Narsis Kişilik Bozukluğu

“Olağanüstü” kişiler olduklarına inandıkları için, başkalarının da kendilerini öyle görmesini beklerler. Bu nedenle de, en çok kendilerine “koşulsuzca biat” edenlerle ve kendilerine eş düzeyde olduklarını düşündükleri sayılı kişiyle yakınlık kurabilirler. Özveriyi hep başkalarından beklerler, çünkü onlar uğruna her şeyin yapılacağı insanlardır.

Son yıllarda Türk siyasetinde ara vermeksizin yer alan aktörlerin davranış ve söylemlerini takip ettikçe, klinik psikoloji üstüne olan bilgilerim su yüzüne çıkmakla kalmıyor, olası gelişmeler için kaygı düzeyim de artıyor.

Birçoğunuz bilirsiniz; “Narsisizm” terimi, kaynağını Klasik Yunan mitolojisinde bir su birikintisinde yansıyan görüntüsüne âşık olan genç Narcissus’tan almakta.

NKB, üstünlük duygusu, patolojik boyutlara ulaşan bir beğenilme gereksinimi ve diğerleriyle “empati” yapamama biçiminde ortaya çıkan bir kişilik bozukluğudur.

Temel belirtiler

Kendini, olduğundan çok daha yetenekli ve üstün görür, başarılarıyla kibirlenir, onay, beğeni ve övgüleri aşırı önemser.

Beklediği övgü gelmediğinde ve eleştirildiğinde şiddetli olumsuz duygulara boğulur. Öfkesini akılcı bir filtreden geçirmeden, kontrolsüzce yansıtır. Karşı çıkanları aşağılamakta, cezalandırmakta, suçlamakta ve değersizleştirmekte tereddüt etmez.

Her türden durum ve ilişkinin merkezine kendisini koyduğu için, kimsenin ondan talebinin veya ne hissettiğinin, ne söylediğinin, ne istediğinin ya da güçlerinin ayırımına fazla varamamak gibi süreğen bir “empati bozukluğu” içindedir.

Çoğundaki yaygın düşünce ve davranış biçimi, her konu üstüne bir düşüncesi ve lafı olması gerektiğine olan inançtır. Herhangi bir konudaki yeterliliğini sorgulamaz, sınırlarını bilmez. Bu nedenle, konuşmaları, çoğu zaman yüzeysel konuşmaların ötesine geçmediği gibi, empati yoksunluğu nedeniyle kötü bir dinleyici olduğu için, diğerleriyle olan iletişimi iletişim değil, yalnızca monologdur.

Kendisini her konuda “haklı, hak sahibi” ve “ayrıcalıklı” görür. Bu nedenle, yasal ve/veya etik olmayan davranışlarının sorumluluğunu üstlenemez.

Genellikle başkalarının kendisini kıskandığını düşünür. Kendisi de diğerlerinin başarılarını, yaptıklarını, değerlerini, konumlarını kıskanır.

Diğer insanlarla ilişkilerinde salt kendi çıkarlarını düşünüp, başkalarının zaaflarından yararlanarak hedeflerine ulaşmayı gözetir.

Her ilişkide, kendini beğenmiş, ukala ve küstah bir tutum içine girer, kendisinin vazgeçilmez olduğuna inanır.

Narsisler ve yanındakiler

“Olağanüstü” kişiler olduklarına inandıkları için, başkalarının da kendilerini öyle görmesini beklerler. Bu nedenle de, en çok kendilerine “koşulsuzca biat” edenlerle ve kendilerine eş düzeyde olduklarını düşündükleri sayılı kişiyle yakınlık kurabilirler. Özveriyi hep başkalarından beklerler, çünkü onlar uğruna her şeyin yapılacağı insanlardır. Vermezler, alırlar. Çevresindekiler, saygı, beğeni ve sevgi aktarımında kusur etmedikleri, onunla çelişmedikleri, egosunu besledikleri sürece narsisin gözündeki rütbelerini koruyabilir.

Kişisel “çıkarların” ya da “korkuların” ötesinde, böylesine sınırsız ve sonsuz bağlılık ve eş-tavır sergileyebilmek, farklı bir düşünce ya da eylem biçimi ortaya koyamamak için diğerinin her anlamdaki “üstünlük” halinin karşısında, kendini sürekli aşağılarda görmek vardır doğallıkla. Dolayısıyla, nitelikleri ve özsaygıları sınırlı olan veya statü hiyerarşisinde kendini diğerinin altında gören insanlar ancak bu kadar teslim olabilirler bir diğerine.

