Danıştay’ın acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı vermesine rağmen Akbelen’de yeniden iş makinelerinin görülmesi, yalnızca bir çevre mücadelesini değil, Türkiye’de yargı kararlarının fiili karşılığına ilişkin tartışmaları da büyüttü. Köylüler mahkeme kararlarının yok sayıldığını savunurken, şirket çalışmaların karar kapsamındaki alanlarla ilgisinin bulunmadığını öne sürüyor.
Hukuk Kararıyla Saha Gerçeği Arasında
Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresinde yıllardır süren maden genişleme tartışmaları yeni bir gerilimle yeniden gündeme geldi. Danıştay 6. Dairesi’nin acele kamulaştırma işlemlerine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı vermesinin ardından bölgede iş makinelerinin yeniden çalışmaya başlaması, köylüler ve çevre savunucularının tepkisine yol açtı.
İkizköy Muhtarı Nejla Işık tarafından paylaşılan görüntülerde iş makinelerinin yerleşim alanlarına yakın noktalarda faaliyet yürüttüğü görülürken, köylüler çalışmaların mahkeme kararının ruhuna aykırı olduğunu savunuyor. Bölge halkı açısından mesele yalnızca bir maden sahasının genişlemesi değil; yaşam alanlarının, tarım arazilerinin ve köylerin geleceğiyle ilgili varoluşsal bir mücadele olarak görülüyor.
Yargı Kararlarının Etkisi Neden Tartışılıyor?
Akbelen’de yaşanan son gelişme, son yıllarda çevre davalarında sıkça gündeme gelen bir soruyu yeniden öne çıkardı: Mahkemeler tarafından verilen kararlar sahada ne ölçüde uygulanıyor?
Türkiye’de özellikle enerji, madencilik ve büyük altyapı projelerinde yargı süreçleri devam ederken faaliyetlerin sürdürülmesi uzun süredir hukuk çevrelerinin de eleştirdiği bir uygulama olarak tartışılıyor. Birçok çevre davasında yurttaşlar, dava sonuçlanmadan doğanın geri dönülmez biçimde tahrip edildiğini, böylece hukuki kazanımların pratikte anlamını yitirdiğini dile getiriyor.
Akbelen’deki tartışma da tam bu noktada düğümleniyor. Köylüler ve çevre örgütleri, Danıştay kararının ardından bölgede herhangi bir yeni faaliyetin başlamasının kamu vicdanında “kararın etkisizleştirilmesi” algısı yarattığını savunuyor.
Köylülerden Tepki: “Kim Dur Diyecek?”
İkizköy Muhtarı Nejla Işık, iş makinelerinin evlere çok yakın mesafede çalıştığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Işık, bölgede yaşlılar, çocuklar ve hasta yurttaşların bulunduğunu hatırlatarak, mahkeme kararlarının uygulanmasını istedi.
Akbelen direnişinin sembol isimlerinden biri haline gelen Işık’ın açıklamaları, yıllardır süren mücadelenin geldiği noktayı da gözler önüne seriyor. Bölge halkı, hukuki süreçlerden çıkan kararların yalnızca dosya üzerinde kalmaması gerektiğini vurgulayarak devlet kurumlarının denetim ve yaptırım sorumluluğunu yerine getirmesini talep ediyor.
Şirket: “Kararla İlgili Bir Faaliyet Yok”
Tartışmalar üzerine açıklama yapan Yeniköy Kemerköy Enerji ise kamuoyuna yansıyan iddiaları reddetti.
Şirket, yürütülen çalışmaların Danıştay’ın yürütmeyi durdurduğu acele kamulaştırma alanlarında gerçekleşmediğini, faaliyetlerin mevcut ruhsat ve izinler kapsamında sürdürülen rutin saha düzenlemeleri olduğunu savundu. Açıklamada ayrıca Danıştay kararının madencilik faaliyetlerini durdurmadığı, yalnızca acele kamulaştırma sürecine ilişkin olduğu belirtildi.
Şirket yetkilileri, mahkeme kararlarının ihlal edildiği yönündeki değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını ve tüm faaliyetlerin yürürlükteki mevzuat çerçevesinde sürdürüldüğünü ifade etti.
Akbelen’in Ötesindeki Mesele
Bugün Akbelen’de yaşananlar yalnızca Muğla’nın bir köyünde yaşanan çevre anlaşmazlığı olarak değerlendirilemez. Tartışmanın merkezinde, kamusal yararın nasıl tanımlandığı, enerji politikalarının kimlerin çıkarları doğrultusunda şekillendiği ve hukuk devletinin sahadaki karşılığının ne olduğu soruları bulunuyor.
Çevre mücadeleleri konusunda çalışan hukukçuların sıklıkla dikkat çektiği gibi, bir ülkede yargı kararlarının uygulanıp uygulanmadığı yalnızca ilgili davanın taraflarını değil, hukuk düzeninin tamamına duyulan güveni de doğrudan etkiliyor. Bu nedenle Akbelen’deki son görüntüler, yalnızca bir maden sahasındaki çalışmayı değil, Türkiye’de hukukun üstünlüğü tartışmasının geldiği noktayı da yeniden gündeme taşıyor.
Mücadele Sürüyor
Danıştay’da esas davaya ilişkin süreç devam ederken, Akbelen’deki yurttaşlar da nöbetlerini ve hukuki mücadelelerini sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde hem mahkeme süreçlerinin seyri hem de sahadaki uygulamaların yargı kararlarıyla ne ölçüde uyumlu olacağı, yalnızca bölge halkı tarafından değil, Türkiye’de çevre adaleti mücadelesini izleyen geniş kesimler tarafından da yakından takip edilecek.
- Akbelen’de Hukuk Dururken Kepçeler Yürüyor - 14 Haziran 2026
- Deniz Yükselirken Kıyılar Alarm Veriyor - 12 Haziran 2026
- Kömürün Gölgesinde Bir Ülke - 10 Haziran 2026

















