Resmî veriler ve uzman görüşleri, Türkiye’de kuraklığın artık geçici bir iklim dalgalanması olmaktan çıktığını; tarımsal üretimi, hayvancılığı ve gıda fiyatlarını aynı anda baskılayan yapısal bir krize dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Türkiye, son yılların en ağır kuraklık döngülerinden biriyle karşı karşıya. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı su yılı bültenleri, düşen yağış miktarlarının yalnızca meteorolojik bir sorun olmadığını; tarımsal üretimden gıda fiyatlarına uzanan çok katmanlı bir risk zincirinin oluştuğunu gösteriyor. DW Türkçe’den Pelin Ünker ve Alican Uludağ’ın kapsamlı haberinde aktarılan veriler ve uzman değerlendirmeleri, bu sürecin bir “gıda krizi” potansiyeli taşıdığına işaret ediyor.
Yağışlar Tarihî Dip Seviyelerde
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nün Ekim 2024–Eylül 2025 dönemini kapsayan su yılı bültenine göre, Türkiye genelinde ortalama yağış 422,5 milimetre olarak ölçüldü. Bu seviye, uzun yıllar ortalamasının yüzde 26, bir önceki su yılının ise yüzde 29 altında kaldı. Bakanlık verileri, 2025 su yılı yağışlarının son 52 yılın en düşük seviyesine gerilediğini ortaya koyuyor.
Kuraklık, yeni başlayan su yılında da etkisini sürdürdü. 1 Ekim–30 Kasım 2025 döneminde toplam yağış uzun yıllar ortalamasının yüzde 19 altında kaldı. Kasım ayında ise tablo daha da ağırlaştı: Türkiye genelinde yağışlar uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 43, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 39 azaldı. Karadeniz’de son 15 yılın, Akdeniz’de ise son 10 yılın en düşük yağış seviyeleri kaydedildi.
Üretimde Sessiz Ama Derin Kayıp
Kuraklığın etkileri yalnızca yağmurun yağmamasıyla sınırlı kalmadı. Aynı bakanlık raporlarında buğday, arpa, ayçiçeği, zeytin ve meyve üretiminde verim ve kalite kayıpları resmen kayda geçti. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde rekolte düşüşleri, üreticinin gelirini doğrudan etkileyen bir tablo yarattı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde toplam üretim 2025’te 68,1 milyon tona geriledi. Bu, yalnızca iki yılda yaklaşık 11,4 milyon tonluk bir üretim kaybı anlamına geliyor. Buğday üretimi 22 milyon tondan 17,9 milyon tona, arpa üretimi 9,2 milyon tondan 6 milyon tona düştü. Kurubaklagillerde de sert gerilemeler yaşandı; kırmızı mercimekte yüzde 41, nohutta yüzde 29 oranında düşüş kaydedildi.
“Tarım Giderek Daha Kırılgan Hale Geliyor”
İklim krizi üzerine çalışan Doç. Dr. Ezgi Kovancı, DW Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin artık iklim krizini projeksiyonlar üzerinden değil, doğrudan yaşanan afetler üzerinden deneyimlediğini vurguluyor. Azalan yağışlarla birlikte baraj doluluk oranlarının düşmesi ve yeraltı sularındaki çekilmenin, özellikle İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz havzalarında üretimi zorlaştırdığını belirtiyor.
Kovancı’ya göre kuraklığa eklenen don olayları tarımı daha da kırılgan hale getiriyor. Mevsim normallerinin dışında yaşanan ani sıcaklık düşüşleri, meyve ve sebze üretiminde ciddi kayıplara yol açıyor. “Yangınlar kadar ani değil, seller kadar görünür değil; ama tam da bu yüzden tehlikeli” diyen Kovancı, kuraklığın sessizce birikerek sofraya ve bütçeye aynı anda çarpan bir etki yarattığını söylüyor.
Meyve, Sebze Ve Don Etkisi
2025, zirai donun en sık yaşandığı yıllardan biri olarak kayıtlara geçti. Ekonomi Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım’a göre bazı meyvelerde yüzde 70’e varan zararlar oluştu. TÜİK verileri, meyve üretimindeki toplam kaybı yüzde 30 olarak gösterirken, sebze üretimi de 300 bin tondan fazla azaldı. 2024’te 28,4 milyon ton olan meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi 2025’te 19,6 milyon tona geriledi.
