Türkiye siyaseti bazen uzun teorik tartışmalarla değil, birkaç gün içinde ortaya çıkan sade görüntülerle daha iyi anlaşılır.
Bugün CHP içinde yaşanan tartışmaya baktığımızda da karşımıza çıkan manzara tam olarak budur.
Bir tarafta Anadolu’nun yollarına düşmüş, belde belde, ilçe ilçe dolaÅŸan, seçim meydanlarında yurttaÅŸlarla buluÅŸan bir siyasi lider var.
Diğer tarafta ise parti içi hesaplara, mahkeme kararlarına, genel merkez koridorlarına ve grup toplantılarındaki güç gösterilerine sıkışmış bir siyaset anlayışı.
Son günlerde ortaya çıkan görüntüler, aslında CHP içindeki tartışmanın özünü bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.
Özgür Özel, altı ayrı beldede yapılacak yerel seçimler nedeniyle Anadolu’nun farklı noktalarında seçmenle buluÅŸuyor. GittiÄŸi her yerde meydanlar doluyor, sokaklar hareketleniyor, yurttaÅŸlar saatler öncesinden toplanıyor.
Ajanslara ve televizyon ekranlarına yansıyan görüntülerde yalnızca bir parti liderinin ziyareti yok. Aynı zamanda uzun süredir siyasette görülmeyen bir toplumsal enerji de dikkat çekiyor.
Çorum’dan NevÅŸehir’e, Anadolu’nun farklı noktalarında binlerce insanın Özgür Özel’i karşılaması yalnızca CHP seçmeninin ilgisini deÄŸil, iktidara karşı oluÅŸan toplumsal itirazın da görünür hale geldiÄŸini gösteriyor.
Çünkü siyaset sonuçta insanla yapılır.
Mahkeme salonlarıyla değil.
Dilekçelerle değil.
Parti içi hesaplarla değil.
Meydanlarla yapılır.
Sokaklarla yapılır.
Vatandaşın gözünün içine bakarak yapılır.
Bugün CHP tabanının önemli bir bölümü tam da bu nedenle dikkatini Özgür Özel’in yürüttüğü siyasi hatta çevirmiÅŸ durumda.
Çünkü Özel’in yaptığı ÅŸey yalnızca seçim kampanyası yürütmek deÄŸil.
Partiyi yeniden toplumla temas ettirmeye çalışmak.
Tam da bu noktada Kemal Kılıçdaroğlu çevresinin ortaya koyduğu tablo farklı bir anlam kazanıyor.
Özgür Özel ve ekibi hafta boyunca seçim bölgelerinde çalışırken, KılıçdaroÄŸlu’na yakın isimlerin açıklamalarında yaklaÅŸan seçimlere iliÅŸkin hiç bir söylem görülmüyor.
Siyasi enerjinin önemli bölümü parti içi güç dengelerine, yönetim tartışmalarına ve grup toplantısında yaşanacak sembolik görüntülere odaklanmış durumda.
Oysa bir siyasi partinin gerçek gücü, kürsüde kaç kişinin konuştuğundan değil, sandıkta kaç kişinin oy verdiğinden anlaşılır.
Türkiye’nin içinden geçtiÄŸi ağır ekonomik kriz, derinleÅŸen yoksulluk, hukuk devleti tartışmaları ve demokrasi sorunları düşünüldüğünde seçmenin gündemi de zaten budur.
Vatandaş kimin genel merkezde hangi koltuğa oturacağını değil, hayatının nasıl değişeceğini merak ediyor.
Bu nedenle bugün CHP içindeki tartışma yalnızca iki isim arasındaki bir liderlik tartışması değildir.
Asıl tartışma iki farklı siyaset anlayışı arasındadır.
Bir anlayış siyaseti örgüt, taban ve toplum üzerinden kurmaya çalışıyor.
Diğer anlayış ise siyaseti parti içi denklemler ve kurumsal pozisyonlar üzerinden okumaya devam ediyor.
Son günlerde Anadolu’dan gelen görüntüler, hangi yaklaşımın toplumda daha fazla karşılık bulduÄŸuna dair önemli iÅŸaretler veriyor.
Çünkü siyasetin nihai hakemi mahkemeler değildir.
Genel merkezler deÄŸildir.
Televizyon ekranları da değildir.
Siyasetin son sözü her zaman halk söyler.
Ve halkın sesi en net şekilde meydanlarda duyulur.
- Öğretmenin Sesi Meclise Ulaşmadan Polis Bariyerine Çarptı - 17 Haziran 2026
- Küçük Reisler Ülkesi - 11 Haziran 2026
- Biri Meydanlarda Halkı Arıyor, Diğeri Koridorlarda Makamı - 6 Haziran 2026











