YENİ Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, 2023’ten bu yana 2 milyon 152 bin hektardan fazla alanın maden ihalelerine açıldığını, 1 milyon hektardan fazla alanın ise şirketlere devredildiğini belirterek madencilik politikalarını gündeme taşıdı. BirGün’ün Polen Ekoloji Kolektifi’nin verilerine dayandırdığı araştırma ise 60 ilde 266 ilçenin “gözden çıkarılan bölgeler” kapsamına girdiğini ortaya koyuyor.

YENİ Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye’de madencilik ruhsatlarının ulaştığı büyüklüğe dikkat çekti. Rızvanoğlu, 2023’ten bu yana 2 milyon 152 bin hektardan fazla alanın maden ihalelerine açıldığını, 1 milyon hektardan fazla alanın şirketlere devredildiğini belirtti. Milletvekili, 2026 yılında tamamlanan üç ihalede ise 372 bin hektardan fazla alanın şirketlere devredildiğini ifade etti.

Rızvanoğlu, paylaşımında ruhsat sahalarının yalnızca boş arazilerden oluşmadığına da dikkat çekerek bu alanların içinde veya yakınında ormanlar, tarım alanları, meralar, nehirler, baraj gölleri, köyler ve mahalleler bulunduğunu belirtti. Madenciliğe ve üretime kategorik olarak karşı olmadığını söyleyen Rızvanoğlu, kalkınmanın bilimsel, planlı, denetimli ve doğanın sınırlarını gözeten bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini savundu.

2 Milyon 152 Bin Hektarlık İhale Alanı

Rızvanoğlu’nun paylaşımında yer verdiği rakamlar, BirGün’ün 29 Eylül tarihli haberinde yayımlanan ve Polen Ekoloji Kolektifi’nin “Türkiye’de Ekstraktivizmle Mücadele” raporunda yer alan MAPEG verilerine dayanıyor.

Rapora göre MAPEG tarafından 2023’ten 2026’daki son ihalelere kadar ihaleye çıkarılan toplam alan 2 milyon 152 bin 521 hektara ulaştı. Aynı dönemde şirketlere devredilen alan ise 1 milyon 6 bin 844 hektar oldu. Yalnızca 2026’nın şubat, nisan ve eylül aylarında gerçekleştirilen üç ihalede 472 ruhsat sahası ve toplam 372 bin 48 hektarlık alan şirketlere devredildi. Bu büyüklük, BirGün’ün karşılaştırmasına göre Yalova, Kilis, Bartın, Düzce, Osmaniye, Kocaeli, Zonguldak ve Iğdır’ın her birinin yüzölçümünden daha geniş bir alan anlamına geliyor.

Polen Ekoloji Kolektifi’nin raporu, 2023-2025 döneminde ise 2 bin 405 ruhsat sahasının ihaleye çıkarıldığını, bunların 1.031’inin satıldığını ve ihaleye açılan alanın yaklaşık 1,5 milyon hektara ulaştığını belirtiyor. Şirketlere devredilen alan 634 bin 796 hektar olarak hesaplanırken, satılan ruhsatların 279’unu bin hektardan büyük “mega maden sahaları” oluşturuyor.

266 İlçe “Gözden Çıkarılan Bölge” Kapsamında

Rapordaki en dikkat çekici başlıklardan biri ise “gözden çıkarılan bölgeler” haritası.

Polen Ekoloji Kolektifi, MAPEG ihaleleri, ihalesiz ruhsatlar, ÇED projeleri ve mega maden sahaları gibi ölçütleri birlikte değerlendirerek Türkiye’deki 922 ilçenin 266’sını, 81 ilin ise 60’ını bu kapsamda değerlendiriyor. Böylece Türkiye’de yaklaşık her 10 ilçeden 3’ü raporun “gözden çıkarılan bölgeler” kategorisinde yer alıyor. İç Anadolu’da 54, Doğu Anadolu’da 53, Karadeniz’de ise 43 ilçe bu kapsamda bulunuyor.

BirGün’ün yayımladığı haritada Adana’dan Ankara’ya, Afyon’dan Antalya’ya, Gümüşhane’den Kastamonu’ya, Kütahya’dan Diyarbakır’a kadar çok sayıda ilin ilçeleri yer alıyor. Harita, maden ruhsatlarının yalnızca belirli bölgelerde yoğunlaşan sınırlı bir faaliyet olmadığını, farklı coğrafyalardaki tarım, orman, mera ve yerleşim alanlarıyla kesişen geniş bir ruhsatlandırma ağı bulunduğunu gösteriyor.

