Sağlık Bakanlığı’nın Ağustos 2026 mali tablosu, Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle işletilen sağlık tesislerine yılın ilk sekiz ayında 100 milyar 778 milyon lira aktarıldığını ortaya koydu; geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32,2 artan bu kaynak transferi, “kamu bütçesine yük olmayacak” denilen şehir hastanelerinin artık sağlık harcamalarının en tartışmalı kalemlerinden biri haline geldiğini gösteriyor.
Sekiz Ayda 100 Milyar Lirayı Aştı
Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı Ağustos ayına ait Bütçe Giderlerinin Faaliyet Sınıflandırılması Tablosu, KÖİ modeliyle yapılan sağlık tesislerine yönelik faaliyetler için yılın ilk sekiz ayında 100 milyar 778 milyon 409 bin 392 lira harcama yapıldığını gösteriyor. Tabloda söz konusu tutar, “Kamu Özel İş Birliği Modeli ile Yapılan Sağlık Tesislerine Yönelik Faaliyetler” başlığı altında yer alıyor.
Ekonomist İnan Mutlu’nun dikkat çektiği verilere göre bu tutar, 2025’in aynı dönemine kıyasla yüzde 32,2’lik artış anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle, şehir hastanelerinin KÖİ modeli üzerinden kamu bütçesindeki mali ağırlığı azalmak bir yana, artmaya devam ediyor.
Üstelik bu rakam yalnızca sekiz aylık gerçekleşmeyi gösteriyor. Yılın kalan dört ayında yapılacak ödemeler hesaba katılmadığında bile ortaya çıkan fatura, sağlık bütçesinin nasıl bir finansman mekanizmasına dönüştürüldüğü konusunda önemli bir tablo sunuyor.
Sağlığın İçinde Büyüyen Başka Bir Bütçe
Bakanlığın aynı tablosunda “Tedavi Edici Sağlık” faaliyetleri için toplam 728 milyar 524 milyon 680 bin lira harcama görünürken, bunun 100,8 milyar liralık bölümünün KÖİ modeliyle yapılan sağlık tesislerine yönelik faaliyetler başlığında toplanması dikkat çekiyor.
Bu kalemin büyüklüğü, şehir hastaneleri tartışmasını yalnızca “kaç hastane yapıldı?” sorusundan çıkarıp kamu kaynaklarının hangi finansman modeli üzerinden ve kimin lehine kullanıldığı sorusuna taşıyor.
Nitekim 2026’nın ilk yedi ayında aynı kalemdeki harcamanın 93 milyar 316 milyon 915 bin liraya ulaştığı daha önce açıklanmıştı. Temmuz ayında tek başına 23,1 milyar liralık ödeme gerçekleşmişti.
“Cebimizden Para Çıkmayacak” Denilmişti
KÖİ modeliyle yapılan şehir hastaneleri yıllardır, kamu bütçesine ağır bir yük getirmeyeceği ve özel sektör finansmanıyla gerçekleştirileceği savunularak hayata geçirildi. Ancak yıllar içinde ortaya çıkan ödeme tabloları, devletin bu projelerden çekilmediğini; tersine, uzun vadeli kira ve hizmet ödemeleriyle bütçeden kaynak aktarmaya devam ettiğini gösteriyor.
Türkiye’de KÖİ modeliyle inşa edilen şehir hastanesi sayısının 2026 itibarıyla 18’e ulaştığı ve bu hastaneleri işleten şirketlere 2025 yılında toplam 111 milyar 100 milyon 278 bin lira kaynak aktarıldığı daha önce Sağlık Bakanlığı mali verileri üzerinden hesaplanmıştı.
Dolayısıyla 2026’nın yalnızca ilk sekiz ayında 100,8 milyar liraya ulaşan ödeme, artık istisnai bir harcama değil; sağlık sisteminin finansman yapısının kalıcı unsurlarından biri haline gelen bir yükümlülüğe işaret ediyor.
Kamu Hastanesi, Özel Finansman
Buradaki temel mesele şehir hastanelerinin varlığı değil, hastanelerin nasıl finanse edildiği. KÖİ modelinde hastane binasının finansmanı, işletme yapısı, kira ve hizmet sözleşmeleri üzerinden kamu bütçesine uzun yıllara yayılan yükümlülükler doğuyor.
