Yerlerine kayyum atanan 10 DEM Partili belediyenin eşbaşkanları Mardin’de bir araya geldi. Ahmet Türk, 1 Ekim’de açılacak Meclis’i işaret ederek sürecin kalıcı barışa dönüşmesi için hukuki düzenlemelerin yapılmasını istedi; ancak kayyumların hâlâ görevde olması, demokratikleşme söylemi ile yerel yönetim pratiği arasındaki çelişkiyi yeniden gündeme taşıdı.

Yerlerine kayyum atanan DEM Partili 10 belediyenin eşbaşkanları Mardin’de buluştu. Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanıyken görevden alınan Ahmet Türk, toplantının ardından yaptığı açıklamada hem kayyum uygulamasına tepki gösterdi hem de devam eden “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ne ilişkin mesajlar verdi. Mardin, Van, Batman, Tunceli ve çeşitli ilçelerden gelen eşbaşkanların katıldığı toplantıda, kayyum yönetimlerinin belediyelerde yarattığı tahribat ve seçilmişlerin görevlerine dönmesi talebi öne çıktı.

Türk, “Bir süreç işliyor. Bu süreç bizler için çok değerlidir” diyerek, küçük adımlar atılmış olsa da sürecin kalıcı bir barışa dönüşmesi için hukuki zeminin hazırlanması gerektiğini söyledi. 1 Ekim’de Meclis’in açılacağını hatırlatan Türk, “Hukuki düzenlemelerin yapılması konusunda taleplerimiz gündemdedir” dedi ve bugüne kadar önemli adımlar atılmamış olsa dahi süreci “sabırla takip ettiklerini ve desteklediklerini” ifade etti.

Ahmet Türk: “Hukuki Talepler Konusunda Sonuna Kadar Israrcıyız”

Türk’ün açıklamasının dikkat çeken noktalarından biri, DEM Parti’nin süreçten beklentisini yalnızca silahsızlanma başlığıyla sınırlamaması oldu. Türk, DEM Parti’nin ve Abdullah Öcalan’ın hukuki taleplerin yerine getirilmesi konusunda “sonuna kadar ısrarcı” olacağını belirterek sürecin demokratik siyasetin güçlendiği yeni bir döneme dönüşmesi gerektiğini söyledi.

Bu yaklaşım, DEM Parti’nin son aylardaki açıklamalarıyla da örtüşüyor. Parti yönetimi, barışın kalıcı hale gelmesi için demokratikleşme, yerel yönetimler, siyasi haklar ve hukuki düzenlemelerin sürecin ayrılmaz parçaları olduğunu savunuyor. Eylül ayında yayımlanan uluslararası değerlendirmelerde de sürecin silah bırakma ve yasal düzenlemeler aşamasına ilerlediği, ancak kayyum belediyeleri, siyasi tutuklular ve Kürtlerin siyasal-kültürel hakları konusunda kapsamlı yeni düzenlemelerin henüz açıklanmadığına dikkat çekildi.

Ağustos ayında TBMM’nin kabul ettiği 12 maddelik yasa, silahlı yapının tasfiyesi ve belirli koşulları karşılayan kişilerin topluma yeniden entegrasyonuna ilişkin hukuki çerçeve oluşturdu. Ancak Reuters’ın değerlendirmesine göre yasa, Kürtlerin daha geniş siyasi ve kültürel hakları ile Öcalan’ın statüsü gibi başlıkları kapsamıyor; DEM Parti ise kalıcı barış için daha geniş demokratik reformlar gerektiğini savunuyor.

Mardin’de Çelişkinin Adresi: Süreç Var, Kayyum Hâlâ Görevde

Mardin’deki buluşmanın asıl ağırlık noktası ise tam burada ortaya çıkıyor. Ahmet Türk, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yüzde 57,4 oyla seçilmiş olmasına rağmen Kasım 2024’te görevden uzaklaştırıldı ve yerine Mardin Valisi Tuncay Akkoyun kayyum olarak atandı. Türk’ün daha sonra ilgili davada beraat etmesine rağmen kayyum uygulaması sona ermedi. Eylül ayında kayyumun görev süresi bir kez daha uzatıldı ve mevcut durumda Türk ile Devrim Demir’in belediyeye dönüşü gerçekleşmedi.

