer tutuyor.

İnsan sevdiği yere benzer, dediğimiz şey olur.

Yaşamın devam etmesinin bağlı olduğu, üretim alanları üzerinde şekillenen üretim biçimleri, yaşadığımız coğrafya tarafından belirleniyor.

Örneğin ipek böceğinin yaşamasının mümkün olmadığı bir coğrafyada, ipek dokumacılığının olması, isim yapması mümkün değil. Bu, yaşamın devamını sağlayan temel üzerinde, alışkanlıklarımız, inançlarımız, davranış biçimlerimizin hepsi birlikte belli bir kültürü şekillendiriyor.

İnsanın yaşamsal ihtiyaçlarına kolay ulaştığı coğrafyalarda çok çalışkan, ısrarcı, sabırlı ve inatçı olmasına “gerek” kalmıyor. Daha tembel demek içimizden gelmiyorsa, daha dingin, erteleyen, daha rahat bir yaşam içinde olduğunu söyleyebiliriz.

Zor iklim ve coğrafi koşulların hakim olduğu yerlerde insanlar yaşamak için daha çok çalışmak, daha zorlu, daha disiplinli, sabırlı mücadeleler yürütmek zorunda kalırlar. Bu onların davranışlarını, alışkanlıklarını, inançlarını, inatlarını, yanı kısaca bütün davranışlarına, ilişkilerine yansımadan edemez.

İnsan doğa ile girdiği kavgada ondan ne kadar koparsa kopsun son tahlilde onun bir ürünü olarak kaşımıza çıkıyor. İçinde yaşadığı çevre/coğrafya her şeyini belirliyor. Coğrafyanın izin verdiği kadar insan oluyor.

Hasan KAYA
Latest posts by Hasan KAYA (see all)