back to top
Ana Sayfa Ekonomi Emek Yedi Ayda 1.279 İşçi: Türkiye’de İş Güvenliği Değil, Ölüm Normalleşiyor

Yedi Ayda 1.279 İşçi: Türkiye’de İş Güvenliği Değil, Ölüm Normalleşiyor

İSİG Meclisi’nin Temmuz 2026 raporuna göre yalnızca bir ayda en az 214 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti; yılın ilk yedi ayında yaşamını yitiren işçi sayısı 1.279’a ulaşırken, 12 çocuk işçinin ölümü, 207 işçinin sendikasız olması ve ölümlerin özellikle inşaat, tarım ve taşımacılıkta yoğunlaşması, iş güvenliği politikasındaki yapısal krizi bir kez daha ortaya koydu.

Temmuzda 214, Yedi Ayda 1.279 Ölüm

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) Temmuz 2026 raporu, Türkiye’de iş cinayetlerinin münferit kazalar olmaktan çıkıp çalışma hayatının yapısal bir sonucu haline geldiğine işaret ediyor. İSİG’in ulusal basın, işçilerin çalışma arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından derlediği verilere göre Temmuz ayında en az 214 işçi yaşamını yitirdi.

Ocak ayında 155, Şubat’ta 129, Mart’ta 150, Nisan’da 190, Mayıs’ta 213 ve Haziran’da 228 işçinin hayatını kaybettiği belirtilirken, Temmuz’daki 214 ölümle birlikte 2026’nın ilk yedi ayında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısı en az 1.279 oldu. İSİG, önceki aylara ilişkin verilerin yeni bilgiler geldikçe güncellendiğini de vurguluyor.

Rakamların aylık dağılımı, özellikle yaz aylarında üretim ve inşaat faaliyetlerinin yoğunlaşmasıyla birlikte ölüm tablosunun hafiflemediğini gösteriyor. Haziran’daki 228 ölümün ardından Temmuz’da kaydedilen 214 ölüm, iş güvenliği açısından kalıcı ve etkili bir önleme mekanizmasının hâlâ kurulamadığına ilişkin ciddi bir tablo ortaya koyuyor.

Ölümler İnşaatta, Tarlada Ve Yollarda Yoğunlaşıyor

Temmuz ayında en fazla ölüm inşaat ve yol işkolunda meydana geldi. İSİG verilerine göre bu alanda 58 işçi yaşamını yitirdi. Tarım ve orman işkolunda 45, taşımacılıkta 20, gemi-tersane-deniz-liman işkolunda ise 18 işçinin öldüğü tespit edildi.

Bunları 12 ölümle ticaret-büro-eğitim-sinema, 10 ölümle metal, 9 ölümle konaklama-eğlence, 5’er ölümle gıda ve belediye, 4 ölümle madencilik ve sağlık, 3’er ölümle petro-kimya ile çimento-toprak-cam, 2’şer ölümle enerji ve savunma-güvenlik, 1 ölümle banka-finans-sigorta izledi. Çalıştığı işkolu belirlenemeyen 13 işçi de bulunuyor.

Sektörel toplamda 73 sanayi, 60 inşaat, 45 tarım ve 36 hizmet sektörü çalışanının hayatını kaybettiği belirtiliyor. Tarımdaki ölümlerin 42’sinin çiftçi, besici ve arıcılar arasında gerçekleşmesi ise iş cinayetlerinin yalnızca klasik anlamda ücretli işçilerle sınırlı olmadığını; çalışma yaşamındaki güvencesizliğin küçük üreticilere kadar uzandığını gösteriyor.

Bir Ölüm Haritası: Trafik, Göçük, Düşme

Temmuzdaki ölümlerin nedenleri incelendiğinde ilk sırada 40 ölümle trafik ve servis kazaları bulunuyor. Bunu 38 ölümle ezilme ve göçükler, 31 ölümle yüksekten düşmeler izliyor. Kalp krizi ve beyin kanaması nedeniyle 25, elektrik çarpması sonucu 15, şiddet nedeniyle 15 işçi hayatını kaybetti.

Patlama ve yanma 11, zehirlenme ve boğulma 11, nesne çarpması veya düşmesi 6, intihar 3 ve kesilme-kopma 1 ölümün nedeni olarak kayda geçti. Diğer nedenler kategorisinde ise 18 ölüm bulunuyor.

İSİG’in değerlendirmesine göre trafik ve servis kazalarının özellikle taşımacılık, inşaat ve tarımda; ezilme ve göçüklerin tarım, inşaat ve metalde; yüksekten düşmelerin ise ağırlıklı olarak inşaat sektöründe yoğunlaşması dikkat çekiyor. Bu dağılım, ölümlerin önemli bölümünün öngörülebilir ve önlenebilir risklerle bağlantılı olduğu tartışmasını yeniden gündeme getiriyor.