NKB oluşumundaki nedenler

Aile öykülerine bakıldığında, çoğunun, bir yandan aşırı kollayıcı, diğer yandan çocukla paylaşım ve eşit bir iletişime dayanmayan ilişki kuran, kinci anne ve aşırı otoriter, uzak, cezalandırıcı ve katı baba modelli aile içinde yetiştikleri; erken çocukluk ve ilk gençlik döneminde, duygusal anlamda aç ve kılavuzsuz bırakılmış oldukları saptanmıştır.

Erkek çocuğa daha fazla değer atfederek, çok daha fazla gelişim olanakları sunan kültürel yapımız düşünüldüğünde, Türkiye’de NKB tanısı almış olanların, yaklaşık yüzde 75-80’ini erkeklerin oluşturması, bir rastlantı değildir.

Ekonomik ve siyasi nedenlerle özellikle 1970’lerle birlikte ivmesi artan iç göçün sonucu hızlı kentleşme ve gecekondulaşmayla, bireyler arası gelir, güç ve refah dağılımlarındaki hızlı bir dikey değişim olmasının da NKB gelişimi üstüne olası etkileri vardır. Bir yandan, kapitalist tüketim arzu nesnelerine sahip olabilmek yükselen değer haline gelirken, diğer yanda, kendi yaşamında o nesnelere ulaşabilmenin ne denli zor ya da olanaksız olduğunu görmek, kişinin kendini diğerlerine göre yoksun bırakılmış olduğunu sürekli duyumsamak kolay başa çıkılacak bir durum olmasa gerek. Kendi çevresinde, olumlu bazı özellikleri öne çıkarken, onca öykündüğü varoluşun hâlâ çok uzağında kalmanın paralayıcı ezikliği, bazı kişilerde patolojik bir savunma mekanizması olarak narsis özellikler geliştirmeyle ödünlenebilir.

NKB, özellikle, bazen kişisel yetenekleri, bazen toplumsal yapılanma sürecinin içerisindeki değişimler, bazen de şans gibi etkenlerle, itibar, statü ve/veya maddi güç açılarından, hızlı yükselme fırsatı bulmuş bireyler arasında görülmektedir.

Dramatik sonuçları olabilir

Gücü, statüyü ve varsıllığı ana değerler olarak saygı ve beğeniyle öne çıkaran, bunların kaynağını veya ne ölçüde hak edilmiş olduğunu fazla sorgulamayan toplumsal yapımız bir yanda. Kadınların mevcut toplumsal statülerinin değişmesi için eğitim ve eğitimin niteliğine kayda değer yatırım yapmayan erkek-egemen üst-sistemler ve global ekonomik değişim politikalarıyla hızla yaratılan yeni üst toplumsal sınıflar diğer yanda. Aile içinden başlayarak, tüm üstyapı kurumlarına yayılan, içselleştirilmiş bir demokrasi ve evrensel çocuk-insan hakları anlayışı, söylemi, uygulamaları da bunca eksik olup, itaat önemli bir toplumsal değer olmayı sürdürürken, hem mevcut NKB olgularını pekiştireceğiz, hem de daha nicesini yaratacağız kaygısı içindeyim.

Daha geniş bir çerçevede, çok dramatik sonuçları olabilecek bir başka kaygım daha var. Bariz NKB belirtileri sergileyen kişileri, önce toplumsal statünün doruklarına getirip, sonra değersizliklerini, ayıplarını, yanlışlarını, başarısızlık ve erdemsizliklerini açığa çıkartınca gerek tarihte, gerek kişisel cinnet durumlarında nice örneğini gördüğümüz çok vahim sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Her insan ağır eleştiri, reddedilme ve prestij kaybı yaşadığında mutsuz olur kuşkusuz ama bu, narsisler için dayanılamayacak kadar yıkıcıdır. Olumsuz bir sonuçta, durumu kabullenip, sorumluluklarını görüp, başarısızlığını olgunlukla üstlenip, özeleştiri yaparak geri çekilen NKB olguları ne yazık ki çok beklendik bir durum değil. İşte o vakit, kendileriyle birlikte, bizi de topyekûn ateşe atmamaları, büyük riskler almamaları için, son derece dikkatli, bilinçli, akılcı, sağduyulu ve serinkanlı olmak gerek.

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi

Resim: İtalyan ressam Caravaggio‘nun 1594-1596 tarihleri arasında tamamladığı “Narcissus” (Ya da “Kendine Aşık Olan Adam”) adlı yağlıboya tablosu. Eser Roma’daki “Galleria Nazionale d’Arte Antica”da bulunuyor.

 

 

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları