Suriye’nin Humus kırsalında işlerinden evlerine dönen Alevi işçileri taşıyan servis aracına düzenlenen silahlı saldırıda 7 işçi yaşamını yitirdi, 4 işçi yaralandı. Misyaf Köprüsü’nde gerçekleştirilen saldırının failleri henüz belirlenemezken, olay Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların ve güvenlik tartışmasının yeniden gündeme gelmesine yol açtı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, yalnızca 2026’nın başından bu yana mezhepsel saldırılar, misillemeler ve yargısız infazlarda en az 144 kişinin öldürüldüğünü bildiriyor.
Suriye’nin Humus kentinin batı kırsalında, 30 Eylül gecesi işçileri taşıyan bir servis aracı silahlı saldırının hedefi oldu. Misyaf Köprüsü üzerinde seyir halindeki araca kimliği belirsiz kişilerce ateş açılması sonucu 7 kişi yaşamını yitirdi, 4 kişi yaralandı.
Suriye resmi haber ajansı SANA, saldırıda hayatını kaybeden ve yaralananların sivil işçiler olduğunu, yaralıların hastanelere kaldırıldığını duyurdu. Reuters ve Associated Press de SANA kaynaklı haberlerinde 7 kişinin öldüğünü ve 4 kişinin yaralandığını bildirdi. Saldırının nedeni ve faillerin kimliği ise henüz açıklanmadı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) ise saldırıya uğrayan araçtaki 11 kişinin tamamının Alevi olduğunu, yaşamını yitiren 7 kişinin Alevi işçiler olduğunu ve yaralanan 4 kişinin de aynı topluluktan olduğunu aktardı. İşçilerin büyük bölümünün Humus kırsalındaki Fahil köyünden geldiği bildirildi.
İşten Eve Dönen İşçiler Hedefte
Saldırının hedefindeki aracın, Humus’un güneyindeki Hasya Sanayi Bölgesi’nden evlerine dönen işçi ve çalışanları taşıdığı, saldırının ise Misyaf Köprüsü üzerinde gerçekleştiği bildirildi.
Suriye İnsan Hakları Ağı’nın (SNHR) yaptığı ilk incelemeye göre saldırı 30 Eylül saat 21.30 sıralarında gerçekleşti. Ağ, saldırıda biri iki kardeş olmak üzere 7 sivilin öldüğünü ve 4 kişinin yaralandığını doğruladı. Bölgenin Suriye hükümetinin kontrolünde olduğu, İç Güvenlik Güçlerinin olay yerine giderek bölgeyi güvenlik çemberine aldığı ve soruşturma başlattığı belirtildi.
Humus İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Basım Muhammed Şaban da saldırıyı doğrularken, güvenlik birimlerinin olay yerine ulaştığını ve saldırının faillerini ve arkasındaki motivasyonu belirlemek üzere inceleme başlattığını açıkladı. Şaban, saldırının Humus’taki güvenlik ve istikrarı hedeflediğini savundu.
Şu ana kadar saldırıyı herhangi bir örgüt üstlenmedi. Associated Press de saldırının nedeninin henüz belirlenemediğini ve Suriye makamlarının herhangi bir şüpheli ya da örgütün adını açıklamadığını bildirdi. Bu nedenle saldırının doğrudan hangi örgüt veya silahlı grup tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin kesinleşmiş bir bilgi bulunmuyor.
Humus’ta 70 Alevi Öldürüldü
Son saldırının dikkat çekici yönlerinden biri de olayın gerçekleştiği Humus’un, Suriye’de Alevilere yönelik şiddetin yoğunlaştığı bölgelerden biri olması.
SOHR, 29 Eylül’de yayımladığı raporda, 2026’nın başından bu yana mezhepsel çatışmalar, misillemeler ve yargısız infazlar sonucunda en az 144 kişinin öldürüldüğünü açıkladı. Rapora göre ölenlerin 130’u erkek, 9’u kadın, 5’i çocuk. En yüksek can kaybı ise 70 kişiyle Humus’ta kaydedildi. Humus’u 31 ölümle Hama ve 14 ölümle Lazkiye izledi.
SOHR, saldırıların özellikle Mart 2025’te Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki bölgelerinde yaşanan büyük ölçekli şiddet olaylarının ardından devam ettiğini belirtiyor. Kuruma göre 2026 boyunca Alevilere yönelik mezhepsel saldırılar, misillemeler ve yargısız infazlar sürdü.