Bu nedenle “hastane yapıldı” ile “kamu sağlık hizmetine yatırım yapıldı” ifadelerini birbirinden ayırmak gerekiyor. Kamu bütçesinden çıkan para elbette sağlık altyapısına ilişkin bir harcamadır; ancak KÖİ modelinin özelliği, bu harcamanın özel finansman ve uzun vadeli sözleşmeler üzerinden gerçekleştirilmesidir. Sağlık Bakanlığı’nın kendi mevzuatında da KÖİ modeliyle tesis yaptırılması, yenilenmesi ve hizmet alınmasına ilişkin özel usul ve esaslar bulunuyor.
TBMM tutanaklarına da yansıyan değerlendirmelerde KÖİ kapsamındaki şehir hastanelerine yapılan ödemelerin sağlık bütçesi içinde giderek büyüdüğü ve modelin “servet aktarım mekanizması” olduğu yönünde eleştiriler dile getirildi.
Sağlık Hizmeti Mi, Finansman Düzeni Mi?
Tam da burada 100,8 milyar liralık rakamın politik anlamı ortaya çıkıyor. Bir yanda hastanelerde doktor, hemşire ve sağlık çalışanı açığı, randevu sorunları, artan sağlık hizmeti maliyetleri ve koruyucu sağlık hizmetlerinin finansmanı tartışılırken; diğer yanda kamu bütçesinin çok büyük bir bölümü uzun vadeli KÖİ yükümlülüklerine ayrılıyor.
Bu durum, sağlık hizmetinin kendisinden çok sağlık altyapısının finansman biçiminin bütçede giderek daha belirleyici hale gelmesi anlamına geliyor. Sağlık Bakanlığı’nın tablosunda devlet hastanesi hizmetleri için 255,3 milyar lira, eğitim ve araştırma hastanesi hizmetleri için 263,9 milyar lira görünürken, KÖİ kapsamındaki tesislere yönelik faaliyetlerin 100,8 milyar liraya ulaşması bu dönüşümün ölçeğini görünür kılıyor.
Başka bir ifadeyle, sağlık hakkı için ayrılan kamu kaynağının önemli bir bölümü, doğrudan hizmet sunumunun yanında özel finansman modeliyle kurulmuş tesislerin sözleşme yükümlülüklerine de bağlanıyor.
“Bazılarının İşi Tıkırında” Mı?
İnan Mutlu’nun “Bazılarının işleri tıkırında…” diyerek işaret ettiği tabloyu yalnızca siyasi bir slogan olarak okumak mümkün değil. Rakamlar, KÖİ kapsamındaki sağlık tesislerine yapılan ödemelerin bütçede nasıl büyüdüğünü somut biçimde gösteriyor.
İlk sekiz ayda 100,8 milyar lira. Geçen yıla göre yüzde 32,2 artış. 2025’in tamamında 111,1 milyar lira.
Bu tablo, şehir hastaneleri modelinin maliyetinin artık geleceğin değil, bugünün bütçesinden ödendiğini gösteriyor. Tartışılması gereken soru da bu nedenle yalnızca “kaç şehir hastanemiz var?” değil:
Kamu kaynakları sağlık hizmetini güçlendirmek için mi kullanılıyor, yoksa sağlık hizmetinin finansmanını özel sermayeye uzun vadeli ve garantili bir gelir alanına dönüştüren model mi büyüyor?
Şehir hastanelerinin bütçedeki hikâyesi, tam da bu sorunun cevabında düğümleniyor.
- TB / Sağlık Bakanlığı, BirGün, soL Haber, TBMM
- Şehir Hastanelerinde 100,8 Milyarlık Fatura: Sağlık Bütçesi Özel Sermayeye Akıyor - 7 Eylül 2026
- Enflasyon Hedefi Yine Duvara Çarptı - 4 Eylül 2026
- Enflasyonda Çift Haneli Gerçekler: TÜİK Yüzde 31,51, ENAG Yüzde 49,03 - 3 Eylül 2026