“Gözden Çıkarılan” Alanların İçinde Yaşam Var

Polen Ekoloji Kolektifi, BirGün’e yaptığı değerlendirmede ruhsat sahalarının içinde veya hemen yakınında ormanların, tarım alanlarının, meraların, nehirlerin, baraj göllerinin, köylerin, mahallelerin ve kent merkezlerinin bulunduğuna dikkat çekiyor. Kolektif, yeraltı sularının da ruhsat sahalarının içinde veya yakınında bulunduğunu belirtiyor.

Kolektifin Nisan 2026’da yayımladığı “Türkiye’de Ekstraktivizmle Mücadele” raporu, çalışmanın MAPEG maden ruhsat ihaleleri, Taşınmaz Komisyonu kararları ve ÇED duyurularının haritalandırılmasıyla hazırlandığını belirtiyor. Raporda madencilik faaliyetlerinin yalnızca çevresel etkileri değil, tarım, su kaynakları, kırsal yaşam, çalışma koşulları ve yerel topluluklar üzerindeki etkileri de birlikte ele alınıyor.

Bu nedenle tartışma yalnızca “kaç hektar maden sahası açıldı?” sorusundan ibaret değil. Asıl mesele, bu hektarların içinde ne olduğu ve o topraklarda kimlerin yaşadığı, ürettiği ve geçimini sağladığı.

Rızvanoğlu: Kalkınma Doğanın Sınırlarını Gözetmeli

Rızvanoğlu da paylaşımında tam olarak bu noktaya işaret ederek, Türkiye’nin yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesi ve üretim yapılmasının mümkün olduğunu ancak kalkınmanın toprağı, suyu, ormanı ve yaşam alanlarını tehdit etmemesi gerektiğini belirtti.

Rızvanoğlu’nun madencilik ruhsatlarına ilişkin tutumu yeni değil. Mart 2026’da TBMM’de madencilik ruhsatlarının ihale süreçlerinin ve MAPEG ile Taşınmaz Komisyonu uygulamalarının araştırılması amacıyla verilen Meclis araştırması önergesinin görüşülmesinde de konu gündeme gelmişti. TBMM tutanaklarında Rızvanoğlu’nun madencilik politikalarının su kaynakları ve çevre üzerindeki etkilerine ilişkin eleştirileri yer alıyor.

TBMM’nin güncel milletvekili kaydında Rızvanoğlu’nun YENİ Parti İstanbul Milletvekili ve Çevre Komisyonu üyesi olduğu görülüyor.

Toprak, Su Ve Yaşam Alanları İçin Yeni Bir Hesap

Ortaya çıkan tablo, madencilik faaliyetlerinin yalnızca ekonomik büyüklükler üzerinden tartışılmasının yeterli olmadığını gösteriyor.

2 milyon 152 bin 521 hektar ihaleye açılmış alan, 1 milyon 6 bin 844 hektar şirketlere devredilmiş alan ve 266 ilçe…

Bu rakamların her biri bir harita üzerinde yalnızca renkli bir bölge olarak görülebilir. Ancak o haritaların altında tarım arazileri, ormanlar, meralar, su kaynakları, köyler, üretim alanları ve insanların yaşamları bulunuyor.

Polen Ekoloji Kolektifi’nin çalışması bu nedenle madencilik ruhsatlarını yalnızca bir ihale istatistiği olarak değil, toprağın kullanım biçimini ve gelecekte ortaya çıkabilecek çevresel ve toplumsal etkileri birlikte okumaya yarayan bir veri seti olarak ele alıyor. Rızvanoğlu’nun paylaşımı da bu verileri siyasi gündeme taşıyor.

Türkiye’nin önündeki tartışma böylece daha açık hale geliyor: Yeraltındaki zenginlikler çıkarılırken, yerüstündeki yaşamın bedeli kim tarafından ve nasıl hesaplanacak?


  • TB / Evrim Rızvanoğlu, BirGün, Polen Ekoloji Enstitüsü “Türkiye’de Ekstraktivizmle Mücadele” Raporu, TBMM