back to top
Ana Sayfa Yazarlar Cehalet mi cesaret veriyor mensubiyet mi?

Cehalet mi cesaret veriyor mensubiyet mi?

Toplum sorunları üzerine düşünen üreten bir dostum,  Dunning-Kruger Sendromu diye bilinen, Justin Kruger ve David Dunning adlı iki ABD’li psikiyatri uzmanının çalışma sonuçlarından bahisle, “cahiller cesur olur” demiÅŸ ve devamla, “televizyon izlerken birilerine bakıp da “yahu bu adam bu sığlıkla nasıl buralara kadar gelebilmiÅŸ” diye düşündüğünüz oldu mu hiç, ya da iÅŸyerinizde sizinle aynı ya da daha üst aÅŸamada bir görevde olan bazıları, sizde büyük bir ÅŸaÅŸkınlık uyandırdı mı, onlara bakıp “bu cahillik, kendini bilmezlik nasıl fark edilmez?” diye iç geçirdiniz mi” diye sormuÅŸ.

Belli ki ta Amerikalara mahsus bu garip, bu anlaşılmaz, bu lgatımızda hiç yeri olmayan misalleri bizde de aramış ve bulamayınca da hayretini ifade etmiş. Oysa Amerika dediğin ağırlıkla kıta Avrupası’ndan oraya gitmiş, oradaki medeniyetleri ve mensuplarını yok edip üzerine çullanmış, sömürgeci, çapulcu, talancı, maceracı, serseri bir takım insanların çocukları tarafından tasarlanıp inşa edilmiş, geçmişi ve tarihi belleği olmayan sofistike rafine bir sistem.

Halbuki, en azından ikibin yıldır, kralım çok yaÅŸa, imparatorum çok yaÅŸa, padiÅŸahım çok yaÅŸa, önderim çok yaÅŸa diye diye bugünlere gelmiÅŸ, kralın, imparatorun, padiÅŸahın, önderin ve onların kapısında kendine yer bulmuÅŸ kapı kullarının ulufesinden nasiplenmeyi ummuÅŸ, nasiplenmese bile elindekinden en azını kaptırmak için genetik kodlar geliÅŸtirmiÅŸ reaya bir toplum demokrasi denen gavur icadından ne kadar anlarsa liyakat denen Frenk icadından da o kadar anlar. Dolayısıyla bizde ne bir Justin Kruger veya  David Dunning olabilir ne de onları böyle bir araÅŸtırma sonucuna götürecek malzeme…

Bizim cahillik yahut ehillik ile bir sorunumuz yok. Çünkü bizde cahil olarak övünmenin de ehil olarak tevazu göstermenin de bir karşılığı yok zaten. Bizim sorunlarımız mensubiyet ilkesi çerçevesinde hallolur. Misal tüm devlet kadroları çok kısa bir sürede ÅŸimdi terör örgütü olarak peÅŸine düşülen bir cemaatin sadık mensupları tarafından doldurulduÄŸunda liyakate mi bakıldı mensubiyete mi? Åžu anda akademik bir post için bir üniversitenin kapısını çaldığınızda araÅŸtırmalarınıza, baÅŸarılarınıza mı, hangi tarikat, vakıf yahut cemaatten referanslı olduÄŸunuza mı bakarlar? GeçmiÅŸe gidersek yine aynı ÅŸey, Kemalizm’in, laikçi nasyonalistliÄŸin revaçta olduÄŸu zamanlarda durum farklı mı? Misal, Kemalist cumhuriyet ideolojisinin büyük ideologlarından Mahmut Esat Bozkurt  “Türk devleti iÅŸlerini Türklerden baÅŸkasına vermeyelim. Türk devleti iÅŸlerinin başına öz Türklerden baÅŸkası geçmemelidir. Yeni Türk Cumhuriyetinin devlet iÅŸleri başında mutlaka Türkler bulunacaktır” ilkesini devletin temel ilkesi olarak hayata geçirirken liyakate mi bakıyordu?

Genel trendle tezat teşkil eden ara dönemler olmuştur elbette. Ama liyakat ve marifetin esas alındığı bu olağanüstü geçiş süreçleri çok kısa sürede onarılmıştır. Çünkü, liyakat ve marifet kurulu toplumsal ve siyasal yapıya muazzam riskler ihtiva etmektedir.

El netice. Kruger Mruger bize uzak olsun. Bize liyakat, marifet, meziyet sahibi sorgulayan, üreten, değiştirmeye kalkışan aykırı şahsiyetler değil, denileni eksiksiz yapacak kadar birşeyler öğrenmiş, biat etmiş sadık insanlar lazım. Bunların hiçbiri de cahil değildir.

M. Şirin ÖZTÜRK
Latest posts by M. Şirin ÖZTÜRK (see all)