Dolayısıyla Mardin’deki tablo, sürecin en kritik sorularından birini yeniden ortaya çıkarıyor: Silahlı çatışmanın sona erdirilmesi ve yeni bir hukuki çerçevenin kurulması hedeflenirken, sandıkta seçilmiş belediye başkanlarının görevlerine dönmesini sağlayacak demokratik düzenleme ne zaman ve nasıl yapılacak?

Uluslararası değerlendirmelerde de kayyum meselesi sürecin çözülmemiş başlıklarından biri olarak gösteriliyor. Washington Kurdish Institute, eylül ayı değerlendirmesinde Mardin’in hâlâ kayyum yönetiminde olduğunu ve bunun seçilmiş eşbaşkanların görevlerine dönmesinin önündeki temel sorunlardan biri olarak kaldığını belirtiyor. Demokratik Progress Institute ise sürecin silahsızlanma boyutunda hukuki bir çerçeve oluşmasına karşın, siyasi boyutun nasıl ele alınacağının hâlâ tartışmalı olduğunu vurguluyor.

“Demokratikleşme” Beklentisi İle Seçim Hesabı Arasında

Tam da bu nedenle Mardin’deki açıklamalar yalnızca bir “süreç desteği” mesajı olarak okunabilecek bir tablo sunmuyor. DEM Parti açısından temel beklenti, sürecin siyasi ve hukuki sonuçlarının yerel yönetimlere, seçme ve seçilme hakkına ve demokratik siyasetin alanının genişletilmesine yansıması.

Ancak Türkiye’nin mevcut siyasi ve hukuki atmosferinde bu demokratikleşme beklentisinin ne ölçüde karşılık bulacağı henüz açık değil. Bir tarafta TBMM’nin sürece ilişkin yasal düzenlemeler yapması ve Ankara ile DEM Parti arasındaki temasların sürmesi var. Diğer tarafta ise seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması ve kayyum uygulamasının devam etmesi bulunuyor. Bu iki tablo arasındaki mesafe, sürecin gerçek sınırlarını belirleyecek başlıklardan biri olarak duruyor.

Sürecin iktidar açısından seçim stratejisinin bir parçası olup olmadığına ilişkin ise bugün için farklı siyasi yorumlar bulunuyor; ancak bunu kesinleştirecek somut bir veri bulunmadan bir sonuç çıkarmak mümkün değil. Asıl ölçüt, önümüzdeki dönemde Meclis’te yapılacak düzenlemeler, kayyum uygulamasına ilişkin atılacak adımlar ve seçilmiş belediye başkanlarının statüsünde ortaya çıkacak değişiklikler olacak.

Nitekim DEM Parti eş genel başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan da eylül ayında yaptıkları değerlendirmelerde, barış sürecinin demokratik alanın yeniden açılmasıyla birlikte ilerlemesi gerektiğini, seçilmiş belediye başkanlarının görevlerine iadesinin temel talepler arasında bulunduğunu açıkladı.

Mardin’de Ahmet Türk’ün verdiği mesaj bu nedenle bir beklentiyi açık biçimde ortaya koyuyor: Silahların susması tek başına yeterli görülmüyor; bunun demokratik siyasete, hukuka ve sandıkta ortaya çıkan iradeye yansıması isteniyor.

Türk’ün ifadesiyle, “Bugüne kadar çok önemli adımlar atılmasa dahi bu süreci sabırla takip ediyoruz, sabırla destekliyoruz.” Bundan sonraki aşamada ise sözün Meclis’e, hukuki düzenlemelere ve iktidarın atacağı somut adımlara geçmesi bekleniyor.


TB /ANKA, Halk TV, Artı Gerçek, Bianet, Cumhuriyet, Medyascope, Washington Kurdish Institute, Democratic Progress Institute, Reuters, The Week, DEM Parti.