İzmir’de “Gavur Mahalesi” sergisine ziyaretçi akını…


Sanatçı Ahmet Güneştekin’in mübadele ve göç sürecini ele aldığı “Gavur Mahallesi” adlı sergisi İzmir’de ziyaretçi akınına uğradı. İlk bir ayda 300 bini aşkın ziyaretçinin gezdiği serginin açıldığı bölgenin geçmişte ‘gavur mahallesi’ olarak bilindiğini belirten ve eserlerini anlatan Güneştekin, “Bunların hepsi yaşanmış. Bu ülkenin yaşanmış karanlık günahları. Bir sanatçı, bunları bir belge olarak sanata dönüştürüp sonraki nesillere aktarıyor. Bunu sorumluluk olarak, insan olarak aktardığımı düşünüyorum” dedi. Sergiyi gezen yurttaşlar da hayranlıklarını belirterek Güneştekin’e teşekkür etti.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde ve katkılarıyla Güneştekin Vakfı iş birliğinde Kültürpark Atlas Pavyonu’nda kapılarını açan sanatçı Ahmet Güneştekin’in ‘Gavur Mahallesi’ sergisi büyük ilgi görüyor. Sergide mübadele ve sonrasında yaşananlar ile insanlar üzerindeki etkileri ele alınıyor. Sanatçı Ahmet Güneştekin’in resimleri ve özgün bakışı ile sanata dönüştürülen sergide büyük boyutlu yerleştirmeler, video gösterimleri ve metal formların taşla tamamlandığı heykel çalışmaları yer alıyor.

“SERGİNİN KURULUMU BİR AY SÜRDÜ”

Sanatçı Ahmet Güneştekin, bir aylık süreçte 300 bini aşkın ziyaretçinin akın ettiği sergideki eserlerini ve düşüncelerini ANKA Haber Ajansı ile paylaştı. Gavur Mahallesi sergisinin hikayesini anlatan Güneştekin şöyle konuştu:

“Bu sergiyi İzmir’e taşıma fikri olduğunda biraz da burada yaşanmış bir olayı, yani mübadeleyi eklemiş olduk. Acaba ismi ne olabilir? İşte ‘Hafıza Odası’ zaten yapıldı. Hafıza Odası’na ek olarak ‘Gavur Mahallesi’ fikri geldi. Anadolu’nun hemen hemen her yerinde gayrimüslimlerin yaşadığı yerlere ‘gavur mahallesi’ denirdi. Çünkü bazı azınlıklar hem kendi güvenlikleri açısından hem de kendi kültürleri ile iç içe yaşamak için bir mahallede toplanırlar. Aynı zamanda da hemşericilik dedikleri şey… Kürtler bir mahallede toplanır, Ermeniler bir mahallede, Karadenizliler bir mahallede. Ya da farklı göç etmiş topluluklar benzer şekilde yaşar. Bu serginin yapıldığı alan da eski adı gavur mahallesi. O açıdan isim biraz da oradan geliyor. Büyük bir hazırlık süreci oldu. İki yıllık hazırlık süreci ama bir yılda çok hızlandı. Serginin kurulumu bir aya yakın sürdü. Çok büyük bir ekip çalıştı. Güneştekin Vakfı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ortak çalışmayla yürütüldü. 700 tona yakın mermer kullanıldı. İstanbul’dan 5-6 TIR’a yakın sanat eseri geldi. Büyük bir hazırlıktı ama bu kadar ses getireceğini tahmin etmiyordum. Evet, bütün sergilerim ilgi görüyor. Her gün binlerce insan geleceğini tahmin ediyordum ama Diyarbakır’daki kadar gürültü koparacağı beklentimiz de yoktu.”

“DÜNYADA PEK RASTLANIR ŞEY DEĞİL, 1,5-2 MİLYON İZLEYİCİ OLACAK”

Sergiye yurttaşların gösterdiği ilgiye dikkat çeken Güneştekin, şöyle devam etti:

