back to top
Ana Sayfa Forum Bilim ve Teknoloji Nobel Kimya Ödülü ‘genetik makasları’ keÅŸfeden iki kadın bilim insanına verildi

Nobel Kimya Ödülü ‘genetik makasları’ keÅŸfeden iki kadın bilim insanına verildi

2020 Nobel Kimya Ödülünü, DNA biçimlendirme araçlarını geliştiren iki bilim kadını kazandı.

Emmanuelle Charpentier ve Jennifer Doudna, gen biçimlendirme teknolojisindeki çalışmalarıyla Nobel Kimya Ödülünü paylaşan ilk kadınlar oldu.

Crispr-Cas9 adıyla bilinen “genetik makaslar” yaÅŸayan hücrelerdeki DNA’larda belirli ve hassas deÄŸiÅŸiklikler yapmaya izin veriyor.

İkili, 1 milyon 110 bin dolarlık para ödülünü de paylaşacak.

Charpentier ve Doudna’nın geliÅŸtirdiÄŸi araç, hem temel bilim araÅŸtırmalarında kullanıla bilir hem de kalıtımsal hastalıkların tedavisinde kullanılabilir.

Benlin’deki Max Planck Patojen Bilimi Birimi’nde çalışan Prof. Charpentier, ödülü kazandığını öğrendiÄŸinde duygusal anlar yaÅŸadığını söyledi.

Chapentier, ödülü paylaÅŸan ilk iki kadın bilim insanı olmaları konusunda ise “Umarım bu genç kızların bilim yoluna giriÅŸlerinde pozitif bir mesaj olur ve bilim yapan kadınların da araÅŸtırma alanlarında etkileri olabileceÄŸini gösterebilir” dedi.

Prof. Charpehtier Streptoccocus pyogenes adlı bakteri üzerine çalışmaları sırasında, tracrRNA adlı, daha önce bilinmeyen bir molekül keÅŸfetti. Çalışmaları, tracrRNA’nın organizmanın bağışıklık sisteminin bir parçası olduÄŸunu gösterdi.

Crispr-Cas, genetik makaslar gibi DNA’larını kırparak, virüsleri silahsızlandırıyor.

Charpentier, 2011’de çalışmasını yayımladıktan sonra, Berkeley Üniversitesi’nden Prof. Doudna’yla iÅŸbirliÄŸine baÅŸladı.

İkili, birlikte, bakterinin genetik makaslarını bir test tüpü içinde yeniden yarattılar. Kullanımının kolaylaşması için makasın moleküler yapısın basitleştirdiler.

Bakteriyel makaslar, doÄŸal formunda DNA’ları virüslerden ayırt edebiliyor. Ancak Charpantier ve Doudna, 2012’deki çalışmalarında, makasların herhangi bir yerde, herhangi bir DNA molekülünü kırpmak üzere, yeniden programlanabileceÄŸini gösterdi.

Crispr-Cas9 genetik makaslarının keşfinden bu yana, kullanımı patladı. Bu araçla çok sayıda bilimsel buluş yapılırken, tıpta da yeni kanser tedavilerinin klinik çalışmaları yapılıyor.

Teknoloji, kalıtımsal hastalıkları tedavi etme vaadi de taşıyor. Şu anda milyonlarca kişiyi etkileyen orak hücreli aneminin tedavisi konusunda araştırmalar söz konusu.

Ancak bazıları, gerekli kurallar uygulamaya girmeden Crispr’ın “tasarım bebekler” yatarılmasında kullanılabileceÄŸinden kaygılı. GenetiÄŸiyle oynanmış çocuklar, büyüyüp kendileri çocuk sahibi olduÄŸunda genlerinde yapılan deÄŸiÅŸiklikler kuÅŸaklar boyunca aktarılabiliyor bunun da insan nüfusu üzerinde kalıcı sonuçları olabilir.

Bu çığır açan teknolojiye, ABD’de uzun süredir devam eden bir patent mücadelesi nedeniyle Nobel Ödülü verilmediÄŸi söyleniyordu.

Patent savaşı, Berkeley Üniversitesi’ndeki Charpentier ve Doudna’nın grubuyla, MIT ve Harvard Broad Enstitüsü arasında.

Anlaşmazlık konusu ise, Crispr tekniğinde ökaryotik hücrelerin kullanımıyla ilgili.

İki kurum da, kendi uzmanlarının bu keşfi yaptığını iddia ediyor.