Somaspor–Bursaspor maçında tribünlerden Leyla Zana’ya yönelik hakaretler, Türkiye’de statlarda süregelen cinsiyetçi ve ırkçı nefret söylemini yeniden gündeme taşırken, spor kamuoyu, kadın örgütleri ve siyasetçilerden art arda tepki geldi.
Somaspor–Bursaspor karşılaşmasında Bursasporlu taraftarların tribünlerden Leyla Zana’yı hedef alan hakaretleri, münferit bir olay olarak değil, Türkiye’de özellikle bazı statlarda uzun süredir tekrar eden nefret söylemi pratiğinin son halkası olarak değerlendiriliyor. Yaşananlar, spor alanlarının ifade özgürlüğü sınırlarını aşan cinsiyetçi ve ırkçı saldırılar için bir zemine dönüşmesine yönelik eleştirileri yeniden alevlendirdi.
Statlarda süreklilik kazanan nefret dili
Spor kamuoyunda dikkat çekilen nokta, bu tür söylemlerin ilk kez yaşanmıyor oluşu. Bursaspor taraftarlarının daha önce de Amedspor oyuncuları ve taraftarlarına yönelik ırkçı ve hedef gösterici söylemleri, tribünlerdeki nefret dilinin sürekliliğine işaret eden örnekler arasında gösteriliyor. Uzmanlar ve spor yorumcuları, bu tür vakaların “taraftar tepkisi” olarak geçiştirilmesinin, sorunu normalleştirdiği ve yeniden üretmesine zemin hazırladığı görüşünde.
Kadınlara ve Kürtlere yönelik hedef göstermeye tepkiler
Leyla Zana’ya yönelik hakaretlerin kamuoyuna yansımasının ardından kadın örgütleri, insan hakları savunucuları ve farklı siyasi çevrelerden sert tepkiler geldi. Tepkilerde, tribünlerden yükselen cinsiyetçi küfürlerin yalnızca bireysel hakaret değil, kadınlara ve Kürt kimliğine yönelik sistematik bir hedef gösterme olduğu vurgulandı. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, spor alanlarının şiddet ve nefretin değil, eşitlik ve birlikte yaşam kültürünün parçası olması gerektiği çağrıları öne çıktı.
Kurumsal sorumluluk tartışması
Olayın ardından gözler Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve kulüp yönetimlerine çevrildi. Spor hukukçuları, mevcut disiplin talimatlarının nefret söylemi ve ayrımcılıkla mücadelede yetersiz kaldığını savunarak, caydırıcı yaptırımların uygulanmamasının bu tür eylemleri teşvik ettiğine dikkat çekti. Stat güvenliği, kulüp sorumluluğu ve federasyon denetimi konuları yeniden tartışmaya açıldı.
DEM Parti’den özetlenen çağrı
Gelen tepkilerin ardından DEM Parti ve DEM Parti Kadın Meclisi de yazılı açıklamalar yaparak, Leyla Zana’ya yönelik hakaretleri kınadı. Açıklamalarda, tribünlerdeki cinsiyetçi ve ırkçı söylemlerin suç olduğu vurgulanırken, TFF ve ilgili kurumlar daha etkin ve caydırıcı önlemler almaya çağrıldı. DEM Parti, nefret söylemiyle mücadeleye yönelik kapsamlı bir mevzuat ihtiyacına dikkat çekerek, cezai yaptırımların ağırlaştırılması gerektiğini ifade etti.
- NHY / Mezopotamya Ajansı, DEM Parti ve DEM Parti Kadın Meclisi yazılı açıklamaları
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.