Buradaki rakamların bir insan hakları kuruluşunun kendi belgelemelerine dayandığını da belirtmek gerekiyor. Suriye’de özellikle 2025’teki Alevi ölümlerine ilişkin toplam sayılar konusunda farklı kurumların verileri birbirinden ayrışıyor. Dolayısıyla mevcut tabloyu aktarırken kaynakların kapsamını ve kullandıkları yöntemleri birbirinden ayırmak önem taşıyor.
2025’teki Katliamların Gölgesinde
Humus saldırısı, Suriye’de Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından yaşanan mezhep temelli şiddet tartışmasının yeni halkası olarak gündeme geldi.
Mart 2025’te Lazkiye, Tartus ve çevresindeki Alevi yerleşimlerinde ağır şiddet olayları yaşanmış, binlerce kişinin öldürüldüğüne ilişkin farklı kaynaklarca açıklamalar yapılmıştı. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Mart 2025 olaylarının ardından olayların tüm yönleriyle araştırılması ve sorumluların belirlenmesi amacıyla bağımsız bir soruşturma komitesi kurulacağını açıklamıştı.
Bu süreçte Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları kuruluşları, sivillerin korunması ve sorumluların hesap vermesi çağrıları yaptı. Ancak 2026’ya gelindiğinde Alevilere yönelik öldürme ve saldırı haberlerinin tamamen sona ermediği görülüyor. SOHR’un son raporu da özellikle faillerin belirlenmesi ve hesap verebilirlik konusunda ciddi sorunlar bulunduğunu savunuyor.
Son saldırının ardından da aynı soru yeniden ortaya çıktı: Kim ateş etti ve neden?
Şimdilik bu sorunun kesinleşmiş bir yanıtı yok.
“Alevilerin Can Güvenliği Sağlanmalı”
Saldırı Türkiye’de de tepkiyle karşılandı.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, saldırının ardından yaptıkları açıklamalarda Alevilerin can güvenliğinin sağlanması ve faillerin ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.
Bakırhan, saldırının Alevilerin can güvenliğinin hâlâ ciddi tehdit altında olduğunu gösterdiğini belirtirken, Suriye’nin geleceğinin hiçbir halkın ve inanç grubunun dışlanmadığı bir düzen temelinde kurulması gerektiğini söyledi. Hatimoğulları ise Şam yönetiminin Aleviler başta olmak üzere ülkedeki bütün halkların ve inançların güvenliğini sağlamakla sorumlu olduğunu belirterek faillerin ve saldırının arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmasını istedi.
Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu da saldırının bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmasını, faillerin ortaya çıkarılarak adalet önüne çıkarılmasını ve Suriye’de yaşayan tüm halkların ve inançların yaşam hakkının güvence altına alınmasını istedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ise saldırının ardından çok daha ağır bir tanımlama kullanarak yaşananları “Alevi soykırımı” olarak niteledi ve uluslararası kamuoyunu ve Birleşmiş Milletler’i harekete geçmeye çağırdı. Bu ifade Erçe’nin siyasi değerlendirmesidir; saldırının failleri ve olayın niteliğine ilişkin bağımsız soruşturma ise henüz tamamlanmış değil.
Bir Servis Aracında Yedi Hayat
Suriye’de savaşın, iktidar değişikliklerinin ve silahlı gruplar arasındaki çatışmaların gölgesinde sıradan insanların hayatları yeniden hedef haline geliyor.
Bu kez hedefte, günün sonunda işlerinden evlerine dönmekte olan bir servis aracındaki işçiler vardı.
Masyaf Köprüsü’nde açılan ateş yedi kişinin hayatını aldı.
Dört kişi yaralandı.
Bir aile daha eksildi.
Saldırının failleri henüz ortada yok.
Ancak olayın ardından ortaya çıkan tablo açık: Suriye’de Alevilerin güvenliği ve ülkedeki bütün toplulukların yaşam hakkı meselesi, yalnızca geçmişin yaralarıyla değil, bugün yaşanan yeni saldırılarla da yeniden gündemde.
Humus’ta yedi Alevi işçinin öldürülmesi, bu nedenle yalnızca bir silahlı saldırının bilançosu olarak değil, Suriye’de güvenlik, mezhep temelli şiddet ve hesap verebilirlik sorunlarının hâlâ çözülemediğini gösteren yeni bir olay olarak kayda geçti.
Şimdi gözler soruşturmanın sonucunda.
Failler kim?
Saldırının arkasında kim var?
Ve en önemlisi:
Suriye’de kimliğine, inancına ve ait olduğu topluluğa bakılmaksızın herkesin yaşam hakkı nasıl güvence altına alınacak?
- TB / SANA, Reuters, Associated Press, Syrian Network for Human Rights, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), ANKA, İlke TV, PİRHA, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu












