back to top
Ana Sayfa Yaşam Eğitim Gizlenen Protokoller, Okullara Taşınan İdeoloji

Gizlenen Protokoller, Okullara Taşınan İdeoloji

BirGün Gazetesi’nin haberine göre Milli Eğitim Bakanlığı, vakıf ve derneklerle imzaladığı 672 protokolün tamamını açıklamazken, bu gizli yapıların içinde Ülkü Ocakları’nın da yer aldığı ortaya çıktı. Hacettepe Üniversitesi’nde öğrencileri palalı saldırılarla hedef alan grubun ortaokul ziyareti ise eğitim kurumlarının ideolojik kuşatma altına alındığı eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı.

Bakanlık Listeleri Gizliyor, Tartışmalar Büyüyor

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, milletvekillerinin soru önergelerine verdiği yanıtta, 1 Ocak 2026 itibarıyla bakanlık ile protokol imzalayan 672 farklı “demokratik kitle örgütü” bulunduğunu açıkladı. Ancak Bakanlık, bu kurumların tam listesini paylaşmak yerine yalnızca bazı isimleri kamuoyuna sundu.

Bakanlığın, “kurumların ideolojik duruşuna bakılmadığı” yönündeki savunması ise kamuoyunda ikna edici bulunmadı. Eğitim politikalarının hangi yapılarla ve hangi içeriklerle şekillendirildiğinin gizlenmesi, kamusal eğitim alanında şeffaflık ilkesinin ciddi biçimde aşındığı eleştirilerine neden oldu.

Özellikle dini vakıflar, tarikat bağlantılı yapılar ve siyasi aidiyeti güçlü örgütlenmelerle kurulan bu ilişkilerin, eğitimin laik ve bilimsel niteliğini zayıflattığı yönündeki tartışmalar uzun süredir gündemde yer alıyor.

Palalı Saldırganlardan Ortaokul Ziyareti

Tepkilerin merkezinde ise Hacettepe Üniversitesi kampüsünde yer alan Beytepe Ortaokulu’na gerçekleştirilen ziyaret bulunuyor. “Hacettepe Ülkücü Teşkilatı” (HÜT), 23 Nisan kutlamaları gerekçesiyle okula giderek etkinlik gerçekleştirdi.

Aynı grubun, Kasım 2025’te Hacettepe Üniversitesi’nde öğrencilere palalarla saldırdığı, sosyal medya üzerinden öğrencileri hedef gösterdiği biliniyor. Bu geçmişe rağmen söz konusu yapının, Milli Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında imzalanan protokole dayanarak ortaokulda faaliyet yürütmesi ciddi tepki yarattı.

Eleştiriler, yalnızca bir okul ziyaretiyle sınırlı değil; mesele, şiddet geçmişi olan siyasal yapıların çocukların eğitim alanına meşruiyetle sokulması olarak değerlendiriliyor.

Eğitim-Sen: Şiddetin Zemini Kurumsallaştırılıyor

BirGün’e konuşan Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Sekreteri Devrim Yardımcı, kamusal eğitimin ideolojik hedefler doğrultusunda yeniden dizayn edilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Yardımcı, Cumhur İttifakı bileşenlerinin toplumu dönüştürme projesinde tarikatlar ve Ülkü Ocakları gibi yapıların aktif rol üstlendiğini belirterek, bunun sonuçlarının okullarda yaşanan şiddet olaylarında görüldüğünü ifade etti.

Urfa ve Maraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırıları hatırlatan Yardımcı, bu protokollerin yalnızca sembolik değil, doğrudan şiddeti besleyen bir zemin oluşturduğunu vurguladı. Protokollerden güç alan failler hakkında etkili yaptırım uygulanmaması ise eleştirilerin en önemli başlıklarından biri oldu.

Bakan Yardımcılığına Aynı Çizgiden Yeni Atama

Tartışmalar sürerken Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz’ın görevden alınması ve yerine yapılan yeni atama da dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararnamesiyle görevden alınan Yılmaz’ın yerine, Yusuf Tekin’in kurucusu olduğu Cihannüma Derneği’nden Cihad Demirli getirildi.

Demirli, aynı zamanda Türkiye Maarif Vakfı kurucuları arasında yer alıyor ve daha önce Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyordu. Bu atama, Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki kadrolaşmanın yalnızca bürokratik değil, ideolojik süreklilik taşıdığı yorumlarına yol açtı.

Cihannüma Derneği’nin kendisini “medeniyet ilkeleriyle adalet mücadelesi veren kardeşler topluluğu” olarak tanımlaması ve uluslararası ideolojik faaliyet hedeflerini açıkça belirtmesi, kamusal eğitimin tarafsızlığı konusunda yeni soru işaretleri doğurdu.

Eğitimde Tarafsızlık mı, Siyasal Dizayn mı?

Bugün tartışılan yalnızca bir protokol listesi değil; devletin eğitim alanını hangi dünya görüşüyle yeniden şekillendirdiği meselesidir. Kamusal okul, çocukların özgür düşünceyle buluştuğu yer olmaktan çıkarılıp siyasal aidiyetlerin erken yaşta inşa edildiği bir alana dönüştürüldüğünde, mesele pedagojiyi aşar; doğrudan demokrasi sorunu haline gelir.

Gizlenen protokoller, görünür hale gelen kadrolar ve okul koridorlarına kadar taşınan ideolojik örgütlenmeler, Türkiye’de eğitim sisteminin yalnızca akademik değil, siyasal bir mücadele alanı olduğunu bir kez daha gösteriyor.


  • NHY / BirGün Eğitim-Sen, Sözcü Gazetesi / Cem Yıldırım haberi