back to top
Ana Sayfa Haber SGK’da Sessiz Darbe: Devlet Güvencesi Yasadan Çıkarılıyor

SGK’da Sessiz Darbe: Devlet Güvencesi Yasadan Çıkarılıyor

TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen torba yasa teklifindeki bir madde, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun finansman yapısında önemli bir değişikliğin kapısını aralıyor. Ekonomist Aziz Çelik’e göre, “teknik düzenleme” olarak sunulan değişiklik, devletin sosyal güvenlik sistemine yönelik yasal ve otomatik katkısını ortadan kaldırarak sosyal güvenliği hak temelli bir modelden, bütçe imkânlarına bağlı bir yapıya dönüştürme riski taşıyor. Çelik, bu düzenlemenin gelecekte emeklilik haklarını daraltacak politikalar için de siyasal meşruiyet zemini oluşturabileceği uyarısında bulundu.

Yasal Devlet Katkısı Düzenlemeden Çıkarılıyor

Ekonomist Aziz Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı ayrıntılı değerlendirmede, AKP tarafından hazırlanan ve TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen torba kanun teklifinin sosyal güvenlik sistemi açısından kritik sonuçlar doğurabilecek bir değişiklik içerdiğini belirtti.

Çelik’in aktardığına göre teklif, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 81. maddesinde değişiklik öngörüyor. Düzenlemeyle maddenin başlığındaki “Prim oranları ve Devlet katkısı” ifadesinden “ve Devlet katkısı” ibaresi çıkarılıyor. Ayrıca devletin, SGK’nın her ay tahsil ettiği malullük, yaşlılık, ölüm ve genel sağlık sigortası primlerinin yüzde 25’i oranında Hazine’den kuruma aktarılmasını zorunlu kılan hüküm de yürürlükten kaldırılıyor.

Teklifin yasalaşması halinde düzenleme 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.

Aziz Çelik: Sorun Para Değil, Hukuki Güvence

Aziz Çelik’e göre değişikliğin en kritik yönü, Hazine’nin SGK’ya kaynak aktarmaya devam edip etmeyeceği değil; bu aktarımın hukuki niteliğinin değiştirilmesi.

Hükümetin düzenlemeyi bütçe kalemlerini sadeleştirmeye yönelik teknik bir muhasebe işlemi olarak sunduğunu hatırlatan Çelik, kaldırılan sistemin 2008 yılından bu yana yasayla güvence altına alınmış, formüle bağlı ve otomatik işleyen bir devlet yükümlülüğü olduğuna dikkat çekti.

Çelik, yeni modelde ise aynı kaynağın “devlet katkısı” yerine “açık finansmanı” adı altında, ihtiyaç duyulduğu ölçüde ve idarenin takdirine bağlı olarak aktarılacağını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Nakit büyüklük aynı kalsa bile kuralın niteliği değişiyor. Güvenceli ve otomatik bir yükümlülük, ihtiyaç kadar yapılan takdiri transfere dönüşüyor.”

Bu nedenle değişikliğin yalnızca muhasebe tekniğiyle açıklanamayacağını savunan Çelik, bunun sosyal güvenlik sisteminin hukuki mimarisini değiştiren yapısal bir adım olduğunu ifade etti.

Muhasebe Değil, Siyasal Söylem Değişikliği İddiası

Çelik’in analizine göre düzenleme, SGK’nın mali tablolarında da önemli algısal sonuçlar doğuracak.

Bugüne kadar Hazine’den gelen devlet katkısı SGK’nın gelirleri arasında gösterilirken, yeni sistemde aynı kaynak “açığın finansmanı” olarak kaydedilecek. Böylece kurumun bilançosunda açık rakamlarının önemli ölçüde büyüyeceği öngörülüyor.

Çelik, 2025 yılında yaklaşık 889 milyar liralık devlet katkısı sayesinde teknik olarak fazla veren SGK’nın, yeni muhasebe yöntemiyle 2026 yılında 1 trilyon liraya yaklaşan açık veren bir kurum görüntüsü oluşturabileceğini belirtti.

Ekonomiste göre bu durum ekonomik gerçeklikten çok muhasebe sınıflandırmasının değişmesinden kaynaklanacak olsa da kamuoyunda farklı bir algı yaratacak.

“Kara Delik” Söylemine Yeni Zemin Mi Hazırlanıyor?

Aziz Çelik, düzenlemenin en önemli sonucunun gelecekte sosyal güvenlik politikaları üzerinde görülebileceğini savunuyor.

Çelik’e göre SGK’nın sürekli açık veren bir kurum olarak gösterilmesi, uzun yıllardır kullanılan “SGK bütçeye yük oluyor” ya da “kara delik” söylemini yeniden güçlendirebilir. Bu söylemin ise ilerleyen dönemde emeklilik yaşının yükseltilmesi, aylık bağlama oranlarının düşürülmesi, intibak düzenlemelerinin ertelenmesi veya emeklilere yönelik iyileştirme taleplerinin reddedilmesi için gerekçe olarak kullanılabileceği değerlendiriliyor.

Analizde, devletin sosyal güvenliği finanse etme yükümlülüğünün hak temelli ve otomatik bir modelden çıkarılarak bütçe olanaklarına bağlı idari bir tercihe dönüştürülmesinin, sosyal güvenlik sisteminin kurumsal yapısını zayıflatabileceği uyarısı yapılıyor.

Teknik Düzenleme Mi, Sosyal Güvenlikte Paradigma Değişimi Mi?

Hükümet, düzenlemenin yalnızca bütçe kalemlerinin daha şeffaf ve izlenebilir hale getirilmesini amaçladığını, SGK’ya aktarılacak kaynağın azalmasının söz konusu olmadığını savunuyor.

Buna karşılık Aziz Çelik, tartışmanın merkezinde aktarılacak para miktarından ziyade devletin sosyal güvenliğe ilişkin hukuki ve kurumsal taahhüdünün bulunduğunu vurguluyor.

Çelik’e göre formüle bağlı, yasa güvencesindeki katkının kaldırılması; sosyal güvenliğin bir hak olarak görülmesinden uzaklaşılmasına, sistemin ise gelecekte daha kapsamlı “parametrik reformlara” açık hale gelmesine yol açabilecek bir zihniyet değişikliğinin işareti niteliği taşıyor.


Kaynaklar

  • Aziz Çelik’in X (eski Twitter) hesabında yayımlanan “Sosyal Güvenlikte Sinsi Bir Değişiklik: Sosyal Güvenlikte Devlet Katkısının Kaldırılması Ne Anlama Geliyor?” başlıklı değerlendirmesi