TÜRK-İŞ’in Eylül 2026 araştırması, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gereken gelirin 37 bin 801 liraya yükseldiğini ortaya koydu. Yoksulluk sınırı 123 bin 130 liraya, bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti ise 48 bin 885 liraya çıktı. Aynı dönemde tasfiye sürecine alınan 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunması, Türkiye’de emeğin geçim mücadelesi ile finansal sistemde dönen paranın ölçeği arasındaki çarpıcı farkı yeniden gündeme taşıdı.
TÜRK-İŞ’in Eylül 2026 araştırmasına göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 37 bin 800,92 liraya yükseldi. Dört kişilik bir ailenin gıda harcamasının yanı sıra konut, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gereken toplam gelir ise 123 bin 130 lira olarak hesaplandı.
Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de 48 bin 884,82 liraya çıktı. TÜRK-İŞ özellikle bu rakamın bir ücret önerisi olmadığını, bir çalışanın insan onuruna uygun yaşamını sürdürebilmesi için karşılaması gereken toplam harcama düzeyini gösterdiğini belirtiyor.
Asgari Ücret Açlık Sınırının Gerisinde
Türkiye’de net asgari ücret 28 bin 75 lira düzeyindeyken, TÜRK-İŞ’in hesapladığı açlık sınırı bunun yaklaşık 9 bin 726 lira üzerinde bulunuyor. Başka bir ifadeyle dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda ihtiyacını karşılamak için gereken tutar, tek bir asgari ücretin yaklaşık yüzde 34,6 üzerinde.
Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti ise asgari ücretin yaklaşık 1,74 katına ulaşıyor. Dört kişilik ailenin yoksulluk sınırı ise yaklaşık 4,4 asgari ücrete denk geliyor.
Emeklinin tablosu daha da ağır. 23 bin 552 liralık en düşük emekli aylığı esas alındığında, TÜRK-İŞ’in 37 bin 801 liralık açlık sınırı ile arasındaki fark yaklaşık 14 bin 249 liraya çıkıyor. Böylece emekli aylığı, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcaması için hesaplanan tutarın bile altında kalıyor.
Mutfak Enflasyonu Yüzde 35,14
TÜRK-İŞ verilerine göre dört kişilik bir ailenin gıda harcaması Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 1,10 arttı. Gıda harcamalarındaki 12 aylık değişim yüzde 35,14 olurken, yıllık ortalama artış yüzde 39,78’e ulaştı. Dokuz aylık artış ise yüzde 25,40 olarak hesaplandı.
Rakamlar, fiyat artış hızının bazı aylarda yavaşlamasının mutfaktaki yükü ortadan kaldırmadığını da gösteriyor. Çünkü ücretlinin karşı karşıya olduğu sorun yalnızca fiyatların hangi hızla arttığı değil, temel ihtiyaçların ulaştığı fiyat düzeyi.
TÜRK-İŞ, 39 yıldır dört kişilik bir ailenin insanca yaşayabilmesi için gerekli yaşam maliyetini hesaplıyor. Eylül verileri, gıda fiyatlarındaki artışın hane bütçesinde yarattığı baskının sürdüğünü ortaya koyuyor.
Bir Tarafta Mutfak, Diğer Tarafta Fon Krizi
Tam da bu noktada Türkiye’nin ekonomik tablosundaki büyük çelişki daha görünür hale geliyor.
Bir tarafta milyonlarca ücretli için “akşam sofraya ne koyacağız?” sorusu 37 bin 801 liralık açlık sınırı üzerinden hesaplanıyor. Diğer tarafta sermaye piyasalarındaki fon krizinde, SPK’nın verilerine göre tasfiye kapsamındaki 131 fonda MKK kayıtlarına göre 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. Bu sayı, doğrudan zarar tutarı anlamına gelmiyor; ancak krizin finansal sistemde ulaştığı genişliği gösteriyor.
Fon soruşturmasında tutuklu sayısı 51’e ulaşırken, savcılığın MASAK’tan şirket yöneticilerinin 2024’ten bu yana gerçekleştirdiği para ve kripto varlık transferleri ile para giriş çıkışlarına ilişkin ham verileri istediği bildirildi. Soruşturmanın mali boyutuna ilişkin incelemeler sürüyor.
Buradaki çarpıcı nokta, henüz kesinleşmiş bir “vurgun tutarı” üzerinden değil, Türkiye’de paranın hangi alanlarda ne ölçekte hareket ettiğini gösteren iki farklı ekonomik gerçeklik üzerinden okunabilir: Bir yanda ailesinin mutfağını 37 bin 801 liraya doyurmaya çalışan milyonlar, diğer yanda yüz binlerce yatırımcıyı kapsayan ve milyarlarca liralık varlıkların tasfiye sürecine konu olduğu bir finansal kriz.
37 Bin Liralık Mutfak, Yüz Binlerce Yatırımcı
Fon krizinin mağdurlarının kim olduğu, hangi tutarlarda yatırım yaptığı, paranın hangi kanallardan hareket ettiği ve tasfiye sonunda yatırımcılara ne kadar ödeme yapılacağı sürecin temel soruları arasında bulunuyor. SPK, 23 Eylül’de 131 fondaki tekil yatırımcı sayısını 455 bin 758 olarak açıkladı.
TÜRK-İŞ’in verileri ise başka bir soruyu önümüze koyuyor: Bir ülkede dört kişilik bir ailenin yalnızca beslenebilmesi için gereken para 37 bin 801 liraya ulaşmışken, aynı ülkenin finans piyasalarında yüz binlerce yatırımcıyı kapsayan devasa fon hareketleri nasıl bir ekonomik düzenin içerisinde gerçekleşiyor?
Bu iki tabloyu aynı kefeye koymak mümkün değil. Biri doğrudan geçim maliyetini, diğeri sermaye piyasasındaki bir tasfiye ve soruşturma sürecinin ölçeğini anlatıyor. Ancak ikisini yan yana getiren ortak gerçek, Türkiye’de gelir, servet ve finansal kaynakların toplumun farklı kesimleri arasında nasıl dağıldığı sorusunu daha görünür hale getirmesi.
Eylül 2026’nın iki rakamı bu açıdan hafızaya kazınıyor: 37 bin 800,92 lira, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda sınırı. 455 bin 758 ise tasfiye kapsamındaki fonlarda kayıtlı tekil yatırımcı sayısı. Birinde mutfağın hesabı, diğerinde finansın hesabı tutuluyor. Türkiye’nin ekonomik fotoğrafı ise bu iki hesabın arasındaki mesafede belirginleşiyor.
- TB / TÜRK-İŞ, Anadolu Ajansı, SPK, MKK