Ekili Alanlar Daralıyor, Sulama Baskısı Artıyor
Kuraklık yalnızca verimi değil, ürün desenini ve ekili alanları da değiştiriyor. Tarım Bakanlığı izleme raporları, birçok bölgede toprak neminin kritik seviyelere düştüğünü ve çıkışların geciktiğini ortaya koyuyor. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Ege havzalarında sulama suyu yetersizliği nedeniyle ikinci ürün ekimlerinin daraldığı belirtiliyor.
Kovancı, yağış azaldığında tarımdaki kırılmanın tarlanın üstünde değil, toprağın içinde başladığını söylüyor. Yağış azaldıkça sulamaya yük biniyor, maliyetler artıyor ve üretimin “matematiği” değişiyor. Bu durum, pamuk, mısır ve şeker pancarı gibi suya bağımlı ürünlerden kaçışı hızlandırıyor.
Hayvancılık Zinciri De Baskı Altında
Kuraklık, yem arzı üzerinden hayvancılığı da doğrudan etkiliyor. Meraların zayıflaması yem ihtiyacını artırıyor, bu da maliyetleri yukarı çekiyor. Kovancı, “Yağış azaldığında meranın dili tutulur, sürü küçülür; bu da et ve süt arzının daralması demektir” diyerek, kuraklığın kentte market fişi olarak hissedildiğini vurguluyor.
Son beş yılda yem ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan yüksek artışlar, et ve süt fiyatlarını baskı altında tutuyor. Ulusal Süt Konseyi ve TÜİK verileri, süt arzında daralma sinyallerine işaret ederken; kırmızı et üretimi de son yıllarda düşüş eğilimini sürdürüyor.
Gıda Enflasyonu Ve Sosyal Etkiler
TÜİK verilerine göre gıda enflasyonu son beş yılda yüksek seviyelerde kalıcılaştı. Resmî oranlar tartışmalı olsa da, gıda fiyatlarındaki artışın hane bütçeleri üzerindeki baskısı açık biçimde hissediliyor. Kovancı, bu sürecin yalnızca bir hayat pahalılığı meselesi değil; aynı zamanda adalet, eşitlik ve nesiller arası sorumluluk sorunu olduğunu vurguluyor. Kuraklığın küçük üreticiyi üretimden çekilmeye zorlaması, kırsal göçü ve sosyal eşitsizlikleri derinleştirme riski taşıyor.
Uzmanlar Uyarıyor: Kriz Yönetimi Yetmez
Ali Ekber Yıldırım’a göre Türkiye’de risk yönetimi yerine kriz yönetimi öne çıkıyor. Çok sayıda eylem planına rağmen sahada uygulamanın yetersiz kaldığını belirten Yıldırım, çözümün su verimliliğini artıran yatırımlar, kayıp-kaçakları azaltan sulama altyapıları ve kuru tarımın yeniden stratejik bir seçenek olarak ele alınmasından geçtiğini söylüyor.
Uzmanlara göre yağış rejimindeki belirsizlik sürdükçe, üretimde dalgalanma, fiyat istikrarsızlığı ve ithalata bağımlılık artacak. Bu tablo, kuraklığın Türkiye için yalnızca bir iklim meselesi değil, giderek derinleşen bir gıda ve sosyal politika sorunu haline geldiğini gösteriyor.
Kaynaklar:
DW Türkçe – Pelin Ünker, Alican Uludağ
Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yılı Bültenleri
TÜİK Bitkisel ve Hayvansal Üretim İstatistikleri
Ulusal Süt Konseyi, Ulusal Kırmızı Et Konseyi Verileri
- İklim Krizi Küresel Eşiği Aştı: Güney Afrika’daki Sel, Yeni Normalin Habercisi - 29 Ocak 2026
- Yenişehir’de Atık Barajı Alarmı: ÇED Sistemi Bir Kez Daha Çöktü - 29 Ocak 2026
- Türkiye Gıda Krizine Bir Adım Daha Yaklaşıyor - 28 Ocak 2026
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
