“Hafta içi 7-8 bin civarında ortalama, hafta sonları yine 13-15 bin civarında ortalama ile ilk ayı 300 küsür bin izleyici ile kapattık. Bu, dünyada pek rastlanır değil. Bir sanatçının solo sergisinin, yaşarken bu kadar ilgi görmesi pek rastlanılan bir şey değil. Biraz gözlemledik. Niye bu kadar çok insan gidip geliyor? Çünkü gelenler, kendileri fısıltı ile yaydı. Serginin çok etkili, iyi olduğunu, birkaç kez gidilmesi gerektiğini sosyal medya aracılığıyla inanılmaz şekilde yaydılar. Gruplarla karşılaşıyorum. Çanakkale’den otobüsle gelinmiş, kimileri İstanbul’dan, Konya’dan gelmiş. Türkiye’nin her yerinden insanlar gruplar halinde buraya geliyor. Sergi bir ayını doldurdu. 5 Mart’a kadar devam edecek. Her gün artıyor izleyici. Bizim tahminimiz, 1,5-2 milyon civarında izleyici olacak. Bu, dünyada çok önemli, dikkate alınacak bir rakamdır. Çünkü yüksek sanat yapılıyor burada. Bir konserde milyonlar toplanabilir ama bir serginin farklı yerlerden bu kadar ilgi görmesi rastlanılan bir şey değil. Bu da sanat adına umut verici.”

“KARANLIK GÜNAHLARI SANAT YOLUYLA AKTARIYORSUNUZ”

Eserlerine ve vermek istediği mesaja değinen Ahmet Güneştekin, şunları söyledi:

“Sanatçılar, kendi zamanlarının tanıklarıdır. Sadece resim de yapabilirdiniz. Bu tarz kavramsal işler ya da güncel sanat dediğimiz toplumun yaşanmışlıklarını sanatçı gözüyle aktarmak her anlamda sorumluluk gerektirir. Buraya, sergi alanına zaman zaman geliyorum. Haftada bir de olsa gelmeye çalışıyorum. İnsanların duygusallaştığını görebiliyorsunuz. Bu coğrafya, bir mübadele coğrafyası. Burada yerleşmiş farklı aileler… Atıyorum ‘Kayıplar Alfabesi’nin önünde ağladığını görüyorum. Bir yakınının ismini görüyor çünkü. O kamusal alanda yarattığınız bir dünya var. Sokaklara, birçok yere isimlerini verdiğiniz faili meçhul cinayetlerde, ailelerin ulaşamadığı insanların isimlerini görünce… Ya da şurada ‘Hafıza Tepesi’nde o ayakkabı yığınını, arkamda duran kayığı ya da ‘Yoktunuz’ eserindeki enkazlardan çıkan eşyaları görünce insanlar duygulanıyor. Bu açıdan da bir anlamda bunlar belge haline dönüşebiliyor. Sonuçta bunlar, hepsi yaşanmış. Bu ülkenin yaşanmış karanlık günahları. Bir sanatçı, bunları bir belge olarak sanata dönüştürüp sonraki nesillere aktarıyor. Bu açıdan da önemli bir sorumluluk. Kendi kişisel tarihim açısından, yarın benimle ilgili tarih yazılımında ‘Bu adamın tanıklık ettiği dönemlere karşı duruşu nasıldı’, bu sorunun sorulmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü cesaretle her şeyi, tanıklık ettiğiniz bütün karanlık günahları sanat yoluyla aktarıyorsunuz. Ben de bunu sorumluluk olarak, insan olarak aktardığımı düşünüyorum.”

“SANKİ BAŞKA BİR ALEME GELDİM”

5 Mart 2023’e kadar hafta içi 09:00-17:30, hafta sonu 10:00-17:00 saatleri arasında sanatseverlere açık olacak Gavur Mahallesi sergisini gezen yurttaşlar da hayranlıklarını dile getirdi. Bir kadın sanatsever, “Çok iyi zaman geçirdim. Sanki başka bir aleme geldim. İnanılmaz mutlu oldum. Her eseri sanatçımızın, büyüledi. Olağanüstü. Kendisine candan teşekkür ediyorum” dedi.

Bir başka kadın, “Çok keyifli, güzel bir sergi. Benim ikinci gezişim. İlk defa gezdiğimde de çok etkilenmiştim ve keyif almıştım. Her gezdiğimde farklı duygular hissediyorum. İzmir’de sanat, sergi açısından gelişmesi gereken bir şehir. Ahmet Bey’in böyle özellikli ve güzel bir sergi açması şehrimize katkı. Herkese keyifli gezmeler diliyorum” diye konuştu.

Göçmen bir ailede büyüdüğünü belirten bir yurttaş da “Selanik muhaciriyim. Bu tarz sergilerde gezdiğimde çok hüzünleniyorum. Kendi geçmişimden bir parça bulabiliyorum. Ahmet Bey’in bu dilini çok seviyorum” dedi.