YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Fon Koordinasyon Kurulu’nun ikinci toplantısına ilişkin paylaşılan fotoğraf üzerinden dikkat çeken bir tartışma başlattı. Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki toplantıda bakanlar ve kamu kurumlarının yöneticilerinin yanı sıra AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ile AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in de bulunmasına dikkat çekerek, “Fon Kurulu bir devlet kuruluysa, neden siyasi parti yöneticileri bu kurulun toplantısında?” diye sordu.

Sermaye piyasalarında yaşanan fon krizinin ardından oluşturulan Fon Koordinasyon Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında bugün ikinci toplantısını gerçekleştirdi. Yaklaşık üç saat süren toplantıda yatırımcıların ödemeleri, ödeme takvimi, net yatırım tutarının hesaplanması ve Sermaye Piyasası Kanunu’nda yapılması planlanan değişiklikler ele alındı. Toplantıya Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in de katıldığı bildirildi.

Tam da bu toplantının ardından YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, sosyal medya hesabından toplantı fotoğrafını paylaşarak kamuoyunun özellikle fotoğrafa dikkat etmesini istedi. Tanrıkulu’nun paylaşımındaki temel soru ise kurulun yapısı üzerinden şekillendi: Fon krizinin çözümü için oluşturulan mekanizma yalnızca kamu kurumları arasındaki koordinasyonu sağlayan bir yapı mı, yoksa siyasi karar mekanizmasının da içinde olduğu daha geniş bir yapı mı?

Fotoğraftaki Masa Neyi Gösteriyor?

Tanrıkulu, paylaşımında fotoğraftaki kurul yapısına dikkat çekerek bir tarafta bakanlar, kamu bankalarının yöneticileri ve ilgili kamu kurumlarının temsilcilerinin; diğer tarafta ise siyasi kimliği bulunan isimlerin yer aldığını belirtti.

Bu değerlendirme, toplantıya AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ve AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in katılımının haber kaynaklarında da yer almasıyla birlikte yeni bir tartışma başlığı oluşturdu. Ancak mevcut açıklamalarda bu isimlerin Fon Koordinasyon Kurulu’nun resmî üyesi olup olmadığına ilişkin ayrıntılı bir üye listesi paylaşılmış değil. Resmî açıklamalarda kurulun Cevdet Yılmaz başkanlığında çalıştığı ve ilgili kurumlarla koordinasyon sağladığı belirtiliyor.

Tanrıkulu’nun itirazı da tam bu noktaya odaklanıyor.

“Fon Kurulu bir devlet kuruluysa, neden siyasi parti yöneticileri bu kurulun toplantısında?” sorusunu yönelten Tanrıkulu, siyasi parti yöneticilerinin bu mekanizmadaki rolünün açık biçimde ortaya konulması gerektiğini savundu.

“Bağımsız Ve Tarafsız Araştırma Nasıl Sağlanacak?”

Fon krizinin yalnızca yatırımcıların parasının geri ödenmesi meselesi olmadığını belirten Tanrıkulu, soruşturmanın kapsamının ve kamu zararının bütün yönleriyle ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti.

Tanrıkulu, paylaşımında kamuoyuna yansıyan iddialar üzerinden milyarlarca dolarlık kayıplardan söz edildiğini hatırlatarak, süreçte adı geçen bazı kişilerin AK Parti iktidarıyla siyasi, bürokratik veya kişisel bağlantılarının bulunduğuna ilişkin tartışmaların da kamuoyuna yansıdığını belirtti.

Bu nedenle temel sorusunu bağımsızlık ve tarafsızlık üzerinden kuran Tanrıkulu, “Denetleyenler de, soruşturanlar da, karar mekanizmasında bulunanlar da aynı siyasi iktidar yapısının içindeyse, kamuoyunun aklındaki soru işaretleri ortadan kalkmaz” değerlendirmesinde bulundu.

Tanrıkulu’nun dikkat çektiği bir başka nokta ise geçmişte veya halen görev yapan siyasetçilerin ve kamu görevlilerinin yakınları hakkında gündeme gelen iddialar oldu. Milletvekili, bu bağlantıların soruşturmanın dışında bırakılmaması gerektiğini savundu.

“Kim Ne Yaptı, Kim Ne Kazandı?”

