DoÄŸan Apartmanı, MaÄŸribi, ağır bi’roman
Yıllar önce bir İstanbul seyahati... Sabahın köründe otobüs Harem'e iniyor… Oradan Eminönü'ne arabalı vapurla sabahın ilk ışıklarıyla geçiş… Ara sokaklardan yürüyerek Sultanahmet... Eski İstanbul...
Ya anlamadı ya da anlamazlıktan geldi
Bir sabah, annemin "aşık mısın oğlum sen?" sorusuyla uyandım kahvaltı masasında. Afalladım. Cevabını bilmediğim bir soruyla karşılaşmıştım. Güzel annem yardımcı olmak için, hastalığın bendeki...
Kendime susuyorum…
Herkes kendine susuyor burada. Başkalarına anlatıp, kendilerine dönüp susuyorlar. Korkunç bir sessizlik, derin bir karanlık oluyor her yer… Anlamını çözemeden bende öğreniyorum kendime susmayı...
Oysa Sizin Canınız…
Yeterince güçlüydünüz bugün de. Ama gücünüzü bugüne de yettirebilmiş olmak memnun edeceği yerde huzursuz ediyordu sizi biliyorum.
Huzursuzdunuz çünkü önünüze çıkan her işi yapıyor, yoluna...
AÅŸk böyle bir ÅŸey…
Bu gün okul çıkışı sesini duymak istedim Berekat ağabeyin. Sesinde ilk defa sevdiği kızla buluşmaya giden ergen bir çocuk heyecanı.
-Hocam şu an Nusaybin’deyim yeni...
YaÅŸayabildiÄŸin kadar AÅŸk… AnlatabildiÄŸin kadar Masal…!!!
Bizansın iki yakası üzerinde yükselen bu şehirde ihtişamlı bir sis var...
Konyak içerek göğü yarıp geçmenin keyifli kışkırtıcılığı içindeyim...
KuÅŸkusuz romanlar ve ÅŸiirler benden bahsetmiyor ama...