12 Çocuk İşçinin Ölümü: Çalışma Hayatının En Ağır Tablosu

Temmuz raporunun en sarsıcı başlıklarından biri çocuk işçiliği. İSİG verilerine göre ay boyunca 12 çocuk işçi hayatını kaybetti. Ölen çocukların dördü tarımda, ikisi metalde, ikisi inşaatta, ikisi konaklama sektöründe, biri gıda, biri ise işkolu belirlenemeyen alanda çalışıyordu.

Yaş dağılımı da tablonun ağırlığını ortaya koyuyor: 14 yaş ve altında 4 çocuk, 15-17 yaş arasında ise 8 çocuk/genç işçi yaşamını yitirdi. Bunun yanında 18-29 yaş grubunda 53, 30-49 yaş grubunda 86, 50-64 yaş grubunda 41 ve 65 yaş üzerinde 15 işçinin öldüğü belirtildi. Yedi işçinin yaşı ise tespit edilemedi.

İSİG, önümüzdeki dönem mücadelesinin iki temel başlığından birini çocuk işçiliğiyle mücadele olarak belirlediğini duyurdu. Çocukların sanayi, tarım, hizmet ve inşaatta çalıştırılmasının yanı sıra mesleki eğitim adı altında üretim süreçlerine dahil edilmesi, raporun işaret ettiği daha geniş güvencesizlik sorununun parçası olarak değerlendiriliyor.

Kadınlar Ve Göçmenler De Güvencesizliğin Yükünü Taşıyor

Temmuz ayında en az 11 kadın işçi yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin beşi tarımda, ikisi konaklama sektöründe, diğerleri ise gıda, çimento, sağlık ve belediye işkollarında meydana geldi. İSİG, kadın iş cinayetlerinin çalışma yaşamındaki görünürlüğünün ve önlenmesine yönelik somut politikaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Göçmen işçiler açısından da tablo ağır. Temmuz ayında 6 Suriyeli, 4 Hindistanlı, 2 Afganistanlı, 1 İranlı ve 1 Ukraynalı olmak üzere 14 göçmen işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerin önemli bölümünün Türk denizcilik şirketlerinde çalıştığı belirtilirken, farklı ülkelere ait şirket, gemi ve bayrakların devreye girdiği uluslararası çalışma düzeninde işçilerin can güvenliği ve sosyal haklarının korunması için güçlü örgütlenme mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğu kaydediliyor.

Özellikle Karadeniz’de savaş ve askeri gerilim nedeniyle sivil gemilerin de risk altında olması, denizcilik sektöründeki işçilerin yalnızca klasik işyeri güvenliği sorunlarıyla değil, doğrudan jeopolitik çatışmaların yarattığı ölümcül risklerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

207 İşçi Sendikasız: Örgütsüzlük Ölüm Riskini Büyütüyor

İSİG’in verilerine göre Temmuz ayında hayatını kaybeden işçilerin yalnızca 7’sinin sendika üyesi olduğu tespit edilebildi. 207 işçinin ise sendikasız olduğu belirtildi. Sendikalı işçilerin üçü belediye, biri gıda, biri enerji, biri tersane ve biri sağlık işkolunda çalışıyordu.

Bu oran, işçi sağlığı ve güvenliği ile sendikal örgütlenme arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme taşıyor. İSİG, özellikle metal, enerji, tarım ve belediye işkollarında hayatını kaybeden bazı işçilerin sendika üyesi olabileceğini, ancak sendikalardan açıklama gelmemesi nedeniyle bu bilginin doğrulanamadığını belirtiyor.

Kamu çalışanlarında ise veri sorununun daha da belirgin olduğu ifade ediliyor. Sağlık, eğitim, büro ve belediye alanlarında hayatını kaybeden memurların önemli bölümünün sendikalı olmasına rağmen hangi sendikaya üye olduklarına ilişkin bilgiye ulaşmanın güç olduğu aktarılıyor. Böylece sendikal örgütlülük, yalnızca toplu pazarlık açısından değil, işçi sağlığı ve güvenliği alanında görünürlük ve denetim kapasitesi açısından da kritik hale geliyor.

55 Şehirde Ve Yedi Ülkede Ölüm

İSİG, Temmuz ayında Türkiye’nin 55 şehrinde ve yurtdışındaki yedi ülkede iş cinayetleri meydana geldiğini tespit etti. Türkiye’de en fazla ölüm 26 işçiyle İstanbul’da gerçekleşti. Antalya’da 9, Aydın, Denizli ve Muğla’da 7’şer; Ankara, İzmir, Kastamonu, Mersin ve Şanlıurfa’da 6’şar ölüm kaydedildi.