Fon krizine ilişkin yürütülen adli ve idari süreçlerin kapsamının genişlediği bir dönemde yapılan paylaşım, doğrudan hesap verebilirlik meselesini gündeme getiriyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturmasında çok sayıda gözaltı ve tutuklama gerçekleşirken, SPK tasfiye kapsamındaki bazı fonlarda yatırımcılara nihai tasfiye sonucuna mahsup edilmek üzere 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasına karar verdi. TMSF bünyesinde de haksız kazançların iadesi amacıyla özel hesaplar oluşturuldu. Devlet Denetleme Kurulu’nun da fon işlemlerine ilişkin inceleme ve denetim çalışması yürüttüğü açıklandı.

Fon Koordinasyon Kurulu’nun bugünkü toplantısında ise SPK’nın 30 Eylül tarihli kararları doğrultusunda net yatırım tutarının hesaplanması, ödeme kararlarının uygulanmasına ilişkin ikincil düzenlemeler ve ödeme takvimi değerlendirildi. Sermaye Piyasası Kanunu’nda değişiklik öngören taslağın da son halinin verilmesi için ilgili kurumlara talimat iletildi.

Ancak Tanrıkulu’nun sorusu bu aşamanın ötesine geçiyor:

“Fon sürecinde kim ne yaptı, kim ne kazandı, kim ne kaybetti, hangi paralar iade edildi, hangi paralar edilmedi?”

Milletvekili, bu soruların tamamının açık ve şeffaf biçimde yanıtlanmasını istedi.

Yatırımcının Parası Kadar Devletin Sorumluluğu Da Tartışılıyor

Fon krizinin ardından hükümet cephesinden verilen mesajlarda temel önceliğin yatırımcıların haklarının korunması olduğu vurgulanıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada Fon Koordinasyon Kurulu’nun yol haritasının belirlendiğini, SPK ve BDDK’nın kendi alanlarında kararlar aldığını, TMSF’nin sorunlu fonlar için özel hesaplar oluşturduğunu ve DDK’nın inceleme başlattığını açıklamıştı. Yılmaz ayrıca sürecin hukuk kuralları içinde yürütüleceğini ve sermaye piyasalarında sistemik bir risk bulunmadığını belirtmişti.

Bugünkü toplantı sonrasında yapılan açıklamada da vatandaşlara ek yük getirilmemesi gerektiği vurgulandı. Ancak yatırımcıların ne zaman ve hangi yöntemle ödeme alacağı konusunda kesin bir takvim kamuoyuna açıklanmadı.

Tanrıkulu’nun paylaşımı ise tam bu noktada “zararın nasıl karşılanacağı” kadar “zararın nasıl ortaya çıktığı ve kimlerin sorumluluğunun bulunduğu” sorusunun da yanıtlanması gerektiğini gündeme taşıyor.

“Siyasi Parti Yöneticilerinin Rolü Açıklanmalı”

Tanrıkulu, Fon Koordinasyon Kurulu’nun devlet kurumları arasında koordinasyon sağlaması gerekiyorsa merkezinde ilgili kamu kurumları, düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar ile uzmanların bulunması gerektiğini belirtti.

Siyasi parti yöneticilerinin toplantıdaki rolünün ise açıkça ortaya konulmasını istedi.

Çünkü Tanrıkulu’na göre tartışmanın merkezinde yalnızca fonlarda parasını kaybeden yatırımcıların mağduriyeti bulunmuyor. Sermaye piyasalarına duyulan güven, kamu kaynaklarının korunması ve hukukun üstünlüğü de aynı dosyanın önemli başlıklarını oluşturuyor.

Bu nedenle Tanrıkulu, fon sürecinde sorumluluğu bulunan herkesin siyasi bağlantısına bakılmaksızın hesap vermesi ve mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini savundu.

Fotoğrafın ortaya koyduğu tablo üzerinden yöneltilen soru ise bundan sonra fon soruşturmasının en kritik tartışmalarından biri olmaya aday:

Devletin yatırımcıyı korumak için oluşturduğu koordinasyon mekanizmasında siyasetin rolü nedir ve bu rol kamuoyuna neden açık biçimde anlatılmamaktadır?

Fon soruşturmasında adli süreç ilerlerken, yatırımcıların ödemeleri için yeni mekanizmalar kurulurken ve sermaye piyasası mevzuatının değiştirilmesi gündeme gelirken, bu sorunun yanıtı yalnızca siyasi tartışmanın değil, sürecin şeffaflığı açısından da önem taşıyor.


  • TB / Sezgin Tanrıkulu’nun sosyal medya paylaşımı