Adana, Bingöl, Gaziantep ve Tekirdağ’da 5’er; Bursa, Kocaeli, Malatya, Manisa ve Samsun, Sivas’ta 4’er; Diyarbakır, Erzurum, Gümüşhane, Hatay, Kahramanmaraş, Konya, Sakarya ve Van’da 3’er ölüm gerçekleşti. Çok sayıda başka kentte de iş cinayetleri kayda geçti.

Yurtdışındaki ölümlerde ise Ukrayna 10 işçiyle öne çıktı. Suudi Arabistan’da 4, Rusya’da 3, Cezayir ve İtalya’da 2’şer, Belçika ve Macaristan’da ise 1’er ölüm tespit edildi. Bu tablo, Türkiye merkezli şirketlerin yurtdışındaki faaliyetlerinde çalışan işçilerin de iş sağlığı ve güvenliği zincirinin bir parçası olduğunu ortaya koyuyor.

İş Cinayetleri Kader Değil, Çalışma Düzeninin Sonucu

İSİG Meclisi’nin Temmuz raporunun ortaya koyduğu tablo, iş cinayetlerini yalnızca “iş kazası” başlığı altında değerlendirmenin yetersizliğini gösteriyor. Trafik kazaları, yüksekten düşmeler, göçükler, elektrik çarpmaları ve boğulmalar gibi nedenlerin önemli bölümünün çalışma koşullarının denetlenmesi, risklerin önceden belirlenmesi ve işçilerin örgütlü biçimde korunmasıyla azaltılabilecek nitelikte olması, sorunun merkezine iş güvenliği politikasını yerleştiriyor.

Bir tarafta dev inşaat projeleri, genişleyen lojistik ağları ve tarımsal üretimin ağır çalışma koşulları; diğer tarafta çocukların, göçmenlerin, kadınların ve sendikasız işçilerin daha kırılgan konumda bulunduğu bir emek piyasası var. Bu tabloya kamu denetiminin yetersizliği ve örgütlenmenin zayıflığı eklendiğinde, iş cinayetleri münferit olaylar olmaktan çıkarak sistematik bir çalışma yaşamı sorununa dönüşüyor.

İlk yedi ayda 1.279 işçinin hayatını kaybetmesi, bu nedenle yalnızca bir istatistik değil. Her rakam, işyerindeki bir ihmalin, denetimsizliğin, güvencesizliğin veya örgütsüzlüğün bedelini gösteriyor. Çocukların çalışırken ölmesi ise bu düzenin en ağır çelişkisini ortaya koyuyor: Çalışma hayatı çocukları koruyacak bir güvence alanı olması gerekirken, onları da ölüm riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

İSİG’in raporunda son bir ayda mücadeleleri devam eden veya kazanımla sonuçlanan Bursagaz, İBB Ağaç A.Ş., Doruk Madencilik, Özel Sektör Öğretmenleri, Eti Gümüş, BBCA Storex, Panelsan, Of Çaysan, Vakıf Üniversitelerinde işten çıkarılan akademisyenler, EPTA, Ursa Tersanesi, Bacım Sultan Öğrenci Yurdu, Global Tekstil, inşaat işçileri, EMO İstanbul Şubesi, GZH Lojistik, Büro Emekçileri, Platform Turizm AŞ, Hödlmayr Lojistik, Van Büyükşehir Belediyesi işçileri, Mersin Limanı, Hekimoğlu Döküm, Temel Conta, İÜ Çapa Efsane Kadro Yemekçilik, Beşiktaş Belediyesi, Özel İtalyan Lisesi, Yunus Emre Termik Santrali, Atakum Belediyesi, Nesko Maden, emekli işçiler, Körfez Global Tekstil, İstanbul 3. Havalimanı FUGO Yer Hizmetleri, AFP ve Torbalı Belediyesi çalışanlarının direnişlerine de yer verildi.

Bu direnişlerin ortak zemini, raporun ölüm istatistiklerinin ötesinde işaret ettiği temel gerçeği hatırlatıyor: İşçi sağlığı ve güvenliği, yalnızca işyerinde baret dağıtmakla değil; güvenceli çalışma, güçlü sendikal örgütlenme, etkin kamu denetimi ve işçinin üretim sürecinde söz sahibi olmasıyla mümkün.

Kaynaklar

Bu haber, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) Temmuz 2026 İş Cinayetleri Raporu esas alınarak hazırlanmıştır. İSİG verileri; ulusal basın, yerel basın, işçilerin çalışma arkadaşları ve aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve sendikalar tarafından paylaşılan bilgiler üzerinden derlenmektedir.


Kaynak: İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) – “Çocuk İşçiliğine ve İş Cinayetlerine Karşı Mücadeleye… Temmuz ayında 214, yılın ilk yedi ayında en az 1279 işçi hayatını kaybetti”.